Kerim Rota’yı takip ediyor musunuz?

04.11.2020

Gelecek Partisi ekonomi kurmaylarından Kerim Rota’yı ne kadar tanıyorsunuz bilmiyorum. Ben de kendisini parti çalışmalarıyla birlikte tanıdım. Bugüne dek yolunuz kesişmediyse, bugünden itibaren mutlaka takibe almanızda fayda var. Twitter hesabını şimdiden şuraya iliştirivereyim: @kerimrota

 

Biraz sonra bahsedeceklerimden önce mütevazi kişiliğine değinmeden geçmeyeyim. Hesabına girdiğinizde profilin altında yazan “Eski hazineci, bankacı” notundan zaten siz de hemen bunu farkedeceksiniz. Paraanaliz sitesindeki yazılarından zaten kendisini bilen biliyor. Google’a girip onun kariyer yolculuğuna bakmayı size bırakayım; lakin Akbank’taki Genel Müdür Yardımcılığı görevini sürdürürken Odeabank’tan aldığı genel müdürlük teklifini prensipte kabul ettiği halde, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu’nun ismini veto ettiğini ifade edeyim, siz anlayın. Siz elbette bunları ancak medyaya yansıdığında öğrenebiliyorsunuz. Öyle zamanlardan geçiyoruz ki, kimbilir hangi cevherler, ehliyet ve liyakat sahipleri bu değirmende öğütülmeye hala devam ediyor. Ülke olarak bu insanların birikiminden mahrum kalıyoruz. Dile kolay, otuz yıllık bir hazine uzmanından, finansal ekonomi ve piyasalar konusunda ülkenin yetiştirdiği sayılı insanlar arasına girmiş bir kişilikten söz ediyoruz.

 

Her şerde hayır olduğuna da inananlardanız. Kimbilir belki de hayırlı bir gelişme oldu. Yoksa yollarımız kesişmeyecek, aynı partide, insan hakları ve ekonomi alanlarında (hazine ve maliye politikaları) “insan onuru” odaklı gayretleri birlikte omuzlamış olmayacaktık. Eminim parti içindeki pekçok kişi de benimle aynı duygu ve düşüncelere sahiptir bu konuda.

 

Karar gazetesinden Elif Çakır ve Yıldıray Oğur’un en son kendisiyle yaptıkları programda ifade ettiği hususlar da bu gerçeğin altını bir kez daha çizmekteydi (https://www.youtube.com/watch?v=as6wTNlk6RY&feature=youtu.be&ab_channel=KararTV) Saf liberal uygulamalarla ne Türkiye’nin ne de dünyanın alacağı fazla bir yol kalmadığı, bu anlamda liberal ekonomi adına bir başarısızlık hikayesine şahit olduğumuz; bu süreçte Türkiye burjuvazisinin çok kötü bir sınav verip konformizme düçar olduğu; dünyada küresel adaletsizliğin had safhalara ulaştığı; Türkiye’de yüzde 1’lik kesimin yüzde ülke kaynaklarının yüzde 42,5’ine sahip olduğu; orta sınıfın gittikçe fakirleşmesinin yanında yok olmaya yüz tuttuğu gibi tespitleri rakamlar eşliğinde paylaştı. Buradan mülhem dünyada ve Türkiye’de en dezavantajlı kesimlerin lehine olmak kaydıyla sadece ekonomi alanını ilgilendirmeyen “insan onuru merkezli” yeni bir zihniyete ihtiyaç duyulduğunu ifade etti.

 

Kendi alanlarında nice birikimlere sahip olup bu birikimlerin namusunu koruma adına taviz vermeyen, nesilleri tükenmeye yüz tutan nadir insanlardan biri Kerim Rota. Farklı dünyalarda yetişmiş olmamız, birlikte yaptığımız uzun Ankara yolculuklarında dönüp dolaşıp pekçok ortak noktada buluştuğumuzu görmemize engel oluşturmadı. Aksine, insanlık değerlerini kaybetmemiş olan, bu değerlere ne pahasına olursa olsun sahip çıkmaya çalışanların gelişmelere farklı dünyalardan baksalar da aynı hedeflere matuf olmak üzere yollarının kesişebileceğini bana bir kez daha ispat etmiş oldu. Hele ki, uzun yıllara yayılmış yaşanmışlıkların ardından, farklı tecrübelerle tanışıp birbirini besleyebilmenin nimetlerini de görmek açısından oldukça değerli ve öğretici oldu. İnsan haklarının sadece hukuk yargı alanını ilgilendiren bir mesele değil, insana odaklanan ekonomi, sağlık, çevre bilincinden bağımsız olmadığı herkesçe bilinen bir gerçektir. Aslında bu alanlarda kendilerini geliştiren insanların, niyetleriyle de bağımlı olmak kaydıyla birer insan hakları savunucusu olduğu izahtan varestedir. Kendisini adadığı alanlarda nitelikli işler yapıp birikimler sağlayan, bilahare bu tecrübeleri geniş kitlelerin hayrına olmak kaydıyla istifadeye sunan, gerektiğinde bunun için bedeller ödemeyi göze alan insanların bu gayretlerinin ortak alanlarda kesişmesi ve birbirini beslemesinden daha güzel, faydalı, sadra şifa ne olabilir. İnsana dair olan, hepsi içiçe ve birbirini kesen alanlarda tüm gücünü başta yaşadığı ülkenin insanları olmak üzere insanlığın ortak faydasına sunma gayretinde olanların çabaları her daim değerlidir.     

 

Lakin gözlemlerim, Kerim hoca adına başka şeyler de hatırlatmakta bana. Siyaset etme tarzının ahlakiliği, ilk dikkatimi çekenler arasında. Sanırım bunu sağlayan Rota’nın, -kendi tabiriyle- laik ağırlıklı bir sosyolojinin içinden gelmiş olmakla birlikte, sistemi okuma ve toplumun farklı kesimleriyle empati kurma açısından da, meselelere siyasi tarihin hakkını vererek yaklaşma gayretleriyle de ülkenin ihtiyacı olan ortak feraseti yakalama gayretleri idi. Muhalif bir partide görev almakla birlikte bunu -Türkiye’de alışageldiğimiz üzere- müzmin muhalif bir tutuma evriltmeden hareket edip, rasyonel akıl ve vicdan melekelerinin dumura uğratılmasına karşı da direnç gösteren bir kişilik.

 

Kimilerine göre siyaseti bilmemek ya da siyasi zaaf olarak algılanabilecek bu duruş, aslında bana kadim geleneğimizde altı çizilen bir gerçeği hatırlatmakta: İnsanın bildikleri çoğaldıkça tevazusu da o oranda artmalıdır. Çünkü ilminde derinleşmek, insana bildiklerinin gepgeniş bir deryada ancak bir katre olduğunu da benimsetmelidir. O halde benim sınırlarım, bildiklerimi delilleriyle ispat edebildiğim alandır. Delillendiremediklerim, eksikliğimi tamamlamak için hem yardım almam gerekenler, hem de emin olmadığım alanlarda kimseye haksızlık etmeme adına susmam gerekenlerdir. Bunu herbirimiz ne kadar becerebiliyoruz, insan olmamız hasebiyle zaman zaman sınırlarımızı ne kadar zorluyoruz bilmiyorum ama herhalde en sabırlı/direngen olanlarımız, kendi alanına ilişkin bildikleri konusunda tavizsiz konuşup bilmediklerini de muarızlarını küçük düşürme fırsatı olarak görmeyenlerimiz olsa gerek. Gözlemlerim, Kerim Rota’nın da, özel bir gayret içine girmeden bu sınıfa dahil olanlar arasında bulunduğu. Bu tutumun, popülerliğe çekiştirilen verili siyasette çok kazandırmamakla birlikte, kişinin kendisine olan özsaygısını daha da bileyen, sadece ahlaki düzlemde değil, uzun vadede de kazandıran bir konum alış olduğunu düşünüyorum. ‘Konum alış’ dediysem hesap edilebilir bir yönü olduğundan değil, zaten hesap edilemez, doğal, sahici, samimi olmaktan başka bir kaderi olmadığından. 

 

Rota, salt girift ekonomi terimleriyle değil (apayrı bir dili olan özellikle makro ekonomi alanında artık ne kadar becerilebilirse) benim gibi halktan insanların da rahatlıkla anlayabileceği şekilde yazılar yazmakta; konuşurken de buna azami dikkat göstermekte. Belki de bu yüzden onun ekonomi politik literatüre de geçen “Con Ahmet’in devridaim makinesi…” yazısı kırkbeş binden fazla (https://www.paraanaliz.com/2019/doviz/kerim-rota-yazdi-con-ahmetin-devri-daim-makinesi-doviz-piyasasinda-40122/) “Barış ve Sinem’in orta direk olma hayali” makalesi ise beşyüz bin civarında bir okuma oranına ulaşmış. (https://www.paraanaliz.com/2020/ekonomi/kerim-rota-yazdi-baris-ve-sinemin-orta-direk-olma-hayali-50957/)

 

Yani sadece erbabı değil, halkımız da Rota’yı yakından ve merakla takip etmeye çalışmıştır. İçinde rakamların da yer aldığı her ekonomi yazısı aynı zamanda siyasi yazılardır; bunda şüphe yok. Ama her kaliteli, emek mahsulü ekonomi yazısı, aynı zamanda yaşadığımız dünyayı, içinden geçmekte olduğumuz gerçekleri bize kavratmaya çalışan, neyi niçin yaşadığımızı açıklamaya gayret eden rehberler mesabesindedir.

 

Aynı zamanda, -mutlaka tartışmaya açık boyutları olmakla birlikte- bize resmedilenin de büyüsünü bozan, uykudan uyandıran, hipnozlara karşı etkili, yol gösterici, hamasiliğe geçit vermeyen, sebep-sonuç ilişkileri ve kurallılık hakikatini gözlerimizin önüne koyan, bunlara uyulmadığı takdirde anlatılan masallarla birlikte yol alamayacağımızı, gerçeğin ne olduğunu merak edenlerin önlerine koyan birer hakikat tılsımıdır. Rota’nın yazılarında beni etkileyen şey, yukarıdaki tablo ortaya konarken, bir önceki pasajlarda altını çizmeye çalıştığım ahlaki hassasiyetlere dayalı olarak, salt -fırsatı yakalamış- muhalif bir motivasyonla değil, araştırma ürünlerini öğrencileriyle paylaşmaktan mutluluk duyan, yazdıklarının kendisini bağladığını unutmayan, ortaya koyduğu mahsulün hesabını vereceği bilinciyle hareket eden bir eğitmen ciddiyetiyle yazması. Muhataplarının dikkate alması umuduyla yazıldığı açık olan makaleleri, belki de o yüzden yarım milyon okuyucuyla buluşmakta.

 

Zor bir alanı okuyucu için kolay kılmak herkesin harcı değil. Tecrübelerini faydaya dönüştürme imkanları elinden alınmış Rota gibi insanları yeniden siyasete, topluma, ülkeye katmak da Davutoğlu ve ekibinin ayrı bir başarısı.

 

Yazı nereden nereye geldi. Aslında Karar TV’de katıldığı son programında çizdiği Türkiye resminden bahsedecek; gerçeklikle olan ilişkimizin hangi düzeyde olduğunu Rota’nın aktarımlarına dayalı olarak detaylandıracaktım. Hesabım buydu.

 

O halde gerisini size bırakayım. Verdiğim linklerden başlamak üzere yazılarına ve programlarına bakarak siz de kendisini yakından tanımış olun. Ve tabii aslolan Türkiye’nin bugününe ve geleceğine dair çözüm reçetelerini.