Güldürmeyen 1 Nisan şakası gibi ülke gündemini meşgul eden bir profesör

04.04.2020

Dünyanın pek çok ülkesinde olduğu gibi, Türkiye de kitleleri etkisi altına alan bir sağlık sorunuyla uğraşırken, hayatımıza Amerika’ dan “güldürmeyen 1 Nisan şakası“ gibi dahil olan biri var… 

 

İnsanların dikkatle uzman ağızlardan çıkacak yararlı bir bilgiyi yakalamak için azami çaba ile takip ettiği görsel ve yazılı basında son birkaç gündür özellikle canlı yayınlarda kriz fenomeni haline gelen bir isim…

 

Prof. Dr. Mehmet Çilingiroğlu.

 

Kriz 1:

 

1 Nisan 2020 akşamı Habertürk’ de Didem Arslan Yılmaz’ın moderatörlüğünü yaptığı, Türkiye’nin Nabzı Programı’nda geniş kitlelerin görüş alanına giren Prof. Mehmet Çilingiroğlu, California Üniversitesi öğretim görevlisi imiş. 

 

Didem Arslan Yılmaz’a yönelik öfke patlaması ile yayını terk etmesinin ardından bir çok kişi hocayı savunup Didem Hanım'ı yerden yere vurdu. 

 

1 Nisan akşamı, Türkiye’nin Nabzı programında  Prof. Dr.  Çilingiroğlu‘nun“ beni konuşturmuyorsunuz “ minvalindeki serzenişlerinin karşılığı olan süre 45 dakika imiş!

 

Diğer konuklar ki (üçü de profesör doktor unvanına sahip) Prof. Dr. Mustafa Necmi İlhan 20 dakika, Prof. Dr. İlyas Dikmetaş 18 dakika, Prof. Dr. Derya Uludüz 12 dakika konuşma şansı bulabilmiş!

 

Evet, Yılmaz'ın programına katılan diğer 3 konuk da Profesör Doktor unvanına sahipler.

 

Programdan aklımda kalan ise sadece sayın Çilingiroğlu’nun azarlayan, nezaket sınırlarını zorlayan üslubu.

 

Bir doktor olarak, dünyayı kapsayan bir salgın hastalık ile ilgili yaptığı açıklamalar değil, üslubu

 

Kriz 2:

 

3 Nisan akşamı CNN Türk Akıl Çemberi programına katılan Prof. Dr. Çilingiroğlu ekrandan topluma yaydığı krizle tekrar gündeme geldi…

 

Programın reklam arasından sonra, telefonunu izleyenlere göstererek Koç Üniversitesi’nden kovulduğunu açıkladı, üniversitenin gösterdiği gerekçe ise “izinsiz televizyon programlarına çıkması“ imiş!

 

Koç Üniversitesi’nin Çilingiroğlu’na gönderdiği yazıda  “misafir öğretim üyesi“ görev süresinin sona erdiği ve kendisine verdiği katkılardan dolayı teşekkür edildiği görülüyor. Başka bir şey de görülmüyor. Ve ilgili yazı, 27 Mart 2020 tarihini taşıyor. Yani CNN Türk’teki programdan tam 1 hafta öncesine,  Habertürk’teki programdan tam beş gün öncesine ait!

 

Oysa hoca televizyon ekranından telefonunu göstererek kovulduğunu açıkladığında biz ne sanmıştık?

 

Bilgilenmek adına karşısına oturulan televizyon ekranlarından ülke insanın enerjisinin bu tür krizlerle, kişisel hezeyanlarla tüketilmesi mi gerekiyor gerçekten?

 

Sayın Mehmet Çilingiroğlu, Amerika’da “dört profesörlük unvanı“ olduğunu söyledi canlı yayında.

 

Peki hocam, bu krizlerle izleyenleri yormak yerine bilginizi kalıcı olarak izleyiciye aktarmanız sizin için daha iyi değil mi ? 

 

İnsanların hafızalarında sadece tartışan hallerinizle anılmayacak kadar zamanınızı adamış olmalısınız mesleğinize ki ekranlardan “dört tane profesörlüğünüz“ olduğunu haykırabiliyorsunuz.

 

Bu kadar insanın ve kurumun, sosyal medyada, sizden kaynaklı hedef gösterilmesine üzülme ihtimaliniz var mı hocam?

 

Örneğin, Koç Üniversitesi üzerinden Koç Grubu hedef alındı sizin ekranlardaki hezeyanlarınız nedeniyle. Oysa ki Koç Grubu, bu kritik sürece katkı sağlamak adına, tesislerini solunum cihazı üretimi için açtı, ayrıca otellerini de sağlık çalışanlarına açtı.

 

Hani “ değerimi bilin ey halkım, ey insanlar, beni kovsalar ne olur, kovmasalar ne olur, siz olsanız ne olur olmasanız ne olur “ hak teslimi talebinizi ekranlardan yüzümüze çarpıyorsunuz ya, o nedenle bizim de size vatandaşlar olarak hatırlatmamız gerekiyor kimin ülke için ne yapıp ne yapmadığın takip ettiğimizi. 

 

Ülke insanının önceliği, sağı solu mütemadiyen azarlayan, ekranlardan gerilim yansıtan kişilere odaklanmak değil, bilgisi ve birikimiyle kendisini aydınlatan uzmanlarla, güven duygusuyla bugünleri aşabilmek.

 

Bilmelisiniz ki hocam, bu üslubunuzla insanlar ne sizin hastanız olmak isterler ne de size bir yakınlarını emanet etmek isterler.

 

Hasta ve hasta yakını psikolojisi her an gerilim yaratacak insanı kaldıramaz…

 

Toplumun psikolojisi yeterince örselenmişken bir de ekranlardan “ egomu parlatın “ azarlarıyla uğraşacak ruh hali yok insanlarda.

 

Şu birkaç gün içinde, Sayın Sağlık Bakanımızın üslubu ve doktor kimliği ile neden geniş kitlelerce  sahiplenildiğini, Bilim Kurulu üyelerinin halkla bilgi aktarımı odaklı saygıya dayalı iletişim kurma çabasının değerini, sayenizde bir kez daha anlamış olduk.