‘Bre yok mu bir Müselman!’

03.06.2020

Yönetmen Halit Refiğ’in dedesi Selanik eşrafından Refik Efendi, dokuma tezgahları almak için gittiği İngiltere’de ortağı olacak Conkikirik’in kendisini karşılamaya gelmemesi üzerine tek kelime İngilizce bilmeden Manchester tren istasyonunda kalakalır. Sağa bakar yok, sola bakar yok... Refik Efendi, dilini bilmediği bu acayip herifler arasında bunalır bunalır ve gür sesiyle “Bre yok mu bir Müselman!” diye tren istasyonunu inletir. Bereket, orada bulunan İstanbullu bir Ermeni vatandaş sesini duyar “Buyursunlar beyim, ne arıyorsunuz” der de Refik Efendiyi sıkıntıdan kurtarır. Refik Efendi vatandaşının yardımıyla ortağını bulur, tezgahları alır evvela Selanik’te sonrasında Türkiye Cumhuriyeti’nin tekstil sanayinde mühim işler yapar.

 

Halimiz istasyonda kalan Refik Efendi’den beter.

 

Dilimizi anlasak da birbirimizi anlayamıyoruz artık, aynı dili konuşmak yetmiyor buna.

 

Konuşmalar tartışmak için... Bomboş, bir yere varmayan, neticesiz, saçma sapan bağrışmalar.

 

Her kafadan bir ses çıkıyor. Çıkarmayan oyundan atılacak gibi, avazı çıktığı kadar bağırması oyunu ne kadar sevdiğinin göstergesi, bağıracak.

 

Mükemmel kakafoni!

 

Bugün “ak” dediğine yarın “kara” demek de vaka-i adiyeden.

 

Rüzgarın birazcık yer değiştirmesi bile kendisini tekzip etmesine yetiyor.

 

Yanlış “yanlış” değil artık. Doğru da “doğru” değil. Sosyal medya gündemine, kimin yaptığına göre pozisyon alınarak yazılacak malzeme bunlar…

 

Bütün bunların yanında güzel sözleri olanlar yok mu?

 

Olmaz olur mu…

 

Fısıldadıkları için duyulmuyorlar.

 

Oyuna katılmadıkları için duyulmuyorlar.

 

Sosyal medya çarkına kapılıp, “raiting” belasına bulaşmadıkları için duyulmuyorlar.

 

İşte  Açık Pencere’den seslenen adam, Gökhan Özcan. Bakın ne diyor:

 

Kötülükleri teşhis etme cesaretini göstererek, yeniden hayata döndürelim masumiyeti” diyor.

 

Aklımızı başımıza alalım, sessiz olup kalbimiz ne diyor, onu dinleyelim. Edilgen konumlarda sızlanmayı bırakıp, haysiyetli bütün hayat cümlelerinin muhatabı olmaya bakalım” diyor.

 

İnsanlık için söyleyebilecek güzel bir şeyimiz varsa durmayıp söyleyelim. Yoksa, insanlık için söylenecek güzel sözler arayalım” diyor.

 

Hülasa, Refik Efendi gibi soruyor: “Bre yok mu bir Müselman!