Alev Alatlı’nın PAÇOZLUK kavramını gündemimize soktuğu günlerden, günümüze…

09.05.2020

Bir kaç yıl önce ülke gündemini, Alev Alatlı’nın Beyaz Türkler Küstüler kitabındaki “paçozluk“ kavramına yaklaşımı meşgul etmişti. 

 

Kitabın yazım aşamasında Alev Alatlı ile yapılan birkaç söyleşiye günümüz Türkiyesi’nden tekrar bakmakta yarar var…

 

12 Eylül 2011 tarihinde Akşam Gazetesi’nden Şenay Yıldız’a verdiği röportajda şöyle diyordu Alatlı: “Paçoz, kendi çıkarları için her yolu mübah sayan, küstah, beş para etmez, sokak kurnazı, zevzek, müptezel, basmakalıp, palavracı, rüküş, hoyrat, içtensiz, pespaye, nekes, terbiyesiz, aşağılık, ahlaksız, kalleş. Dostoyevski Puşlost ( Poshlost ) der. Topluma musallat olan, iblis ayarlı, paçozluktur Puşlost. İşte kitap paçozluğun hikayesi. Puşlost tüm bu kavramları içinde toplayan tanımlama. Bizde de Ömer Seyfettin’in Efruz bey tiplemesi, Nesin’in Zübük’ü kısmen buna yakındır. Ama benim ele aldığım paçozluk süreci Puşlost’a daha yakın ve korkum o ki, bu iblis Türkiye’ye yerleşmektedir. Paçozluğun dini, ırkı, sınıfı, cinsiyeti, ırkı yoktur ve giderek yerleşiyor.“

 

Aynı röportajda, ülke insanının tanıdığı figürlerin de kitabında yer almasını “Biliyorsun, ben insanları bireyler olarak değil de, belli bir akımın iyi örnekleri olarak ele alırım. O insanın bütünü öyle olmasa da, o hareket paçozluktur demek için.“ cümleleriyle açıklamış Alev Alatlı.

 

“İnsanlar sarsılsın mı istediniz bunları yazarak?“ sorusuna verdiği cevap ise “Hayır, ben sadece Beyaz Türkler’in derdini anlatmak istedim. Dostoyevski’nin Puşlost’u gibi paçozluk iblisi tüm kurumları sardığı zaman sıkıntı başlıyor. Bunlar Başbakan’dan tutun herkese akıl verirler. Böyle de küstahtırlar. Herkesin herkesle yer değiştirebildiği, birisi gittiğinde hiçbir şeyin değişmediği bir durum paçozluktur. Muhafazakar görünen ve 90 tane örtünün arkasına sağınan da paçozluk sergileyebilir, bikinili İvana Sert de, Eda Taşpınar da. Paçozluk süreci değişik biçimlerde ülkemizin her tarafına yayılıyor ve revaçta.”

 

8 Nisan 2013 tarihinde Kutlu Esendemir’in Habertürk Gazetesi'nde Alev Alatlı ile yaptığı röportaj için seçilen başlık “Bizi terör değil paçozluk dağıtacak“.

 

Alatlı, Esendemir’e Türkiye’nin entelektüel dünyasındaki durumu “Has entelektüel ‘paçoz ‘ olmaz, ‘paçoz’ sa entelektüel değildir. Olsa olsa ‘ entel ‘ olur. İktisatta kötü paranın iyi parayı kovduğu gibi, entel de entelektüeli kovar. İzleyen kalitesizleşme toplumun tüm katmanlarına sirayet eder.” cümleleriyle anlatmış.

 

An itibariyle baktığımızda, bir dönem Alev Alatlı’nın Beyaz Türkler üzerinden tartışmaya açtığı paçozluk kavramı, gerçekten de her gün, her saat, her dakika televizyon ekranlarından, gazete köşelerinden, manipülatif haberlerden, sosyal medya paylaşımlarından yeni figürlerce  üzerimize boca ediliyor. 

 

Günümüz Türkiyesi yeni paçozlarını üretmekte ve kalitesizliği toplumun tüm katmanlarının üzerine kusmakta müthiş başarılar kaydediyor.

 

“Has entelektüel ‘paçoz‘ olmaz, ‘paçoz’sa entelektüel değildir, olsa olsa ‘entel‘ olur” cümlesindeki entelektüeli geçelim, “entel“ tanımına dahi monte edilemeyecek özel tarihe sahip kişilerin ekranlardan kanaat önderi gibi topluma sunularak zırva tevillerle insanları formatlama çabası sadece ‘ülkeyi paçozluk bölecek’ başlığını doğruluyor.

 

Fütursuzca komşularını fişlediğini beyan edip ardından  “liderimizin arkasındayız“ sihirli cümlesini söylediğinde dokunulmazlık kazanılabileceğini insanların gözüne sokan paçozluk iklimi kadar lidere zarar veren başka ne olabilir ki aslında?

 

Hem kilit, hem anahtar “liderimizin arkasındayız“…

 

‘Bu cümleme kadar sarf ettiğim hiç bir pespayeliği eleştiremezsiniz, çünkü liderimin arkasındayım dedim ve konuyu kilitledim, her zırva tevilime, yasalara aykırı cümleme katlanmak zorundasınız, çünkü liderimin arkasındayım diyerek korunma alanımın anahtarını kullandım ve korunma alanımı açtım’ konfor alanından birileri paçozluğun ülkeye nasıl sirayet ettiğini gözümüze sokarken, binlerce insan da ona desteğini esirgemiyor.

 

Alev hanımın “Beyaz Türkler”i gibi sınırlı bir kitleyle de kalmıyor, paçozluk tüm sığlığı, tüm nobranlığı, tüm fırsatçılığı ile hızla ve sınırsız hazla yayılıyor.

 

Sol cenahın  “muhafazakardan aydın olmaz, münevver olur” söylemindeki espriyle karışık, düşünceye saygı ve hak teslimiyetine karşılık gelen, muhafazakar münevverlerin, entelektüellerin yerini ‘entel‘ tanımlamasıyla dahi örtüşemeyecek sığlıkta figürler alıyor ve bu ülkenin normali haline geliyor…

 

Paçozluk neredeyse her ekrandan, her köşeden topluma dayatılırken, muhafazakar müslüman camia kendi  içinden çıkardığı saygınlık kazanmış entelektüellerini her gün biraz daha görünmez kılıyor ve bunu sorgulama ihtiyacı dahi hissetmiyor. 

 

Düşünürlerin düşünceleri değil, paçoz figürlerin sığ,  tribüne oynayan sloganları ve kötücül söylemleri parlatılıyor…

 

Eski Türkiye figürleri üzerinden tartışmaya açılan paçozluk ülkenin ruh ikliminin normali olma yolunda hızla yayılıyor ve Alev Alatlı‘nın da vurguladığı gibi kalitesizleşme toplumun tüm katmanlarına sirayet ediyor…