Hac Hatıraları Sergisi

17.06.2020

Son zamanlarda elime geçtikçe milletimize ve memleketimize hayrı dokunmuş büyük zatların vasiyetnamelerini okuyorum. Bu konuda yapılmış çalışmalar olmakla birlikte tarih ve vasiyetname sahibinin meslek ve meşguliyetine göre vasiyetnameleri birkaç kitapta toplamak güzel olurdu diye düşündüm. Bu konuda yapılacak tahkikli bir çalışma alakadar olanları mesrur ederdi. Bu durumda aranacak kişi Fatih Ketancı oluyor bizim muhitte. Ya meseleden haberdardır ve bilmediklerimizi öğrenmiş oluruz ya da bu işin yolunun nasıl olacağını söyler. Her halükarda bereketli ve şevk dolu bir konuşmadır bizi bekleyen.

 

Fatih Ketancı, Hac Hatıralarıyla ilgili malzeme topluyor. Anlatı, eşya, mektup, fotoğraf ve kartpostal. Özellikle bu sene buna biraz daha fazla önem verdi. Hem salgın sebebiyle evde kalanların buna ilgi göstermesini umdu, hem de hac için yolculuğa çıkacaklara kısıtlama getirilmesinin gündemde olması sebebiyle gönüllere biraz serinlik vermek istedi Allahüalem.

 

Kendisiyle röportaj yapan Anadolu Ajansından Salih Şeref ve Saadet Firdevs Aparı ondan koleksiyoner diye bahsetmiş. Koleksiyoner denildiğinde akla gelen ile bizim Fatih Ketancı’nın münasebeti isim benzerliğinden başka bir şey değildir. TDK sözlüğünde koleksiyon kelimesinin manası şöyle: “Boş zamanlarını değerlendirme, zevk alma, öğrenme ya da yarar sağlama ereğiyle toplanmış, biriktirilmiş ve özelliklerine göre bölümlendirilmiş türdeş ya da benzer şeylerin tümü.” Evet bu tanıma göre koleksiyonerdir amma önce derviş meşrepliğini zikrettikten sonra. O, geçmiş zamanda yapılan mübarek yolculukların hatıralarını derleyip şimdinin yolculara şevk vermek ve bundan payına epeyce sevap düşsün ister.

 

Aşağıdaki yazı onunla değişik zamanlarda yaptığımız muhabbetlerden aklımda kalanlar ve Anadolu Ajansının röportajı üzerinden yazılmıştır.

 

Fatih Ketancı, uzun süredir topladığı obje ve evrakı Twitter'daki "Hac Hatırası" (https://twitter.com/hachatirasi) hesabından sosyal medya kullanıcılarıyla paylaşıyor. Ankara İskitler'de bulunan bit pazarında 1978 tarihli iki tane "Hac Günlüğü" bulmasıyla başlayan yolculuğunda, Türkiye'ye ait özellikle Cumhuriyet dönemi Hac yolculuklarını takip ediyor ve Hac geleneklerini ortaya çıkarmayı hedefliyor. "Uzun süredir hafta sonlarını bit pazarlarında gezerek değerlendiriyordum. 3 yıl kadar önce bit pazarlarında Mekke, Medine fotoğraflarıyla karşılaşmaya başladım. Orada karşılaştığım satıcıların bir kısmı çok ihtimam gösteriyordu bu fotoğraflara. Kutsal, kıymetli saydıkları için bunları mümkün mertebe bel üstünde tutmaya gayret ediyorlardı. Hacca tekrar gitmek nasip olmadı; bunlar kıymetli hatıralar, ben bunları toplamaya başlayayım istedim” der ve bugünlere gelinir.

 

Elinde benzeri materyaller bulunan kişiler de paylaşabilir diye Hac hatıralarını twetter hesabından sunmaya başlar. "İnsanlar Hac hatıralarını paylaştıkça çok güzel hikayeler çıkmaya başladı. Son bir senedir arkadaşlarımla otururken veya yaşça büyüklerin olduğu bir mecliste bulunduğumda bu meseleyi de gündem etmeye başladım. İnsanlar kendi evlerindeki Stereoskopik dürbün, fotoğraf, misk kutusu gibi birtakım şeyleri bana hediye etmeye başladı. 'Sen madem bu işle ilgileniyorsun, sende durması daha güzel olur.' diyerek getiriyorlardı. 'Hac Hatırası' sayfası vesilesiyle de şöyle güzel bir şey oldu. Kendi paylaştığım hikayelerin yanında ara sıra da takipçilerden kendi büyüklerinin hikayelerini paylaşmalarını rica ettim. Özellikle bu salgın günlerinde bunu birkaç defa talep ettim. 'Madem evlerdeyiz, bu günleri biraz daha değerlendirip aile büyüklerinizle konuşsanız da onların Hac hatıralarını bizimle paylaşsanız.' dedim. Bu vesileyle insanlar hem kendi hikayelerini hem de aile büyüklerinin hikayelerini paylaşmaya başladılar. Böylelikle çok güzel hikayelerle karşılaştık.”

 

Bir Hac Hatırasının onda ayrı bir yeri var. Bu hayırlı çabasının dibacesi mesabesinde. “Hac yolculuğu sırasında, namaz için mola verdikleri bir esnada bir amcamızın eşinin seccadesine küçük bir çakıl taşı geliyor. Teyze de, 'Bu benim kutsal yolculuğumun hatırası olsun' diyerek o taşı o seccadeye dikiyor. Seccadenin fotoğrafını görünce dedim ki, 'Anlatmak istediğim şey tam olarak bu.' Yani o taş Türk milletinin Hacca olan muhabbetinin belki de en büyük işareti, ben bunu bulup ortaya çıkarmak ve hikayesini anlatmak istiyordum, Allah da böyle bir şeyi nasip etti. Hac bir ibadet ama insanların Hacca olan muhabbeti, o topraklara olan özlemi, düşkünlüğü, her şey orada küçük bir taşla aslında anlatılıyor. Bir müze yaptığınızı düşünün. Türklerin o topraklarla olan ilişkisi nedir? Oralara olan muhabbeti nedir? diye bir soru sorsanız, sadece o seccadenin hikayesi bile bunu anlatmak için yetebilir."

 

Ketancı, peşine düştüğü şeyin "halkın Haccı" olduğunu ve bu vesile ile insanların Hacca olan muhabbetinin artmasını umuyor; "Hac 20. yüzyıla kadar, daha çok, imkanı geniş belli başlı kimselerin yapabildiği bir ibadetti. Onların yanında daha sıradan fakat oranın aşkıyla yanıp tutuşan insanların hikayesini anlatmak, onu ortaya çıkartmak gibi bir niyetim var."

 

"Birinci Dünya Savaşı esnasında, 1917'de Hac yollarının tehlikeye girmesi ve sonrasında ekonomik nedenlerle Hac imkanı ortadan kalkıyor ve 1947'ye kadar Hacca gitmek yasaklanıyor. Buradan, muhtemelen az sayıda insan çeşitli yollarla gidebiliyor ama kafileler halinde Hacca gitmek mümkün olmuyor. 1947'de ilk defa serbestlik geliyor ama 1948'de yasaklanıyor, 1949'da tekrar serbest bırakılıyor. O dönemde Hacca giden birini bulmak belki de artık mümkün değil ama 1950'lerde ilk defa Hacca gitmiş birileri hala var ve hayattalar. Bu insanlar anılarını, hikayelerini yazmamışlar. Aslında ben bu salgın günlerinden önce böyle bir sözlü tarih çalışmasına başlamıştım. Yani bu insanlara ulaşıp hikayelerini, yolculuklarını konuşmak, hikayelerini dinleyerek bu bilgilerden yola çıkıp özellikle o ilk on, yirmi yıla ilişkin bir kaynakça oluşturmak arzusundaydım. Bununla alakalı birtakım fotoğraflar, evraklar, objeler vs. topladım. Bunları ileride bir sergiye dönüştürmeyi çok istiyorum. Bununla ilgili ilk adımı da atmış bulunmaktayız."

 

Siz de büyüklerinizden dinlediğiniz hatıraları paylaşmak isterseniz; onu, sizi dinlemeye hazır bulacaksınız. Okuduklarınızdan edindiğiniz intibayı paylaşarak şevkine omuz veriniz lütfen.