Güz Neşideleri

04.11.2020

Güz geldi

Yaprakların rengi soldu yine.

 

Hazan mevsiminde sararıp solan yapraklar, birer birer dallarından koparak her biri bir yere savruldu. Sararan yapraklardan bir halı serildi yeryüzüne, bir büyük halı. Deseni dekoru, bir solgun sarı.

 

Hazan; Farsça kökenli bir kelime olup yaprak dökümü mevsimi anlamındadır. Sonbahar, güz, payız kelimeleri de aynı manaya gelir. Hüzün de aynı köktendir. Hüzzam makamı da.

 

Akşam oldu, hüzünlendim ben yine

Hasret kaldım gözlerinin rengine

 

veya, güfte ve bestesi Şekip Ayhan Özışık'a ait olan bir nihavent şarkı:

 

Yine hazan mevsimi geldi

Yine yapraklar rüzgarların peşi sıra gidecek

Yine deli gönlüm yine bu mevsimde

Hicranını yalnız başına çekecek

 

Güzün, sararan bahçelerin yaprakları, ya yerlerde sürünecek veya bir rüzgarın peşine takılıp gidecek. Sonunda çürüyüp toprak olacak, aslına dönecek.

 

İlk bahar; uyanış, diriliş mevsimi ise sonbahar, Hüzün, gidiş, yolculuk, öteye (maveraya) geçiş için son uyarı mevsimidir.

 

Sonbahar deyince hemen aklıma, Mehmet Rauf'un "Eylül" adlı romanı gelir. Bir de güz mevsiminin Rumi takvimdeki; Teşrin-i evvel (Birinci teşrin, Ekim) ve Teşrin-i sanî (İkinci teşrin, Kasım) gelir. Şair Yahya Kemal'in:

 

Teşrinlerin bu hüznü geçer tâ iliklere

Anlar ki yolcu yol görünür serviliklere

 

Beytindeki serviliklere giden yolun sonu kabristana yani 'ölüm'e açılır.

 

Sonbahar bize, bitecek olan bir ömrün sonunu hatırlatır.  Sonbahardan sonra gelecek olan Kış mevsimi, beyaz karlar altında kalan bir ömrün ta kendisi, bir negatif resmidir .

 

Ölüm, bir çeşit uykudur, bir kış uykusu...Biten bir ömrün son uykusudur. Yahya Kemal, 'Veda Gazeli' adlı şiirinde şöyle diyor:

 

Ömrün şu biten neşvesi  tâm olsun erenler

Son meclisi câm üstüne câm olsun erenler

 

Şükranla vedâ ettiğimiz câm-ı fenâya

Son pendimiz ahlâfa devâm olsun erenler

 

Dünyada bu iksir ile mes'ud olan ervâh

Ukbâda da servmest-i mûdâm olsun erenler

 

Caizse harabat-ı ilâhide de her şeb

Yâran yine rindân-ı kirâm olsun erenler

 

Tekrâr mülâki oluruz bezm-i ezelde

Evvel giden ahbâba selâm olsun erenler

 

Sonbahara ait ne çok şarkı var. Nice şiirler yazılmış hazan mevsimi için. O şarkılardan biri şöyle başlıyor:

 

Artık bu solan bahçede bülbüllere yer yok

Bir yer ki sevenler, sevilenlerden eser yok

 

Bülbül, gülün en iyi arkadaşıdır.  İkisi birlikte ilk baharı temsil ederler. Hazan bahçelerinde,  ancak sararmış  gül yapraklarına ve bülbül ölülerine rastlayabiliriz.

 

Bahar, aşkın mevsimi, kanın kınından boşandığı bir mevsim ise, Sonbahar; kanın, kılcal damarlardan çekildiği bir mevsimdir adeta.

 

Şarkı:

Tadı yok sensiz geçen

Ne baharın ne yazın

Kalmadı tesellisi

Ne şarkının ne sazın

 

Sonbahar,  yalnızlığımızın ilk ve cesur habercisidir. bizim bir başına olduğumuzu, tek olduğumuzu, biricik olduğumuzu hatırlatır, ihtar eder. Bu mevsimde günler kısalır, geceler uzamaya devam eder. Bizim de  yalnızlığımız, bir kıssa-yı aşk gibi uzar gider Sonbaharla beraber.

 

 Bitmek bilmez gecelere doğru akıp gideriz. Bir ömür akıp gider.

 

Yalnızlığını fark etmeyen insan, Sonbahardan habersizdir. Sonbaharı bilmeyen; Eylül'ü, Teşrini,  hüznü, hazanı, yaprak dökümünü anlayamaz.

 

 Oysa huzur; hazanda, hüzünde gizlidir.

 

Hazan, hüznün birinci dereceden akrabasıdır. Hüzün, iç sıkıntısını, kalp üzüntüsünü mahzun bir gönlü çağrıştırır. Musikimizdeki hüzzam makamı da tam olarak bu duyguları seslendirir.  

 

Hürriyet şairi Namık Kemal bir şiirinde şöyle diyor:

 

Bâis-i şekvâ bize hüzn-i umumidir Kemâl

Kendi derdi gönlümün billah gelmez yadına

 

Şikayet ediyorsam, milletimin yaşadığı olumsuzlukların hüznü içinde olduğumdandır. Yemin ederim ki kendi derdim, aklıma, gönlüme asla gelmez.

 

'Hüzün en çok yakışandır bize' diyor şair Hilmi Yavuz.  Hüzün, bütün şairlerin çok sevdiği bir kelime, bir kavramdır.

 

İnsan, ya Sonbahar'da veya bir günün bitişinde, yani akşama yakın bir vakitte hüzünlü duygulara kapılır, hüzünlenir.

 

Sonbaharın en iyi şairlerinden biri de Attila İlhan'dır. ' Sarı saçlı, buğday tenli bir kızdır sonbahar' Attila İlhan için.  O; iyi bir sonbahar kaçakçısı ve  gerçek bir sonbahar vurgunudur.

 

Bir zaman,  'Ayrılık Sevdaya Dahil' dedi. Sonra da şöyle söyledi:

 

Nereye kaydıysa sonbahar

Oraya yöneldi aklımız 

 

Hazan mevsimi, bağbozumu mevsimidir aynı zamanda. Cahit Sıtkı'nın:

 "Ayva sarı, nar kırmızı sonbahar" dediği mevsimdir. Sarı sarı portakalların, mandarinlerin, limonların, ayvaların, kan kırmızı narların mevsimidir.

 

 Sarı rengin hakim olduğu, tatlıdan çok ekşinin tat bulduğu bir mevsim işte güz. Meyvelerin hamlıktan kurtulup olgunlaştığı mevsim.

 

Aslında insan da bu güz mevsimi gibi ömrünün sonlarına, olgunluğunun son demlerine gelmiştir.Yeşilin sarıya dönüştüğü, inkılap ettiği bu dönüşümün adı: 'Som bahar'dır.  Yaprak dökümü bu mevsimde başlar: Bir bir gider ahbaplar, arkadaşlar, dostlar, sevgililer...

 

Yine Yahya Kemal'in bir beyti ile bitirelim yazımızı.

 

Sona yakın devre, ölüme yakın zaman

Bitsin hayırlısıyla bu beyhude Sonbahar