Çocuklar için yazmak çok ciddi bir iştir!

28.08.2020

Dördüncü baskısı yapılan ve yazarının imza günü düzenleyip üzerine fiyakalı imzasını attığı bir masal (!) kitabı…

 

Fabl türünde yazılmış on beş masaldan (!) müteşekkil bir kitap…

 

Birkaç gündür gündemi meşgul eden, içinde iğrenç mevzu ve ifadelerin olduğu bu “masal” (!) kitabına tepkiler, kitabın toplatılması, hakkında  Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın “muzır ve müstehcenlik” kararı alması ve nihayet yazarının tutuklanmasıyla neticelendi.

 

Haber sitelerinden okuyalım:

 

Eğitim-Bir-Sen ve Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, müstehcen tabirlerin sık sık kullanıldığı, ahlaki sınırların aşıldığı (…) eğitimle, pedagojiyle zerre kadar bağdaşmayan kitabın çocuklara vereceği zararın önüne geçilmesi için yetkililere çağrıda bulundu.

Ali Yalçın şunları söyledi:

 

“Kitap yazmak belli bir müktesebat, çocuk kitabı yazmak ise pedagojik bazı temel ilkelerden haberdar olmayı gerektirmektedir. Kitap yazmak, canı isteyenin değil, kabiliyeti ve bu alanda özel eğitimi olan insanların yapabileceği bir iştir. Ahlaksızlığı iş edinenlerin çocuklarımızın saf ve masum dünyasına kitap gibi önemli bir değeri kullanarak giriyor olması, bu alanda gerekli denetimin, caydırıcı tedbirlerin olmadığının göstergesidir. Geleceğimiz olan çocuklarımıza sahip çıkmak, onları korumak başta yetkililer olmak üzere hepimizin en büyük sorumluluklarından biridir.”

 

Okuma ile aramızın pek hoş olduğu söylenemez.

 

Çocuklar için alınacak kitaplar kapaklarına bakılarak seçiliyor.

 

 “Altı üstü çocuk kitabı, okusam ne olur” dememeli…

 

Çocuklar için yazmak nasıl büyük bir sorumluluk ise çocuklar için alınan kitapların onlara verilmeden evvel muhakkak ve muhakkak okunması da aynı derecede sorumluluk isteyen ciddi bir mesele.

 

Bu sorumluluğun farkında olan yazarlarımızdan Cahit Zarifoğlu merhum, bir röportajında, “neden çocuklar için yazıyorsunuz” sorusunu şöyle cevaplar:

 

Çocuklara yazmanın, yazmak dediğimiz dehşetli olayı kolaylaştıran bir yanı da var. Acılarını azaltıyor. Yazar kendini biraz daha rahat hissediyor. Çocukların safiyeti ve günahsızlıklarından gelen bir rahatlık bu. Belki de büyüklerin çekişmelerle dolu dünyasından bir kaçış. Sonra çocukların eleştirilerine daha rahat katlanabilirsiniz. Sözü döndürüp dolaştırmazlar. Birkaç cümle söylerler. Beğendim veya beğenmedim derler. Olağanüstülükleri hemen kabul ederler. Buna rağmen mantık kopukluklarını hemen fark ederler. Fakat bunların hepsi bir yana, çocuklar henüz kafir ve mümin diye ayrılmamışlardır. Hepsi mümindir. Böyle, meleklere benzeyen bir cemaat için yazmak harikulade bir şey değil mi?

 

Cahit Zarifoğlu’na göre çocuklar için yazmak çok ciddi bir iştir:

 

Çocuklar için yazmanın çocukça bir iş olduğunu söyleyenler, kendi çocuklarının kitap okumasını saçma sapan bulanlar olmalı. Ya da çocukluklarında hiç kitap okumamış insanlar. Bunların söylediklerine gülüp geçmek mümkün, ama üzerinde düşünülse daha iyi olur.

 

Zarifoğlu, küçük meleklerine harikulade tatlı kitaplar yazdı. Hatırlayalım:

 

Serçekuş, Ağaçkakanlar, Katıraslan, Yürekdede ile Padişah, Gülücük, Küçük Şehzade, Motorlu Kuş, Kuşların Dili, Ağaç Okul…

 

Yıllar yılı okunan, sürekli yeni baskıları yapılan kitaplar…

 

Zarifoğlu’nun çocuk kitapları türünün klasikleri arasına girdi.

 

Zarif Amcalarının kitaplarını okuyarak büyüyen çocuklar şimdi onları kendi çocuklarına okuyan/okutan anne babalar oldular. Belki aralarında nine yahut dede olanlar bile vardır.

 

Mevlana İdris’in, Gökhan Özcan’ın ve diğer aklı başında yazarlarımızın çocuk kitapları da yıllarca okunacak, nesilleri büyütecek kitaplardan.

 

Çünkü onlar için de “meleklere benzeyen bir cemaat için yazmak harikulade bir şey.”

 

Yazının başındaki korkunç hadiseye dönersek:

 

Çocuk edebiyatı, edebiyatın en fazla ciddiye alınması gereken dalı.

 

Bu tür saçmalıkların bir daha yaşanmaması için lütfen azami dikkat!..