Enver Paşa’nın yeğeni sinema sektörüne girer ve olaylar gelişir…

08.08.2020

Osmanlı İmparatorluğu Başkumandan Vekili ve Harbiye Nazırı Enver Paşa’nın, bir Almanya ziyaretinde gördüğü ordu sinema biriminin memleketimizde de kurulması emrini vermesinin ardından 1915 yılında Merkez Ordu Sinema Dairesi (şimdiki adıyla Türk Silahlı Kuvvetleri Foto Film Merkezi Komutanlığı) kurulur, Alman ve Avusturyalı yönetmenlerin işbirliğiyle savaş belge filmleri çekilir. Bu, Türk Sineması’nın kurumsallaşması adına atılan ilk adımdır.

 

Yıllar sonra Enver Paşa’nın kızkardeşi Hasene (Killigil) Hanım’ın Sultan II. Abdülhamid’in yaverlerinden Nâzım Bey’in oğlu Faruk Kenç (1910-2000), dayısının ülkemizde kurumsallaşmasına önayak olduğu sinema sektörüne girer ve olaylar gelişir…

 

1934-1938 yılları arasında Almanya’da Bavyera Devlet Fotoğrafçılık Okulu’nda öğrenim gören Kenç, Mustafa Kemal Paşa’nın cenazesini filme alan kişidir.  

 

1943 yılında çektiği “Kan davalı iki aile çocukları Ali ile Nazlı’nın dramatik aşk öyküsü”nü anlatan  Dertli Dolap adlı film Türkiye’de sonradan seslendirilmek üzere çekilen ilk filmdir.

 

Faruk Kenç; maddi imkansızlıklar yüzünden keşfettiği sessiz çekim tekniğinin pratikliği ve ucuzluğunun çekilen film sayısını arttırdığını lakin bu filmlerin kalitesinin düştüğünü kabul eder:

 

Düşündüm taşındım… Sessiz çekip dublaj yapmak aklıma geldi. Ondan sonra herkes sessiz çekmeye başladı. İki yılda bir film yapılırken, 1950-60 arasında yılda üç film filan çekilir oldu.”

 

Kenç, sessiz çekim tekniğinin ardından sinemadaki Muhsin Ertuğrul/Tiyatrocu ekolünü sona erdiren bir işe de imza atar. Yıldız dergisiyle yaptığı anlaşmayla bir Artist Müsabakası tertip eder.

 

Bu müsabaka neticesinde sinema sektörüne  Ayhan Işık, Belgin Doruk, Sadri Alışık, Kadir Savun gibi isimleri kazandırır.

 

Faruk Kenç, “sessiz çekim” tekniğini kullandığı film ve açtığı Artist Müsabakası ile sinemadaki “Tiyatrocular” dönemi ile “Sinemacılar” dönemi arasındaki “Geçiş Çağı” adı verilen yeni dönemin mucidi olur.

 

1939-1964 yılları arasında onlarca filmin yapımcılığını, yönetmenliğini, senaryo yazarlığını  yapan Faruk Kenç aynı zamanda sinema emekçilerini sosyal güvenceye kavuşturma amacını güden Film-San Vakfı’nın (Film Sanayii ve Tüm Sanatçılar Güçlendirme Vakfı) kurucuları arasında yer alır ve uzun bir süre başkanlığını yapar.

 

Alpay Kabacalı, 1995 yılında yayınlanan Kültürümüzden İnsan Adaları adlı röportaj kitabında “1964’te çektiği Çöl Kanunu’ndan sonra birkaç eğitim filmiyle birkaç reklam filmi yapan ve 1970’de sinemayı bırakan Faruk Kenç, şimdi anılarını yazıyor” dese de o anılar bugüne kadar maalesef yayınlanmaz.

 

Türk Sineması’nın kurumsallaşması için ilk emri veren dayısı Enver Paşa’yı anlatan bir filmin yapılmaması gibi.

 

Bekliyoruz…