Hepimiz Suçluyuz

20.01.2020

29 Mayıs 1993 tarihinde Almanya'nın Solingen kentinde 5 Türk'ün yakılması büyük yankı uyandırmıştı. Halk, sanatçılar Hepimiz Türk'üz sloganı ile yürümüş; katiller ile aynı etnisiteyi paylaşsalar dahi, katillerin katliamlarına gerekçe olarak kullandıkları Türklük üzerinden mazlumlarla bir özdeşlik kurduklarını, katillerle hiçbir paydada birleşmek istemediklerini haykırmışlardı.

Bu meşum hadiseden üç yıl önce Trabzon'da doğmuş (1990) bir genç, 14 yıl sonra Ermeni bir gazeteciyi sokak ortasında vurduğunda da -belki Solingen’deki hadiseden esinle- milyonlarca insan  Hepimiz Hrant’ız, Hepimiz Ermeni’yiz sloganı ile öfke ve üzüntülerini dile getirmişlerdi. O tarihte içlerinde olmaktan onur duyduğum milyonlarca insan gibi ben de bu sözleri bütün kalbimle haykırmış, çok isabetli bir tepki olduğunu düşünmüştüm.


Hrant’ın katillerini ( tetiği çeken bir kişi olabilir ama katilleri tek değildi) aklamak için girişilen, güzelleme yapmak için ortaya serilen türlü pespayeliklere şahit olduk. Olay yargıya taşındığında ise pek bu fillerin sahipleri yedikleri haltı itiraz edecek cüreti dahi gösteremediler. Utanma belasına özür dilemelerini tabii ki beklenmiyordu, ama yalan ve dalavere ile katillere yaptıkları güzellemeleri dahi inkâr ettiler.


Bir kısım zevat da  “Hepimiz Ermeniyiz” sözüne fena halde bozulmuştu. Evet masum bir gazetecinin katli insaf sınırları dışında idi, ama niye Ermeni oluyorduk ki, şeklinde itirazlar yükselmeye başlamıştı.


Oysa hepimiz Ermeni olsaydık ne olurdu, olmasaydık ne olurdu? Allah-u Teala’nın bizleri tanışıp kaynaktırmak için halk ettiği millet mefhumunu bir düşmanlık, bir üstünlük vasıtası yapmak neyin nesi idi? (Fussilet Suresi, 13)


O günlerin fotoğrafları, yaşanmışlıklara dair kareler zihnimde hala taptaze. Beyaz şalı, ağlamaktan şişmiş gözleri ile Rakel Dink’in kürsüde konuşma yaptığı görüntüyü de dün gibi hatırlıyorum. Rakel Hanım büyük bir olgunlukla suçlu olanın bir bebekten katil yaratan karanlık olduğunu söylüyor; ancak olgun insanlara mahsus bir tavırla intikamdan değil, yaranın daha derinde bir yerde olduğundan ve tedavinin zaruretinden söz ediyordu.


Hrant’ın cinayeti ile ilgili hâlâ tüm sorumlulular yargılanabilmiş değil. En az bir yıl öncesinden cinayetin istihbaratını almış görevliler, katille fotoğraf çektirme yarışına girmiş üniformalılar, Hrant’ın cenazesinde dahi katliamın sembolü olmuş”beyaz bere”yi polislere dağıtmaktan hicap duymamış, bu ülkenin farklı kimliklerinin, bu ülke ile kurduğu tüm bağları koparmaya ahd etmiş  olanlar…


Hepsi büyük bir vicdan azabı ile perişan olacak, son nefeslerini verirken gölgelerini düşürdükleri bu cinayetin ağır yükünü hissedecekler.


Hiçbir ideoloji, kendinizi inandırdığınız hiçbir “kutsal” bir masumun kanına girdiğinizde üzerinize çullanan karabasanları, kanter içinde uyanacağınız kabusları hafifletmez.


Tekrar tekrar geri sarılmış o katliam anı, örs misali beyninize iner durur; kalbinizi bir kerpeten gibi sıkıştırır.


Ama ölüler konuşmaz. Zulm ile abad olmayanların son nefeslerindeki pişmanlıklarından da çoğunlukla haberdar olamayız. Dolayısıyla dünden yarınlara bir şeyler kalmalı. Kalmalı ki acılar tekerrür etmesin.


Acılarımızla yüzleşmedikçe, çocuklarımıza, hepsinden de önemlisi kendimize rengi, dili bizden farklı olanların insanlığın uzvu olduğunu öğretmedikçe, kabul etmedikçe bu sızı dinmeyecek. Zira bir uzuvdaki rahatsızlık vücudun diğer uzuvlarını da rahat bırakmayacak.


Bir başkasını ezen ulus özgür olamaz, diyordu Marx. Haklı!


Bir başka ulusu, etnisiteyi zaptu rapt altına almak için seferber edilen imkânlar, devreye sokulan mekanizmalar, her ne kadar kabul etmek istemese de, en çok ezen ulusa zarar verir.


Türkiye’nin yaşadığı problemlerin en önemlisi egemen ulus potasında öğütülmek istenen kimliklerin haykırışları değil mi? Bu haykırışları bastırmak için seferber edilen hukuk dışı mekanizmalar gün geliyor diğer sesleri de bastıran bir kakafoniye dönüşmüyor mu?


Bunu itiraf edemediğimiz, buna itiraz edemediğimiz, bebekleri katillere dönüştüren karanlığa karşı bir ateş tutuşturamadığımız için hepimiz suçluyuz!


Kardeşimsin Anadolu’nun esmer tenli, hünerli sakini.


Nur içinde yat Hrant!