Biz hep farklıydık, ya siz?

03.01.2021

Hani biz farklı olacaktık diye sormuştum iki yıl evvelki bir yzımda.

 

Aslında yanlış sormuşum.

 

Biz o zaman da farklıydık ve yanılgımız sizin de farklı olduğunuzdu.

 

Siz hiç farklı olmamıştınız.

 

Biz olmanızı istemiştik.

 

Umut etmiştik.

 

Ve umutlarımıza inanmıştık.

 

Çok acı çekmiştik.

 

Yüreğimize iyi gelmiştiniz.

 

Acıların bizi kardeşleştireceğine inandık.

 

Bu inançla size güvendik.

 

Ama yanıldık.

 

Olsun, siz bizi yanıltıncaya kadar bu ülke birkaç güzel yıl yaşadı.
 

Günlerdir yazmak istiyorum.

 

Ama bir türlü yazamıyorum.


Aslında haykırmak istiyorum
 

Bağıra çağıra haykırmak istiyorum.
 

Hayal kırıklığımı.
 

Umutsuzluğumu.


Nasıl bu hale geldiğimizi.
 

Neden bunları yaşamak mecburiyetinde kaldığımızı.
 

Hep yazmak.


Hep yazmak.


Hiç durmadan yazmak.


Harflerle kavga ederek.


Kelimelere öfke duyarak.


Cümleler hiç bitmesin diyerek.

 

Daha çok kendimle hesaplaşarak.

 

Yüreğimi döverek.


Gözlerim görmesin diye.

 

Yazdıklarımı kendimden de saklayarak.


Yazmaya çalışıyorum.
 

Nafile.


Yaşıyorum.


Yaşıyoruz.


Harfler, kelimeler, cümleler benim beynimi parçalayarak dökülüyor.


Tutamıyorum.


Korku zincirleri koptu bir kere.


Ne acı değil mi?


Yazarken korkmak.


Konuşurken korkmak.


Hani biz korkuların olmadığı bir dünya vaad etmiştik?


Hani sabah kapı çalındığında gelen sütçü olacaktı?
 

Hani düşüncelerinden ötürü insanlar yargılanmayacaktı?


Ya da en acısı… Düşüncelerinden ötürü insanlar işini ve ekmeğini kaybetmeyecekti.
 

Hani özgürce nefes alacaktık?


Hani biz kardeştik?


Hayır.


Milyon kere hayır.


Artık siz biz değilsiniz.


Artık siz güç ve konforun sahibisiniz.
 

Artık siz adil ve adaletli değilsiniz.


Sadece ama sadece kendinize adilsiniz
 

Siz bu toprakların acısından da mutluluğundan da bihaberdiniz
 

Sadece kendi kibir ve egonuz ile bize bakıyorsunuz.


Onun için de bizi göremiyorsunuz.

 

Ne yaşadığımız sizin için bir dert değil artık.
 

Varsa yoksa güç ve bu gücün getirdiği ihtişam.


Sizi siz olmaktan çıkaralı çok oldu.
 

Bizimki bir umut kırıntısı işte…
 

Belki fark edersiniz.


Nerede hata yapıyoruz diye, nerede yanlış yaptık diye sorarsınız belki.


Ama bunu yapmayacağınızı öğrendik.
 

Ne acı.


Yine hata ve yanlışları bizde buluyorsunuz.


Bu kadar mı kopar insan yasadığı yerden?


Bu kadar mı tanımaz  kendisini baş tacı eden toplumu?


Cevabı olmayan sorular gibi.


Aslında cevabını uzun zamandır almıştık.


İnanmak istemiyorduk.


Kendimizi sürekli kandırıyorduk.


Ya da kendimize bile anlatmaya korkuyorduk.


“Biz bu değiliz” demek çok acı veriyordu belki.


“Biz bunun için mücadele etmedik” demek.


Umudumuz ve hayalimiz bu muydu sorusu canımızı çok yakacaktı, ondan.


Hazırlıklı değildik kendi bedelimize.


Hazırlıklı değildik bizim biz olmaktan çıktığımıza.


Ve belki de korkuyorduk, kendimizi yeniden keşfetmeye.