Kürtçe mevlit yasaklandı mı?

11.08.2020

Bir Kürt atasözü der ki: “Heta ku rastî rûdinê derew hildigre rû dinê” (Doğru yerine oturana kadar yalan dünyayı doldurur)…

 

Birkaç gündür bir yalan doldurmuş sosyal medyayı. Neymiş, Diyarbekir’de bir taziye evinde Kürtçe mevlid okuyan imama jandarma müdahale etmiş de Kürtçe mevlid okuyamazsın, ya Türkçe ya da Arapça oku, diye Kürtçe mevlidin okunmasını durdurmuşmuş. Tövbe… Kürtlerin Türkçesiyle “Kokî yalan”… Zaten resmi makamlar ve ilgili şahıslar, hatta taziyenin olduğu söylenen köyün halkı bu haberi yalanladı. Buna rağmen bu “yalan” gündemi doldurmaya devam ediyor ve köylülerin “doğru”su inandırıcı bulunmuyorsa bunun bir sebebi olmalı.

 

Sebebi, Kürtlerin, Kürtçenin anayasada ve yasalarda devletçe tanınmış bir statülerinin olmayışıdır. Yani doğru olanın açık ve net biçimde ve de resmen ifade edilmemiş olmasından dolayı bu tür yalanlar kolayca zemin ve destek bulabiliyor. Malum, karanlık, gerçek bir varlık değil, ışığın yokluğudur. Yalan da öyle. Doğrunun olmamasından kaynaklanan vehmi bir boşluktur. Bu tür yalanların önüne geçmek istiyorsan doğruyu resmen ve alenen ifade edeceksin.

 

Bilim adamları söylüyor: iki türlü yalan var, inanılan yalanlar, inanılmayan yalanlar… Bir konu ile ilgili doğru yerli yerine konmuşsa onunla ilgili hiçbir yalan inandırıcı olamaz. Ama doğru yerine konmamışsa, örneğimizde olduğu gibi her türlü yalan kolayca taraftar bulur. İşin yoksa medyadaki destekçilerin, sosyal medyadaki taraftarların işlerini güçlerini bırakarak yalanı yalanlamanın peşine düşsünler.

 

Gerçekten de Kürt kimliği ve Kürtçe ile ilgili doğrular yerine getirilmediği, doğru olan yapılmadığı için yalanların cirit atacağı muazzam bir boşluk var. Medyadaki taraftarlara da yazık. Hangi birini düzeltsinler. Yalan bu, tam yakaladım derken balık gibi elinden kayıveriyor. Elindeki küçücük bir yalan kaçtıktan sonra da dev bir balinaya dönüşüyor. Birileri Kürt kimliğinin inkarına, Kürtçenin yasaklandığına ilişkin yalan söyleyecek, birileri de bunları durmadan yalanlayacak…nereye kadar? Fasit daire. Bir kerede doğruyu yerine getirirsin bütün yalanların sonunu getirirsin. Buna rağmen yalan söylemeyi sürdürürlerse bazıları, kahve milletinin maskarası olmaktan kurtulamazlar zaten.

 

Ayrıca Kürt kimliğinin inkarı ve Kürtçenin yasaklanmasına dair yalanların bu kadar kolay taraftar bulmasının bir sebebi daha var.  

 

Bilindiği gibi, seksen seneden beri başta Kürt sorunu olmak üzere yığınlarca sorunla ilgili olarak ortalığı yalan panayırına dönüştüren sisteme itiraz eden kadroların öncülüğünde kurulan Ak Parti özellikle Kürt sorunu bağlamında bazı doğruları realize etti ve yalanların büyük bir kısmı da artık müşteri bulamaz oldu. Ama ne olduysa artık, ortağının huyundan mıdır yoksa iktidarın kaybedilmesi korkusundan mıdır, bilinmez, bu doğrusal yolculukta beklenmedik bir fren yaptı. “Sen dağa taşa ‘Ne Mutlu Türküm diyene’ diye yazarsan, birileri de ‘Ne mutlu Kürdüm diyene’ der” tespitini yapmış bir çizginin devamı, Dersim dağlarına bu türden sloganlar yazma noktasına geldi. Teröre destek verdikleri gerekçesiyle görevden alınıp hapishaneye atılan bazı belediye başkanlarının yerine atanan kayyumlar da göreve geldiklerinin sabahında şehirlerindeki Kürtçe tabelalara yöneldiler. Tabi tümü bilerek yaptı diyemeyiz, mesela içlerinde bazıları levhaları daha güzel ışıklandırmak için yerinden sökerken Kürtçe kısmını yeniden yazmayı unutuverdiler. Ne var bunda? İnsan unutamaz mı? Olabilir doğal olaraktan. Taziye evini boyamak için kapatırken sonrasında Ülkü Ocağı olarak açmak da sehven olmuştur galiba.

 

Ama Dicle Üniversitesinin Kürt Dili ve Edebiyatı bölümünde derslerin Kürtçe verilmesini ve tezlerin Kürtçe yazılmasını yasaklaması ile ilgili haberleri yalanlarken ileri sürdüğü gerekçesi mizahın şahikası olacak türdendir. Okurken bu tür yalanların neden bu kadar hızlı yayıldığını anlıyorsunuz. Aşağı yukarı şunu söylüyor üniversite: Derslerin Kürtçe verilmesini ve tezlerin Kürtçe yazılmasını yasakladığımız külliyen yalandır. Çünkü derslerin Kürtçe okutulması ve tezlerin Kürtçe yazılması zaten bölümün açıldığı günden beri yasaktır.

 

Bir yalandan kurtulmanın yolu bir an önce doğruya dönmektir. Onu yapacağına yalanı başka yalanlarla gizlemeye kalkarsan ip yumağına dolanmış kediden beter olursun.

 

Kürtçe bir atasözüyle başlattığımız yazıyı Türkçe bir atasözüyle bitirelim: Yalancının mumu yatsıya kadar yanar…İsterseniz tarihçilere sorun. Sadece fertlerin değil, sistemlerin de yatsıları var.