Cesetler üzerinden pozisyon almak ne büyük acziyettir...

19.10.2020

Türkiye’nin tanıdığı iki isim bir kaç gün arayla bu dünyaya veda ettiler...
 
Markar Esayan ve Bekir Coşkun.
 
Ülke gündemini bir şekilde etkileyebilen insanlar gittiğinde, garabet insan profilleriyle karşı karşıya kalmak, onların bencil yorumlarını gözlemek de biz fanilere nasip oluyor.
 
Geçmişte de böyle miydi, günümüzde daha mı çok göze batıyor bilemiyorum, ancak şahit olduğumuz garip bir durum mevcut...
 
İnsanlar, ölenlerin cesetleri üzerinden siyasi ve sosyal pozisyonlarını vurgulama gerekliliği duyuyor.
 
Ölenin ideolojisini, yaşadığı süreçteki durduğu yeri eleştirmekten ya da onaylamaktan çok daha fazlasını gözlemliyoruz. 
 
Cesetleri yüceltir derecede sahiplenerek ya da üstü kapalı aşağılayarak veya alenen hakaret ederek siyasi duruşunu kendi kitlelerine onaylatmaya çalışan garip bir ruh hali var insanların.
 
Markar Esayan bir süredir kanser tedavisi görüyordu, maalesef olumlu sonuç alınamadı ve yaşama veda etti. 
Eski mahallesinden  “ Markar Esayan ölmüş. İyi oldu. “ yazabileni de gördük, yeni mahallesinden “ iyi bilirdik “ yazanı da. 
Bir de “ gayri müslüme hak helal edilmez “ diyen yeni mahallesinin sakinlerini de anmadan geçmemek gerek.
 
İyiliğiyle, kötülüğüyle, günahıyla, sevabıyla giden gitmiş. 
 
Eleştirinin ötesinde öfke kusanların “ Kenan Evren’in arkasından hakkını helal etmeyen insanlar “ örneğini vererek kendilerini onaylatma ihtiyacı ne kadar acınası bir hal!
Evren gibi bir uç örneğin arkasına sığınarak size artık cevap veremeyecek bir insana istediğinizi söyleme özgürlüğüne sahip olduğunuzu düşünüyor ve iyi insan olduğunuzu mu onaylatmaya çalışıyorsunuz ?
 
Yapılan her yorum arkada kalanların kendilerini onaylama, onaylatma çabasından ve kimlik beyanından başka neyi ifade ediyor ki ?
 
Bir kaç gün sonra aynı hastalık ve tedavi sürecinin ardından Bekir Coşkun da hayata veda etti. 
 
Markar Esayan’ı sahiplenen, siyasi sembol olarak üzerinden pozisyon alanlar, Esayan’ın ardından “ öldü, iyi oldu “ diyenleri “ insan değil bunlar “ diyerek eleştirirken, Bekir Coşkun’un ardından “ ateşi bol olsun “ diyebiliyor. 
 
Sadece insan kimliği ve yaşanmışlıkları ile Bekir Coşkun’un ardından “ rahmet olsun “ mesajı yazan mahallenin ağabeylerinden birini, kendileri gibi pozisyon almadığı için hedef alan garip bir kitle mevcudiyetine de şahit olduk.
 
Esayan ve Coşkun’un cesetleri üzerinden “ lanet “ mesajlarıyla aidiyet ve kimlik vurgusu yapanlar aslında ne kadar aynı reflekslere sahipler, ne kadar benziyorlar ve birbirlerini besliyorlar farkındalar mı acaba ?
 
İnsanın ruhu kanser olmasın, bedenin acısı ölümle son buluyor, ruhu kanser olanlar ise yaşamı boyunca tedaviye muhtaç olduğunu fark etmeden ve etkileşim halinde oldukları insanları da bu illete maruz bırakarak yaşayabiliyor.
 
Markar Esayan ve Bekir Coşkun’a, her ikisine de rahmet diliyorum.