‘Cumhurbaşkanı İstifa’ demek suç mudur?

06.02.2021

"Yürekleri yetse Cumhurbaşkanı da istifa etsin diyecekler" dedi bugün Cumhurbaşkanı Erdoğan; bir cumhurbaşkanının istifasını istemeyi, yürekli olup olmamaya bağladı. Dünyanın her yerinde, herhangi bir makamı işgal eden, herhangi bir şahsiyete dair, istifa talebinde bulunmak meşru bir haktır. İstifa talebi o kadar korkutucu bir şey değil; dolayısıyla yürek de istemez, sadece vatandaşlık haklarına olmak yeterlidir. Söz konusu haklı sebepleri en iyi açıklayan devlet başkanlarından biri Abraham Lincoln’dur, 1863 yılında köleliğin kaldırılması için yapılması gerekenleri ve alınacak tedbirler konusunda önlemleri belirtirken, açıkça istifa tepkileriyle karşılaşır ve şöyle der: “Beni seçme iradesine sahip olan her vatandaş, istifamı talep etme iradesine ve hakkına sahiptir”.  

 

Abraham Lincoln’u meşru bir referans olarak kabul ettiğimizde, istifa talep ve hakkının seçmen iradesine bağlı olduğunu görür ve anlarız. Doğrusu da budur. Birini seçme hakkına sahipsek, onun istifasını talep etme hakkına da sahibiz demektir.  

 

Winston Churchill, 1955'te görevlerini aynı zamanda yeğeni Clarissa Churchill'in eşi olan Anthony Eden'e bırakırken “İstifa edip yerini daha dinamik insanlara bırakmak bir erdemdir. Siyasi hayatım boyunca değişik zaman ve seviyelerde istifam istendi. İstifa talepleri aslında demokratlığımın bir tür tescili oldu. Siyaseti hep böyle anladım ve bugün bütün siyasi görevlerimi ardımda bırakırken aynı duygu ve düşünceler içindeyim” diyordu. 

 

Abraham Lincoln, istifa talebini seçme ehliyeti ve bu ehil olma halinin özgür iradesiyle açıklarken, Winston Churchill, istifa taleplerini demokrat kimliğiyle özdeşleştirerek, bu talebi normal demokratik hayatın bir olağan davranışı olarak yorumluyordu. 

 

İki değerli siyaset adamının aklına asla istifa ve yürek, diğer bir deyişle istifa ve cesaret kavramlarını yan yana getirmek gelmiyordu. 

 

Aslında Cumhurbaşkanı Erdoğan bu yürek gerektiren açıklamayı yaparken, bilinç altında yer edinmiş olan en büyük kozunu da siyaset alanına sürmüş oluyordu. Kendisini, kendi istifasına işaret ederek, AK Partinin siyasal olarak, kendi politikaları bağlamında inandırıcı ve ikna edici olmaktan çıktığını da ilan etmiş oluyor. 

 

AK Parti “Theseus'un gemisi”ne dönüştüğü için, Cumhurbaşkanı Erdoğan, parti yerine kendini ikame ederek, kendi tabanının heyecanını diri tutmaya çalışıyor. Theseus’un Gemisi, paradoks meselesinin merkezi haline gelen bir mitolojik felsefe hikayesidir. Hikaye kısaca şöyle: Theseus, bütün Akdeniz’de büyük zaferler kazandıktan sonra gemisini Atina’da bir limana park eder. Şanlı ve ünlü bir gemidir artık sözünü ettiğimiz gemi. Zaman geçtikte, suda kalan ahşap gemi çürümeye başlar. Çürüyen her parçası yeni bir tahtayla yenilenir. Zamanla geminin değişmeyen hiçbir parçası kalmaz. Ama gemi aynı saygıyı görmeye devam eder...

 

İşte tam bu noktada Antik Yunanlı filozoflar paradoks kavramını açıklamak için sıkça bu hikâyeye başvururlar. Theseus’un gemisi tepeden tırnağa yenilendiği halde ona hala Theseus’un gemisi demek doğru mudur?

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yürek açıklaması kendi içinde bir kışkırtma mesajı da taşır. Siyasetin kutuplaştığı bu süreçte, bu ve benzer açıklamalar çok ciddi toplumsal tepkilere neden olabilir. Korku ve sindirme siyasetinin egemenliği için, kimileri bunu geçer akçe gibi algılayabilir ama benden söylemesi ateş ile oynayan, önce kendi evinin yanması kararını vermiş olur.