Sisi’nin tehdidi ve İhvan-ı Müslimin

21.06.2020 / 20:29

Sisi’nin tehdidi ve İhvan-ı Müslimin

ANKARA EKSPRESİ

 

Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti’nin (UMH) teröristleri himaye ettiğini ve mevzi kazandıkça teröristlere mevzi kazandırdığını ileri süren Mısır diktatörü Sisi, Mısır sınırına 800 küsur kilometre mesafedeki Sirte ve Cufra’yı kırmızı çizgi ilan etti. UMH bu şehirleri alırsa Mısır olarak Libya’daki bazı kabileleri silahlandırmak ve gerekirse kendi ordularını da Hafter’in yanında resmen ve fiilen savaşa sokmak suretiyle ülke sınırlarını teröristlere karşı koruyacaklarmış!

 

Hafter kim? Terörün dik alası olan savaş suçları işlediği (kadın ve çocuklar dahil sivilleri katlettirdiği) bilinen darbeci bir general. UMH ne? Vaktiyle Sirte’yi “IŞİD” teröristlerinden temizleyen meşru Libya hükümeti. Peki Sisi’nin sözünü ettiği teröristler kimler? UMH’yi destekleyen Libya İhvanı. Bu grubun ne terörünü görmüş Sisi? “IŞİD” teröristleri Libya’da haykırıp haykırıp kelle keserken terörle mücadele namına Libya’ya ordusunu sokmayı aklının ucundan bile geçirmeyen Sisi, şimdi Sirte ve Cufra’yı İhvan destekli UMH’ye kaptırmamak için savaşarak Mısır’a nasıl bir hizmette bulunmayı murat ediyor? “UMH Libya’ya hâkim olursa İhvan’ın etkisiyle Mısır’ı işgale kalkışır, bunu engellememiz lazım” mı diyor? Fantastik komedi! Yoksa “UMH sınırımıza dayanırsa Libya İhvanı buradaki yoldaşlarına sınırdan silah sevk eder, onlar da bana karşı silahlı ayaklanma başlatır” mı diyor? O da saçma. Kullanmaya karar verdikten sonra silah bulunur; İhvan-ı Müslimin Mısır’da silahlı mücadeleyi tercih etseydi, buna Rabia katliamından sonra başlardı. Ama başlamadı ve dokuz yıldır başlamıyor işte. Rejime karşı silahlı mücadeleyi kategorik olarak ve kararlılıkla reddediyor, kimi çevrelerin bu yöndeki telkinlerine zinhar kulak asmıyor.  

 

2016 senesinde bir dizi şiddet eyleminin rejim tarafından İhvan’a mal edilmeye çalışılması üzerine, İhvan yönetimi şu açıklamayı yapmıştı: “Gerek ordu, gerek polis, gerekse sivil vatandaşlardan masumların öldüğü bu gibi saldırılar rejimin komplosu olabilir… İhvan-ı Müslimin, baştan beri darbeyle mücadelede barışçıl yolu benimsediğini vurgulamaktadır. Aynı şekilde teşkilat, şiddete ve silah kullanılmasına karşı olduğunu da vurgulamaktadır…” Geçen sene, ABD’li yetkililerin terörizm suçlaması üzerine yaptığı açıklamada da barışçıl yöntemlerdeki ısrarını vurgulamıştı İhvan: “…sahip olduğumuz barışçıl orta yol düşüncesi doğrultusunda çalışmaya devam edeceğiz”. Öyle yapmadığına dair hiçbir delil yok. Sisi ve benzerlerinin içi boş iddiaları var sadece.

 

Benzerlerinden bir tanesi, İslam İşbirliği Teşkilatı Genel Sekreteri Yusuf Useymin. Şarkulavsat gazetesine verdiği beyanatta İhvan-ı Müslimin teşkilatının “IŞİD”den daha tehlikeli olduğunu söyledi bu zat-ı nâmuhterem. “Ama nasıl olur?”un cevabı, Tunus NAHDA hareketi lideri Gannuşi’nin 1996’da -Yeni Şafak’taki bir mülakatta- “radikal laik akım”ın İslamcılara bakışına ilişkin olarak söylediği şu sözlerde bulunabilir: “Beklenenden farklı olarak, aşırı İslamcılardan ziyade mutedil İslamcılara diş biliyorlar. Çünkü mutedil İslamcılar ikna edici argümanlara sahip… Aşırılık ise, sağduyulu nefisler tarafından kabul görme şansına sahip olmadığı için, kolaylıkla saf dışı bırakılabilir. Bu nedenle radikal laikler, farklı olanla savaşmak yerine onu diyaloga ve birlikte yaşamaya çağıran mutedil İslamcılara karşı toplarının namlularını daha çok yöneltmekte ve tüm kinlerini kusmaktadırlar. Mütefekkir Abdulvahhab El-Efendi’nin, Cezayir’de ‘Diyaloga hayır! Müzakereye hayır! Demokrasiye hayır! Zafere kadar savaş!’ sloganını usanmadan tekrarlayan radikal retçi ‘Silahlı İslami Grup’a benzeterek ‘Silahlı Laik Grup’ diye adlandırdığı bu çevreler … İslam(cılar)’la seçim sandıkları önünde yarışmayı kabul etmiyorlar. Bunun için gerekli olan özgüvene sahip değiller çünkü. Demokratik mücadele metodunu savunmak şöyle dursun, bu metodu tasvip eden mutedil İslamcılara var güçleriyle saldırıyorlar."

 

Bu böyledir. Fakat Sisi’nin Libya konusundaki son çıkışı, bunun ötesindeki bir şeyi ifade ediyor: Türkiye destekli UMH ordusunun ilerleyişi karşısında paniğe kapılan Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan yönetimlerinin acil ve etkili müdahale için sıkıştırdığı Sisi, diktatörlüğünün velinimeti olan bu ağa babalarını tatmin etmek uğruna ne yapacağını şaşırmış vaziyette. İnşaallah o uğurda Mısır ordusunu ateşe atacak kadar ileri gitmez.