İçimden geçenler

02.01.2021

Evde yalnızım -ve hem de çok-, az önce muhteşem bir sebzeli köfte yaptım ancak yiyesim yok. Hanım Antalya’ya kızımızın yanına gitti, aylardır görmediğimiz torunumuz Nesim paşayla (yaşı 4) biraz mutlu zamanlar geçirebilmek için. Ben onlara katılmadım çünkü aslında hiç kimseyi göresim yok.

 

Ölüm kokusu ve korkusu öylesine sardı ki her bir yanımızı, en yakın dostlara dahi temas edesim yok…

 

Yıllar önce her yurt dışına çıktığımda ağızlarında maskeyle havaalanlarında görüp dalga geçtiğim tüm Uzak Doğulu insanlardan özür diliyorum ve bittabi dini nedenlerle yüzlerini kapatacak şekilde örtünen tüm Müslüman kadınlarından da! Onları eleştirdiğim olmuştur zamanında. Ama hayatta kalmak güdüsü, bırakın kadınları, tüm insan canlısını bir şekilde peçelemiştir işte.

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dün Cuma namazı çıkışı yaptığı açıklamalar çok gereksiz ve yersiz olmuş. Aslında çok sevinmesi lazımdı hakikaten İslami değerleri önemseyen bir kişiyse. Düşünsenize; CHP lideri yanında başı kapalı bir kadınla fotoğraf veriyor ve onların haklarına sonuna kadar sahip çıkacağını açıkça dile getiriyor ve üstelik Fikri Sağlar kişisinin tüm söylediklerini reddediyor. Sahi bunun nesi kötü?

 

‘’Vayy efendim bunu siyasi nedenlerle oy devşirmek için yapıyor.’’ Çok doğal olmalı değil mi? Bir siyasetçi başka ne yapabilir, milletin genel değerlerine sahip çıkmak dışında?

 

Bildiğimiz kadarıyla Kılıçdaroğlu’nun eşi kapalı değil ve ancak CHP başkanı olarak tüm millete bir güvence veriyor ve tüm ezberleri, üzerinden siyasi rant devşirilen tüm boşlukları kapatmaya kararlı bir şekilde bireysel özgürlükler konusunda tavrını net bir ifadeyle ortaya koyuyor.

 

Tüm yaşamını iktidarda kalmak örgüsü içerisinde kurduğu anlaşılan  Cumhurbaşkanı Erdoğan ise yılın ilk Cuma namazı çıkışı esnasında AK Parti dışında başı örtülüler olamazmışçasına gösterdiği anlamsız bir tepkiyle sanki din = (eşittir) AK Parti tarzı bir yaklaşımla geniş kitleleri kendisinden uzaklaştırmaya ısrarla devam ediyor.

 

Sayın Erdoğan şunu iyi bilmeli; bugüne kadar bu ülke ve coğrafyaya İslam dini nasıl kendisiyle gelip varlık bulmadıysa, o gittikten sonra da yok olmayacaktır, rahat hissetsin.

 

Sayın Erdoğan bir şeyle övünç duyabilir; o da CHP gibi bir parti liderliğinin bu denli İslam’la barışmasına verdiği katkılarla. Gördüğüm kadarıyla Kılıçdaroğlu bugün partisi içerisinde halkın değerlerine en yakın kişi, o halde sürekli düşmanlaştırıp döğmeye çalışmak niye?

 

Derin işlerden pek anlamam, ancak Erdoğan yapmaya devam ettiği hatalarla emin olun ‘’Millet İttifakının’’ önünü açmaktan başka bir işe vesile olmuyor. Partinin kuruluşundaki en yakın arkadaşlarını dahi öteleyip ötekileştirmişsen, bugün yanında senden millet-devlet kaynaklarıyla menfaat sağlayanlar dışında kimleri bulabilirsin ki? Ve yine Cumhurbaşkanı emin olsun, ilk sarsıntıda onu satacak olanlar bu çıkar çevreleridir. Yaşarsak hep birlikte görürüz efendim, bu konularda hiç yanılmadım, tıpkı Berat bey mevzusunda olduğu gibi.

 

İçimden şu an yaptığım o şahane köfteyi dahi yemek geçmiyorken, Cumhurbaşkanı beni dinlese ne olur, dinlemese ne?

 

İçimden şu an sadece merhum ağabeyim Coşkun’u ve bir de can kardeşim Hakan Albayrak ve çok özel bazı dostlarımı kucaklamak geçiyor ve hiç biri mümkün değil. Belki Allah bu dostlarımızla yeniden sarılmamıza izin verir de, Coşkun’la asla mümkün olmayacak, net.

 

Yemişim hepinizin dünyevi kavgalarınızı.

 

Selam ve esenlikler….