‘Davayı satan hainler’ ikinci partiyi de kurdu

10.03.2020

Türkiye son üç ayda iki yeni siyasi partiyle tanıştı; önce Aralık ayında Sayın Davutoğlu’nun Gelecek Partisi ve evvelki gün  Sayın Babacan’ın Demokrasi ve Atılım Partisi.

 

Uzunca süre Ankara’nın çeşitli mahfillerinde konuşuldu, tartışıldı ve nihayetinde kuvveden fiile geçti. İlk başlarda geniş kesimlerin arzusu adı geçen iki figürün bir araya gelerek tek bir çatı altında partileşmesiydi. Ancak yapılan görüşmeler bu zemini mümkün kılmadı ve her iki lider ayrı ayrı hareket etmek zorunda kaldı.  Bunun bir çok nedeni vardır mutlaka, ancak Sayın Davutoğlu’nun kamuoyunun gönlündekinin gerçekleşebilmesi adına Sayın Babacan’a partinin başkanlığı dahil bir çok öneri sunduğunu yakından biliyorum. Ama sonuçta olanda hayır vardır demek durumundayız.

 

Her iki partinin de liderleri en başından bu yana AK Parti saflarında siyaset yapmış ve hatırı sayılır bir süre parti politikalarında söz sahibi olmuş aktörler, yine kurucular kurulu listelerinde yer alan bazı isimler de öyle. Doğal olarak farklı kesimlerden yetkin birçok yeni yüze de yer verilmiş. Söylemlerine, iktidar eleştirilerine temel olan yaklaşımlarına, çizdikleri vizyona ve gelecek projeksiyonlarına baktığımızda da aslında aralarında belirgin farklar göremiyoruz. Hatta, kurucular kurulu listelerini harmanlayıp karıştırsak ve alelıtlak her bir partinin ve liderin isimleri altına sıralasak hiçbiri “niye burada bu isim’’ diye şaşkınlık yaratmaz. Hakikaten her iki genel başkanı da alanlarında bu denli nitelikli insanımızı listelerinde buluşturabildikleri için tebrik etmek lazım.

 

Normal şartlarda demokratik bir ülkede mevcut iktidar partisinde  gerek bakanlık, genel başkanlık ve başbakanlık yapmış  bir siyasetçinin,  gerekse yine o iktidarın ekonomi politikalarını uzunca süre titizlikle yürütmüş  bir başka bakanın parti kurması haber ve habercilik değeri yüksek  gelişmelerdir. Ne yazıktır ki,  Türkiye medyasının geçen 18 yıl boyunca neredeyse tamamıyla Sayın Erdoğan ve yakınlarının kontrolü altına girmesi bu tarihsel hadiselerin geniş halk kesimleri tarafından bilinip anlaşılması önündeki en büyük engellerden biridir.  Allah var, gerçi bazı tartışma programlarına konu olmuyor da değil; vazgeçtim o siyasi hareketin liderinden, hiçbir  temsilcisinin dahi davet edilmediği trol programlarda daha doğmadan o oluşumu gömmek için. Dolayısıyla bu yeni partilerin meramlarını anlatabileceği en etkin mecranın sosyal medya olabileceğini düşünüyoruz, esasen bunu da yapmaya çalışıyorlar ellerinden geldiğince. Mesela katıldıkları toplantılarda yaptıkları konuşmaları kişisel sayfalarından canlı yayınlayarak, çok izlenen youtube kanallarındaki doğrudan programlara katılarak. Ama canavarın kallavisi asıl orada çıkıyor karşılarına işte.

 

Geçenlerde Sayın Davutoğlu’nun böylesi bir yayınını izlerken gözüm seyirci sayısına ilişti, 68 bin civarında görünüyordu. Peki ya izleyici yorumları? Aman Allah’ım dakika başına 120 hakaret düşüyor neredeyse! Yine tek merkezden yönlendirilen bir kesimin bu alanı da sabote etmek adına yemin vermiş olduğunu -tabi bedeli karşılığı- anlamak hiç de güç değil. Orada konuşan kişinin ne söylediği hiç önemli değil, bazı şablon saldırgan mesajlarla aklı karışıklara bu adamın ‘davayı satan bir hain’ olduğu algısının nakşedilmesi esas. ‘Dava nedir? ‘ diye sorsak andavalca yüzüne bakmaktan başka bir fonksiyon icra edemeyecek tiplerin giriştikleri bu haysiyet ve şeref cellatlığına yol verenlerin vebali çok ağır olacaktır, şayet hala hesap günü diye bir şeyin varlığına inançları kaldıysa.

 

Başkanlık sistemi adı altında artık tek bir kişi, aile ve yakın çevrelerinin tahakkümüne giren devlet sistemimiz ve demokrasimizin içine düştüğü bu handikaptan sıyrılabilmesi açısından yeni kurulan partilerin önemi çok büyüktür.  Geleceğe dair vizyonlar çizip umutlar yeşertemeyen, içine düştüğü iktidarı kaybetme korkusu girdabında çözümü içi boş hamaset veya devletin gücünü arkalayarak baskı ve yıldırma gibi sonuçsuz yöntemlerde arayan hiçbir yapı felaha ulaşamaz ve millete de verecek bir şeyi kalmamıştır zaten.

 

Umarım Gelecek ve DEVA ülkemiz insanının beklentilerini karşılayacak siyasi güveni sağlayarak, tarihsel yürüyüşümüzde milletimizin ufkunu açabilecek adımların yeni öncüleri olurlar.

 

Kim bilir, yolun bir yerinde kartlar belki yeniden karılır ve halkın  iradesi bu iki kardeş yapıya başka türlü bir yol çizer. Tabii ki Allah bilir…

 

Selam ve esenlikler…