Bey oğlu bey: Erdem Bayazıt

05.07.2020

Mekân Mavera’nın yazıhanesi…

 

Yer yeşil halı döşenmiş, ayakkabıyla girilemiyor…

 

Güzel Adamların hepsi orada...

 

Dergi üzerine konuşuluyor…

 

“… ipin bütün uçlarını avucunda toplayıp kimi koltuklara çöreklenmiş kimi yerlere oturmuş onca insanda ne anlamak imkanı ve yeteneği bırakan bir batarya salvosu gibi, sonuna kadar açılmış bir radyo gibi bangır bangır gürle”yen bir adam: Erdem Bayazıt.

 

Üstteki anlatım Erdem Bayazıt’ın kadim dostu Cahit Zarifoğlu’na ait.

 

Devam ediyor Zarifoğlu: bazıları gerçekten ne kadar da ağa tabiatlı oluyor. Hani bazılarının şövalye tabiatlı da dedikleri. Erdem öyledir. Hayır Ağa değil Bey’dir. Kardeşi Ahmet Bayazıt haza Bey tabiatlıdır. Ailelerinden gelme bir hal olmalı.

 

Rasim Özdenören, 9 Temmuz 2009’da Yeni Şafak’ta yazdığı Yıl 1: Erdem Bayazıt başlıklı yazısında Erdem Bayazıt’ın Bey’liğini şu cümlelerle anlatıyor:

 

Cahit'in ve biraz da şartların zorlamasıyla Mavera dergisinin sahipliğini ve yazı işleri müdürlüğünü üstlenmişti. İşi gereği muhasebe işine, derginin alacağına borcuna bakıyordu. Fakat o işleri yürütürken nasıl bunalırdı! O mülayim, içi şefkat dolu insan bir anda barut kesilirdi.

 

Bir defasında, beklediği ödeme gelmemişti. O gün derginin de bir başka yere ödenmesi gereken senedi vardı. Erdem, her zamanki gibi barut kesilmiş, ortalığı kırıp geçiriyordu. Derken Akif merhum geldi. Sakin bir sesle: “Erdem bu ne hal? Neye hiddetleniyorsun?” diye sordu. Erdem de beklediği paranın gelmediğini dolayısıyla ödemesi gereken borcu da ödeyemeyeceğinden acze düştüğünü söyledi. Akif, borcun kime olduğunu sordu. Erdem: “Matbaaya, Hüdaverdi Çakır''a...” dedi. Akif, Hüdaverdi beyin telefon numarasını aldı, telefonu çevirdi, karşısına çıkan Hüdaverdi beye: “Hüdaverdi, kardeşim, sana borcumuz varmış; bu ay ödeyemeyeceğiz, ertelemeni rica ediyorum” dedi. Hüdaverdi de: “Baş üstüne ağabey” diye cevap verdi. Akif, Erdem''e dönerek: “İşte bu kadar Erdemciğim, dedi, kendini helak etmene gerek yoktu.”

 

Fakat unutulmasın ki, Erdem bir bey oğlu idi. O, borç erteletmeye, almaya değil; vermeye alışıktı. Akif’se mizacen ağa tabiatlı idi. Almaya da vermeye de pervasız davranırdı.

 

Erdem Bayazıt ile maalesef tanışma imkânımız olmadı. Onu yazdıklarından ve hakkında yazılanlardan biliyorum.

 

Seksenlerde TRT’de yayınlanan Çok Sesli Bir Ölüm, Bir Adam Yaratmak, VI. Murat gibi dizilerin, aynı zamanda filmlerin ve belgesellerin yapımcısı olan kardeşi Ahmet Beyi Ajans 1400’de ziyaretine gittiğimde tanımış, Zarifoğlu’nun “ailelerinden gelme olmalı” dediği  hale bizzat şahitlik etmiştim.

 

Ne kadar candan karşılamış, ikramlarda bulunmuştu.

 

Elinde piposuyla okuduğu şiirler; Necip Fazıl, Nuri Pakdil ve diğer ağabeylerin hatıralarını aktarırkenki heyecanı tok sesi ile hafızamda…

 

Erdem Bayazıt tam on iki sene evvel 5 Temmuz’da, kardeşi Ahmet Bayazıt ise 20 Temmuz 2010’da ahirete göçtü.

 

Bu bey tabiatlı iki kardeş şimdi Eyüpsultan Mezarlığı’nda aynı mezarı paylaşıyorlar.

 

Ölüm bize ne uzak bize ne yakın ölüm / Ölümsüzlüğü tattık bize ne yapsın ölüm” diyen Erdem Bayazıt’ı, o yiğit sesli bey oğlu bey’i ve Önden Gidenler’i rahmetle anıyorum.