‘Dilinizle beyniniz arasında sağlam bir ilişki var mı, Ali İhsan Bey?’

22.05.2020

Müslümanların haklarını savunma iddiası ile bilinen Akit Medya Grubu’nun sahiplerinden olan Ali İhsan Karahasanoğlu, dün akşam 21.30’da (21 Mayıs 2020) patronu olduğu Akit TV’de Türkiye Cumhuriyeti’nin seçilmiş son başbakanı, terörle mücadelede önemli başarılara imza atmış, diploması dehası tabiri ile dünyada saygı ile anılan, önemli hizmetleri ile milletimizin gönlüne girmeyi başarmış Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’nu misafir etti.  

 

Programı izleyenler ‘misafir etti’ sözüme itiraz edeceklerdir. Ama ısrarla programa davet ettiklerini biliyorum. Daha doğrusu programı izleyene kadar ben de misafir-konuk ettiklerini sanıyordum.

 

Aman Allah’ım, sanki gazete ve televizyonu ile Müslümanların haklarını savunduğu iddiasında olan bir TV’yi değil de misafir-konuk ettikleri kendinden olmayan saygın kişileri itibarsızlaştırma operasyonu kurgulayan, milletin sevdiği saygıdeğer isimlere karşı nasıl saygısızlık ve edepsizlik yapılacağını göstermek üzere kurulan, kime olduğu da belli olmayan tetikçiliğin, edep ve adaptan yoksun, kahvehane kültürüne bile yakışmayan tavırları ile örnek olma gayretindeki bir TV’yi izledim.

 

Kendi televizyonunda çalışanlarının sunduğu programa her katıldığında Ali Karahasanoğlu’nun avazının çıktığı kadar bağırarak, hakaret vâri konuşma üslubu olduğunu biliyordum. Bunu bizzat ben de canlı yayında yaşadım. Reyting kaygısı mı diye sorduğumda daha şiddetli bağırdığına ve kendi televizyonunun programını terk edeceği tehdidinde bulunduğuna tanık oldum.   

 

Ali İhsan Karahasanoğlu gazeteci değil zaten. Kendisi hukukçuyum diyor ama ortaya koyduğu saygıdan ve nezaketten mahrum programdaki dilin ne hukuk diline ne de Müslüman diline yakışmadığının da farkında değil. Hele bir genel başkan ve eski başbakana, saygın devlet adamına karşı ortaya koyduğu dünkü anlaşılmaz tutumuna tanık olan kendi izleyicisi bile hicap duymuştur.

 

Ali İhsan Karahasanoğlu’nun patronu olduğu Akit TV’de, yine Karahasanoğlu’nun çalışanı Fatin Dağıstanlı moderatörlüğünde, haber koordinatörü Muharrem Coşkun’u da yanına alarak, dışarıdan soru sorabilecek tek bir gazeteci Kenan Alpay ile yapılan bir program zaten yapısı itibarı ile adil değildir. Habercilik kriterine de uymaz. Kurgulanmış olabileceği düşüncesi akla gelir.

 

Yine de bu davete bilerek icabet eden seçilmiş son başbakan Ahmet Davutoğlu’nun bu duruşu kendine güvenin, hiçbir korkusunun olmamasının delilidir. Ayrıca basın özgürlüğüne olan saygısıdır. Millete, TV kanalının izleyicilerine olan saygıdır. Zaten program sonu Davutoğlu’nun milletin nezdinde saygınlığını artırdığına inanıyorum..

 

Karahasanoğlu’nun saygı ve nezaket dışı bağırışları üzerine program koordinatörü ve haber koordinatörünün de cesaretlenerek bu saygısız tutuma destek olma çabalarını da millet kayda geçirdi. Onlar da bu tavırları ile tarihe geçti. Basın tarihi 21 Mayıs akşamını asla unutmayacaktır.

 

Programda misafir ettiği devlet adamına bağırarak konuşan Karahasanoğlu’nun saldırganlığı sürekli hale gelince programın başından sonuna kadar nezaketi bırakmayan Davutoğlu’nun şu sözleri de ders niteliğindedir:

 

“Ben derin bir sükûtu hal içindeyim. Bir misafire bir soru bir kere sorulur. Aynı soru 5 kere tekrar ederek saygısızlık yapılır mı?”

 

Ali İhsan Karahasanoğlu, ‘özür dilerim’ dedi ve hemen peşinden aynı tavrı sürdürünce Davutoğlu devam etti: “Yanlışlıkların avukatlığını yapmayın. Allah’tan korkun! Allah aşkına, dilinizle beyniniz arasında sağlam bir ilişki var mı? Emin misiniz?”

 

Karahasanoğlu, ‘Yok. Hastayım.’ diye cevap verdi. Bu cevabı ukalaca bulanlar olur mu diye düşünmedi bile…

 

Davutoğlu: “O zaman sakin olun. Yoksa bu mübarek gecede kimsenin kalbini kırmadım. Bakın diyorum, nezaket sınırlarını aşıyorsunuz. Benim söylemediğim şeyleri bana atfetmeyin. Beş Kere bir metin okuyorsunuz, ben de size izah ediyorum. Türkçe izah ediyorum. Lütfen sükûnetle dinle dediğimi… Ben buraya mahkeme edilmeye gelmedim. Soru sorarsınız sorunun cevabını alırsınız. Siz hüküm verecek makamda değilsiniz.  Karşında oturan da herhangi birisi değil, Türkiye Cumhuriyeti Devletini 2 yıl yönetmiş başbakan. Terörle mücadeleyi yöneten bir başbakan. FETÖ ile mücadele etmiş bir başbakan. Mavi Marmara olayında Birleşmiş Milletler’de dünyaya haykırmış bir başbakan.”

 

Akit’in yaptığı bu saygısızlık asla gazetecilik değildir. Aksine Gazetecilik mesleğine hakarettir. 30 yıllık meslek hayatımda devlet adamına karşı böyle bir tavır ne gördüm ne de duydum. Aynı tavrı bırakın Ak Parti liderini, herhangi bir Ak Partiliye asla yapamayacaklarını da millet çok iyi biliyor.

 

Yazık size akit… Hem de çok yazık…

 

Ama siz kendinize zaten bunu yakıştırmasaydınız yapmazdınız. Tarihe de böyle geçmezdiniz.