Korona sonrası dünyayı bekleyen tehlike!

24.03.2020

Covid-19 nedeniyle dünya küresel bir türbülansa girdi. Uzun süreceğe benzeyen bu türbülans yerleşik düzenleri yerle yeksan edecek. Bireysel yaşam biçimlerinden, toplumsal ve kültürel eğilimlere, ekonomik ve siyasal davranış kalıplarına değin her şey değişim gösterecek.

 

Küresel resesyonun her ülkenin kapısına dayandığı bir zaman dilimi içindeyiz. Bu krizin ekonomik bilançoları bir çok ülkeyi sert tedbirler almaya zorlayacak. Mali disiplinler sil baştan yeniden yazılacak, ihracat-ithalat dengeleri ve ekonomik parametreler yeniden düzenlenecek. Ticari ilişkiler tamamen değişecek.

 

Dünyadaki süper güç, gelişmekte olan ülkeler, gelişmiş ülkeler, G-20 gibi sıralamalar ters yüz olacak.

 

İkinci dünya savaşında her şeyini kaybeden Almanya’nın durumunu hatırlayın.

 

Tüm yerleşik düzeni, sosyolojik, ekonomik ve siyasal düzeni tamamen değişti. Tüm alışkanlıklar terk edildi.

 

Sonra yeni bir Almanya kuruldu.

 

Coronavirüs sonrası dünya da kaçınılmaz olarak böyle bir sürece girecek

 

Tarih boyunca salgın hastalıklar neşvünema bulduğu her coğrafyada çeşitli izler ve deneyimler bırakmıştır. Salgın sonrası yerleşik düzen kaçınılmaz olarak sarsıntı geçirmiştir. Tarih kayıtları, salgın öncesi ve salgın sonrası değişim bilançolarıyla doludur.

 

M.S. 165-180 yılları arasında Roma İmparatorluğu’nda yaşanan “Antoninus Salgını”, 541 yılında Avrupa’da başlayıp Mısır’a, ordan Filistin, Suriye ve günümüz Anadolusuna yayılan “Jüstinyen Vebası”, 1343 yılında başlayıp 7 yıl süren, 75-200 Milyon arası insanın ölümüne neden olduğu düşünülen ve Avrupa nüfusunu ortalama %45 düşürdüğü tahmin edilen “Kara Veba”, 16. Yüzyılda “Yeni İspanya” adı verilen bugünkü Meksika’dan diğer bölgelere yayılan ve 15 Milyon kişinin ölümüne yol açtığı düşünülen “Cocoliztli Salgınları” ve buraya yazılmayan benzer tarihteki bir çok salgın hastalık büyük kırılma ve değişimlere yol açmıştır.

 

Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıkıp tüm dünyayı etkisi altına alan ve dün Dünya Sağlık Örgütü’nün açıkladığı verilere göre şu an için 300.000’den fazla insana bulaşan yeni tip coronavirüs salgınının etkileri tarihteki tüm salgınlardan daha büyük değişimlere yol açacağa benziyor.

 

Toz bulutu dünya üzerinden kalkıp gittiğinde dünya siyasal sistemini ve halkları bekleyen iki ihtimal olacak.

 

İlk ihtimal, “daha totaliter rejimler”in ortaya çıktığı bir dünyaya uyanma ihtimali, ikinci ihtimal ise şeffaflık ihtiyacının daha çok hissedileceği, demokratikleşme eğiliminin arttığı, merkezileşmenin irtifa kaybettiği, kişisel hak ve özgürlüklerin çok daha geliştiği bir dünyanın ortaya çıkma ihtimalidir.

 

İkinci ihtimalin ortaya çıkma olasılığı, ilk ihtimalin ortaya çıkma olasılığından çok az!

 

Zira koronavirüs salgını tüm devletleri kamusal alanları ihlal etmeye, özel hayatın gizliliğini faş etmeye itti.

 

Bu eğilimin korona sonrası devletler için bir kültüre dönüşme olasılığı oldukça yüksek. Toplumların da özel hayatın gizliliğinin devlet tarafından ihlal edilmesini kabul etmesi de olası. Zira ortada “can korkusu” var ve hiç bir toplum bu korkuyu es geçmeyecek.

 

Korona sonrası olması muhtemel diğer eğilim de ülkelerin “küreselleşme/entegrasyon” fikrinden vazgeçip “kapalı/izole” hale gelme eğilimidir. Artık her ülkenin “tüm insanlıktan” vazgeçip sadece “kendi insanıyla” ilgilendiği bir safha açılacak. Bu ise “küresel bir bencilleşme çağı”nı açacak!

 

Bu bağlamda Avrupa Birliği, İslam İşbirliği Teşkilatı, NATO, Şangay Beşlisi, BM gibi kurumların dağılıp lağvedildiği bir sürece girme olasılığı çok yüksek görünüyor.

 

Böyle bir tercih, her ülkenin kendi bacağından asılmak için kendi sınırlarına çekildiğinin ve kendini dünyadan izole ettiğinin ilanı olur.

 

Şuan cılız bir sesle başlayan “virüsü Çin yaydı, suçlu Çin” tartışmaları ilerleyen süreçte daha da büyüyecek ve tartışmanın içine “İtalya, İran” gibi ülkeler de katılacak.

 

Bu tartışmaların sonunda her ülkenin vatandaşı kendi devletinden “dünya ile daha az temas, daha fazla izolasyon” isteyecek.

 

Haliyle korona sonrası dünya “kapalı toplum dönemi”ne geçecek.

 

Irkçılık, İslamofobi, yabancı düşmanlığı, göçmen karşıtlığı, nefret suçları, aşırı sağcılık pik yapacak!

 

Tüm bunların yanı sıra, korona sonrası siyaset yapma biçimleri, siyasi dil ve retorikler, üretim ve tüketim alışkanlıkları, seyahat etme biçimleri, çalışma düzenleri, beslenme alışkanlıkları ve iletişim ve üretim teknolojileri tamamen değişecek.

 

“Özel hayatın gizliliği” diye bir şey kalmayacak.

 

Her devlet kendi vatandaşını tek tek 24 saat boyunca “yeni teknoloji takip sistemleriyle” izlemeye başlayacak

 

Devletler, her vatandaşının nabız, tansiyon, ateş, kalp atışı gibi sağlık fonksiyonlarını anlık olarak takip edip kayıt edecek.

 

Ancak bununla yetinmeyecek!

 

Devletler aynı zamanda vatandaşlarının kimlerle görüştüğünü, nereye girip çıktığını, internette nereye tıkladığını, nereye seyahat ettiğini, seyahatinde kimlere temas ettiğini, nelerden heyecan duyduğunu, nelere sinirlendiğini, nelerden hoşlandığını, zaaflarını, zayıf ve güçlü yanlarını, fobi ve hobilerini bilecek.

 

İnsanlar kendi haklarında bilmedikleri bazı şeyleri devletler bilecek.

 

Dünya “biri bizi gözetliyor evi”ne dönecek.

 

Can korkusu, insanların tüm bu ihlallere rıza göstermesine neden olacak.

 

Ne var ki, insanların hayrınay-mış gibi görünen tüm bu değişimler, büyük psikolojik travmalara yol açacak.

 

Sürekli gözetim halinde olma hali, her an faş edilme hissi, yeni büyük krizlere neden olacak.

 

Ezcümle, korona sonrası hiç bir şey eskisi gibi olmayacak.

 

Her şey çok daha zor olacak!

 

Hazır olun...