Güzel yurdumdan medya manzaraları

15.06.2020

Bu ara kendisine çeşitli televizyon kanallarında sık sık rastladığım MHP Milletvekili Cemal Enginyurt CNN Türk’te katıldığı bir açık oturumda yeni seçim ve baraj sistemine ilişkin görüşlerini açıklarken seçim ittifaklarının en fazla “iki parti” arasında olması gerektiğini belirtiyor. Yine Vatan Partisi Genel Başkanı, Esed’çi Doğu Perinçek, muhtemelen kendisine ihdas edilen yeni görevi nedeniyle özellikle iktidarın kontrolündeki medyada bir ombudsman edasıyla neredeyse her akşam boy gösteriyor ve başta Çin olmak üzere görece üretim kapasitesi yüksek otokratik ülke modellerini örnek vererek yeterince kalkınmamız için gerekirse demokrasiden dahi vazgeçebilmemiz fikrini ısrarla işlemeye devam ediyor. MHP Genel Başkan Danışmanı Metin Özkan canlı yayınlarda yaptığı bel altı gafı nedeniyle bir müddet göz önünden alındıktan sonra yeniden piyasaya sürülüyor ve şu sıralar birçok tv programında CHP’ye karşı verilen “milli mücadelenin” kahraman savaşçısı rolünü üstleniyor. Mehmet Metiner ise HDP siyasetine karşı ortaya koyduğu argümanların Kürt kökenli olması nedeniyle önemsenebileceği varsayımıyla ekranları halen işgal ediyor. Nedim Şener bir FETÖ bilirkişisi ve uzmanı pozlarıyla yine haftanın neredeyse her akşamı birçok kanalda boy gösteriyor.

Adlarını sanlarını şu an hatırlayamadığım, üstelik bir kısmı rektör, dekan ve  prof. gibi akademik unvanlar da taşıyan ve her akşam milletin beynini iktidarı ululamak adına yormaktan usanmayan bu kesimlere belediye zabıtası fuzuli işgal nedeniyle ceza yazmaya kalksa emin olun yetişemez. Bir de şey var tabi, hakikaten 82 yaşındaki annem bu yayınlardan etkileniyor ve ben biraz muhalefet etmeye kalksam küsüyor. Hatta geçenlerde Sayın Cumhurbaşkanımızın prompterdan -elektronik yansıtıcı-  okuyarak yaptığı bir konuşmayı birlikte dinlerken bana; “ya görüyor musun, ne güzel konuşuyor, yok oğlum yok bunun gibi beceremezler” dediğinde, beyefendinin konuşmadığını, danışmanlarının yazdığı metni sadece iyi okuduğunu söylediğimde aldığım cevap ülkemin içine girdiği ruh halini özetler nitelikteydi; “Oğlum, sen yazdıklarına ve söylediklerine dikkat et, seni asarlar!”

 

Annem ve evdeki “ihtiyar heyeti” her daim geniş salondaki büyük ekran televizyonu merkez alarak otururlar ve zamanında benim ayarladığım tv kanalllarıyla dünyayla bağlantı kurarlar. Yeniden Düzce’ye gidişimde yapacağım ilk iş, tüm haber kanallarını iptal edip, çiçek böcek, ev dekorasyon ve bahçe düzenlemesi kanallarını ayarlamak olacak.  Bu Korona sürecinde uzunca bir süre birlikte kaldık, konuyu bilen biri olarak bana inanmadılar ama, televizyonda yayınlananlara acayip itibar ettiler. Dolayısıyla ülkede sadece televizyondan beslenen çok büyük bir kesim var, asla küçümsemiyorum ama kimse kendisini internet dünyasının interaktif büyüsüne kaptırmasın, halen konvansiyonel iletişim etkisini büyük oranda korumakta.

 

Mesele şimdi şu; çoğunluk medyayı elinde tutan iktidara endeksli yapıların amacı velinimetlerini kaybetmemek olabilir. Çok büyük entelektüel iddialarla iktidara gelen AK Parti ve Sayın Erdoğan’ın bu ülke insanına layık gördüğü medya düzeni ve sahip oldukları vizyon her akşam Doğu Perinçek, Metin Özkan, Nedim Şener ve Cemal Enginyurt gibi figürleri izletmekten mi ibarettir?

 

İnsan gerçekten hayretler içerisinde kalıyor.

 

Selam ve esenlikler…