Çevreden gelen baskının merkez üzerindeki dönüştürücü gücü

25.08.2020

İbn Haldun ünlü bedevi-hadari (bugüne uyarlarsak çevre ve merkez) çelişkisine ilişkin doğruluğu defalarca kanıtlanmış görüşünü temellendirirken bedevilerin merkeze yönelik hareketinin temel motivasyonunun "asabiyet"  olduğunu söyler. Çevre büyük bir asabiyetle merkeze doğru yürürken merkez de büyük bir hırsla güce sarılır. Çevrenin asabiyeti ve merkezin hırsı arasında amansız bir mücadeledir gidiyor.

 

Evrensel bir kuraldır bu. Ancak ülkemizde birçok insan, özellikle iktidar sahipleri bu evrensel kuralın kendileri için geçerli olmadığına inanıyormuş gibi hareket ediyorlar. Tabi neden başımıza bu geldi sorusuna cevap bulamadan kendilerini denklem dışında buluyorlar her seferinde.

 

Türkiye’de coğrafi bir çevreden bahsedecek olursak her halde Van bu tanıma en uygun şehirdir. Sosyolojik konum itibariyle de elbette Kürtler. Genelde Kürtlerin, özelde de Van’ın çevre olmanın verdiği motivasyonla Türkiye’nin merkezine doğru dönüştürücü bir basınç uyguladıkları bir gerçek.

 

22 Ağustos tarihinde Gelecek Partisi Van İl Kongresine katılmak üzere Van’a giderken bunları düşündüm doğal olarak. Çünkü özelde Van’ın, genelde Kürtlerin merkeze doğru basınç uygulayan dönüştürücü etkisini en az bir kaç kere müşahede etmişliğim var. Örneğin 12 Eylül darbesinden sonra merkezin kendini iyice tahkim ettikten ve kaleyi tamamen sağlama aldığına inandıktan sonra yapılmasına izin verdiği ilk yerel seçimlerde değişimin işaretini Urfa ile birlikte Van vermişti. Anayasa referandumunda da en yüksek ret oyu Bingöl’den gelmişti. Van ve Urfa’da belediye başkanlıklarını zamanın Refah Partisi kazanmıştı. Daha sonra Refah partisinin iktidara yürüyüşü devam etti. Malum önce iktidar ortağı oldu, sonra gömlek değiştirerek Ak Parti adıyla tek başına iktidar oldu. Çevrenin 12 eylül rejiminin boğucu atmosferinde Van’da başlattığı  hareketi merkezin güçten ayrılmama hırsını yenilgiye uğratmıştı.

 

Ancak görüldüğü üzere sözünü ettiğimiz çevresel hareketin temsilcisi günümüzün iktidarı büyük bir güçle akmaya başlayan çevreyi dinleyip tatmin etmek yerine iktidar hırsıyla hareket ederek çevreyi bastırmayı tercih etmektedir. Hırs ise Arapçada bir dikenin adıdır. Develer çölde bu dikeni çok severler. Fakat bir sorun var. Deve bu dikeni yiyince dili kanar. Kendi kanının tadı devenin hoşuna gider ve daha da yemek ister. Yedikçe dili kanar, dili kanadıkça hırs adlı dikeni yer ve sonunda ölür. Bu yüzden özellikle iktidar sahiplerinin ölümüne iktidara sarılmaları bu şekilde isimlendirilmiştir. Hırs ya da İhtiras.

 

Kongre sırasında Van’da yeni bir çevre hareketinin başladığına tanık olduk. Bir işaret fişeği verildi ve merkezin hırsı çevrenin iradesi karşısında tutunamayacak.