İyi reklam, kötü reklam ve paramı geri ver Eyyy Vakıfbank!

05.08.2020

Uzun yıllardır çok fazla televizyon seyretme imkanı bulamasam da denk geldiğinde reklam kuşaklarını özellikle sonuna değin izlerim. Bu reklam filmleri, ulusal kanallara reklam verme bütçesini haiz ülkemizdeki önemli ticari ve sınai kuruluşların hedef kitle politikalarından, yenilik ve gelişimlerine değin farklı hususlarda  fikirler edinmemi sağlarken,  aynı zamanda ülkemizin ekonomik seyrine ilişkin ipuçları da verirler.  Bu bağlamda serbest piyasa ekonomisinin temel güdücü unsurları olarak kabul edilen reklam, tanıtım, bilgilendirme ve PR (piyar) faaliyetlerini önemserim doğrusu. Ayrıca bir reklam filminin içerik, mesaj ve akılda kalmasını sağlayan zeka kalitesi aynı zamanda ilgili müessese konusundaki algılarımı olumlu ya da olumsuz mutlaka etkiler.

 

Bugünlerde bu alanda en başarılı bulduğum firmaların başında kuşkusuz LC Waikiki geliyor. Korona nedeniyle sıkıntılı ve boğucu günler geçirdiğimiz bir dönemde, soft coşkulu muhteşem bir müzik eşliğinde yaşama sevincini vurgulayan görselliğiyle halkımıza moral aşılarken aynı zamanda satışlarını katlıyor: harika bir zeka!

 

Bir de bu ara kamu bankalarının televizyon reklamları ayrıca ilgimi çekiyor. Mesela Vakıfbank; önce TRT Diriliş dizisinde Ertuğrul Gazi’yi canlandıran Engin Altan Düzyatan’ı reklam yüzü yaptı, ardından yine TRT Payitaht dizisinde Abdülhamit karakterine bürünen oyuncu Bülent İnal’ı.

 

Bu dizilerle ünlü ve ihya edildikten sonra mezkur aktörlere ödedikleri külliyatlı miktardaki ‘’reklam yüzü’’ parasıyla da bir derdim yok aslında. Ama ilk soru şu; Vakıfbank yönetimi TRT ile ‘’siz parlatın, biz reklamlarımızda oynatalım‘’ şeklinde bir anlaşma mı yapmıştır?

 

İkinci soru ise biraz daha can yakabilir; Kurtlar Vadisi dizisinin esas figürlerinden biri olan Süleyman Çakır (Oktay Kaynarca) yıllar önce diziden ayrılması gerektiği için senaryo gereği öldüğünde bu ülkede gıyabi cenaze kılan aklı evveller oldu. Vallahi ve billahi oldu.  Şimdi Vakıfbank yöneticileri bu aktörlere milyonlarca lira ödeyerek reklam yüzü olarak kullanırken acaba ‘’Cennet mekan Abdülhamit Han ve bu topraklarda var oluşumuzu sağlayan Ertuğrul Gazi de bizde.  O yüzden bizi tercih etmelisiniz!’’ şeklindeki bir övünçle, bu milletin büyük çoğunluğunu Süleyman Çakır için cenaze namazı kılan ‘’azınlık müptezeller’’ yerine koymuş olmuyorlar mı?

 

Aslında geçmişte bu tip işler güldürüçlü esprilerin konusuydu. Yıllar önce hatırladığım kadarıyla Zeki -Metin yapmıştı bunu, Çağrı filminden mülhem.  Hz. Hamza’yı biliyor musun diye soruyor  birisinden birisi ve öteki cevaplıyor; ‘’Bilmem mi ya, Anthony Quinn o.’’

 

Neyse, olur geçer bunlar dönemi ruhuna bağlı işler de, asıl sorun şu; bundan bir ay önce Vakıfbank ATM’sinden işlem yaparken makine külliyetli miktarda paramı yuttu. Başvurular, işlemler, sorular ve sorunlar. Bir buçuk aya kadar çözülür dediler. Sabırla bu sıkıntının giderilmesini beklerken üç gün önce yine Vakıfbank ATM’si kızımın hesabına yatırmaya çalıştığı parasına ve kartına el koydu… Yine işlemler, başvurular, bir dünya yetkiliye defalarca durumu izah etmeye çalışmalar vs. vs…

 

Sayın Vakıfbank,

 

İnternetten de baktım ve her nedense bu tip sorunlar çoğunlukla  sizin ATM’lerinizde yaşanmakta. Bence merhum Ertuğrul Gazi ve Abdülhamit Han üzerinden hamasetle onlarca tivi kanalına çok milyonlarca para ödemeye çalışmak yerine, kaynaklarınızı müşterilerinize sağlıklı hizmet vermeye yöneltmelisiniz. Mümkünse  fonlarınızı öncelikle ATM’lerinizin para yutmasını engelleyecek teknolojiler için harcayın, müşterilerinizin sıkıntılarını gidermek için uğraşın. Bırakın siyasi işleri siyasetçiler yürütsün, siz ‘tüm milletin bankası olunuz, sadece TRT dizilerindeki kurmaca figürleri gerçek zanneden kesimlerin değil...

 

Selam ve esenlikler…