İktidar cenahında gerçekten neler oluyor?

06.06.2020

Koronavirüs salgını başladıktan sonra maske kullanımı konusunda karışık bi süreç yaşadık. İktidar “maskeler satışa sunulacak” dedi. İtirazlar yükselince, “PTT’den ücretsiz dağıtılacak” dedi. Sonra “vatandaşlara gönderilen kod ile eczanelerden ücretsiz dağıtılacak” dedi.

 

Maske alamayan alandan fazla olunca tartışmalar da bitmedi.

 

Sonunda maskelerin satışına karar verildi.

 

Pandemi sürecinde içişleri bakanı Süleyman Soylu’nun sosyal medyadan istifa etmesi ve 3-4 saat sonra istifasının kabul edilmediğinin açıklanması sürecini de yaşadık. Bakanlıklar arasında çekişmeler olduğu bilgileri dolaşıp durdu.

 

Yeni kurulmasına rağmen en etkili muhalefet ile öne çıkan Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’nun bu konulardaki tespitlerine özellikle dikkat çekmek istiyorum.

 

Maske krizi ile ilgili açıklaması: “Maske krizi mevcut iktidarın yönetim zaafını ortaya seren en güzel örneklerden biridir.”

 

Soylu’nun istifa olayı ile ilgili açıklaması: “İçişleri bakanı sorumluluğu üzerine alarak ama sorumluğu alırken de kriz sürecinin bizzat Cumhurbaşkanı tarafından yürütüldüğünü ifade ederek, aslında bir yönetim kriziyle karşı karşıya olduğumuzu ifade etmiş oldu.”

 

Son gelişmede ise Sağlık Bakanlığı hafta sonu sokağa çıkma yasağı uygulanmayacak dedi. Bir gün geçmeden İçişleri Bakanlığı hafta sonu sokağa çıkma yasağı ilan etti. Cumhurbaşkanı sosyal medya üzerinden hafta sonu sokağa çıkma yasağını iptal etti.

 

Ahmet Davutoğlu’nun açıklaması:  

 

"Dün Sağlık Bakanı sokağa çıkma yasağı yok dedi. Akşam İçişleri Bakanı sokağa çıkma yasağı ilan etti. Şimdi de Cumhurbaşkanı yasağı kaldırdı. Bu bir yönetim krizi değilse, nedir? Ülkemizdeki her tür kriz temelde bir yönetim krizinin eseridir. Nerden baksan tutarsızlık!"

 

Ha tabi Meclis’te 3 milletvekilinin vekilliklerinin düşürülmesi de gündeme bomba gibi düştü. Çünkü bir yıldan fazladır bu dosyalar meclis raflarında bekletiliyorken, bugün gündeme alınması  ‘zamanlama manidar’ sözünü hatırlattı.

 

Gazeteci olarak ben de neler olduğunu anlamak istedim. Siyaset ve bürokrasi çevrelerinden kulis bilgilerine başvurdum.

 

Ankara kulislerinde, Ahmet Davutoğlu’nun ‘yönetim zaafı, yönetim krizi’ tespiti konuşuluyor, ‘Mevcut durum tam da budur’ deniyor.  Meclis’teki birçok iktidar vekili de aynı tespiti yapıyor. Ayrıca kendi aralarında konuşurken sistemi yerden yere vuruyorlar. Sessizliği bozanlar olursa iktidar partisinden kopuşlar olacak gibi…

 

Bürokrasideki birçok yönetici de mevcut sistemin krizler doğurduğunu, ekonominin de bu nedenle toparlanamayacağı konusunda hemfikir.

 

Kulislerde şunlar da konuşuluyor:

 

Tüm bu rahatsızlıklar Külliyede çok iyi biliniyor. Bu sorunların ve milletvekili kopuşlarının önüne geçmek ve hükümete nefes aldırmak için Külliyede bir ekip oluşturuldu ve yoğun çalışıyor. Bakanlar kurulu değişikliklerini gündeme getirerek hükümete nefes aldırmak istiyor. Bu nedenle isim isim yeni bakanlar kurulu listesi sızdırdı.  Bu liste gerçek değil. Sadece tepkiler ölçülecek. İçişleri Bakanı Soylu ve Maliye ve Hazine Bakanı Albayrak ile ilgili algıları da değiştirmeyi amaçlıyorlar. Değişim kararı henüz verilmedi.

 

Mevcut sistemde bakanların değişmesinin de esasen toplumda bir karşılığı olmayabilir. Ama hükümet kısa bir nefes alabilir.

 

3 milletvekilinin vekilliklerinin düşürülmesi de vekil transferine ve seçime dönük strateji olabilir.

 

“Kulis” deyip geçelim mi? Siz karar verin.