Gelecek Partisi kongreleri ve iktidarın yeni denklem arayışları

10.08.2020

Mümkün olduğunca yakından takip etmeye çalışıyorum. Her yeni bir gün güzel vatanımızın birçok ilçesinde ve özellikle Sayın Davutoğlu’nun katılımıyla gerçekleştirilen il kongrelerinde milletimizin  yaygın ve hakim medyada göremediği -ve göremeyeceği- inanılmaz işler oluyor. Başından beri bu hareketi destekleyen biri olarak bu kadar kısa bir zaman diliminde ve üstüne üstlük Korona musibetine rağmen, Gelecek Partisinin bu denli hızlı teşkilatlanıp takvimlerine uygun bir şekilde kongrelerini gerçekleştirebilme ihtimalini muhal  görüyordum doğrusu, ama yanılmışım. Aslında bu nakısayı en son izhar edecek kişilerden olmalıydım. Zira sevgili Hakan Albayrak’ın genel yayın yönetmenliğinde kurulan Diriliş Postası gazetesinin -ki bizden sonra tamamıyla başka bir çizgiyi tercih etti- Ankara temsilciliğini yaptığım dönemlerde teşrik-i mesaimiz oldukça yoğun bir seyir izleyen o zamanların Başbakanı Sayın Davutoğlu’nun ne denli enerjik ve aktivitesine yetişilemez bir siyasi figür olduğuna dair bizatihi tanıklığım ve defalarca kez bulunduğum ortamlarda dile getirmişliğim vardır. O nedenle partisinin de, ilan ettikleri takvime uygun bir şekilde yoluna devam edeceği hususunda hiçbir kuşku duymamam gerekirdi. Kaldı ki, 1 Kasım 2015 seçimlerinde vaat ettikleri ve 4 yıllık hükümet dönemlerine sari tüm maddeleri 3-4 ay içerisinde gerçekleştirebilen hızlı, pratik ve çözüm odaklı liderliğine şahit olduktan sonra, kurduğu partinin ve birlikte olduğu ekibin başaracağı hususunda kaygılanmam yersiz ve sadece vehimselmiş, itiraf etmeliyim.

 

Özellikle dün Diyarbakır kongresindeki coşkuyu gördükten ve Sayın Davutoğlu’nun irad ettiği konuşmayı izleyip dinledikten sonra “geleceğe” olan umudum daha bir depreşti. Korona riski nedeniyle yakınlarımızın dahi cenaze ve düğünlerine gitmekten içtinap ettiğimiz bir dönemde bu nasıl bir sevgidir ki, Diyarbakır -diğer tüm riskleri de ayaklarının altına alarak- hocayı böylesi bağrına bastı? Büyük sevinç, gurur ve ümit duydum ülkemin geleceği adına.

 

Evvelki gün yörükler diyarı Alanya’da gerçekleştirilen Gelecek Partisi kongresini de izledim, muhteşemdi yine. Sanırım millet korku duvarlarını hocayla birlikte aşıyor ve geleceğini artık kendisi belirlemek istiyor. Tek adam, tek medya ve tekelci sermaye düzenine ve yol açtıkları ekonomik krizlere karşı artık sesini çıkarma vaktinin geldiğini düşünüyor. Bunu başarmanın yolunun da sanırım Gelecek Partisi saflarında yer almak olduğunu görüyor. Keşke, çok sevgili dost ve yol arkadaşlarımızın da içerisinde bulunduğu DEVA Partisi zamanında hocanın her koşulu kabulüne iltifat ederek birlikte hareket edebilselerdi. Birbirlerine güç katmak dışında ne gibi bir sakıncası olurdu? Gerçi çok kaybedilmiş bir şey de yok, kim nerede güçlüyse destekleşilir olur biter.

 

Sadece Sayın Davutoğlu’nu değil, 35 yıldır tüm yeni eski parti liderlerinin konuşmalarını izler ve dinlerim. Geldiğimiz günde Sayın Erdoğan ve ortağı Sayın Bahçeli’nin artık bu ülkeye çizebilecekleri yeni bir ufuk ve vizyon kalmadığını açıkça görebiliyorum, iktidarlarını sürdürmek dışında hiçbir endişe taşımadıklarını da. Milleti müreffeh ve mutlu kılacak bir program ve projeksiyonları olmadığı için kimlik siyaseti üzerinden ülkeyi germekten kaçınmıyorlar. Aynı zamanda, daha önce zillet ve illet sözleriyle aşağıladıkları, teröre destek vermekle suçladıkları İYİ Parti Genel Başkanı Sayın Meral Akşener’i, sırf kamuoyu anketleri ikisini birlikte %50’nin altında gösterdiği için yanlarına çekmek adına olmadık gayretler sergiliyorlar; ama nafile. Emin olun bugün HDP sözcüleri çıkıp “tamam biz de artık AK Parti-MHP koalisyonunu destekliyoruz” deseler, ne teröre destek vermekle suçlanırlar ne de ötekileştirilirler. Bilakis öncelikle malum medya onları kutsar.

 

Çaresziliğin resmidir bu.

 

Selam ve esenlikler…