Makbul vatandaşın, vatandaşı kriminalize etme şehveti...

26.09.2020

Sokak röportajları genellikle eğlenceli olabiliyor...

 

Bir kaç gündür sosyal medyada kimilerinin destek vererek, kimilerinin ise eleştirerek paylaştıkları bir sokak röportajı var, muhtemelen izlemiş olmalısınız.

 

Röportaj sorularının ilk muhatabı bir kadın...

 

Muhabirin “Türkiye’nin ekonomisini nasıl görüyorsunuz?“ sorusunu, kadının “Çok güzel, açız diye yalan yalan televizyonlardan bağırıyorlar, restaurantlar dolu“ cümlesi ile cevapladığı sırada bir adamın kadraja girip “Açım diyerek bağıranlar Almanya’ya gelsinler, ben Almanya’da yaşıyorum“ diyerek konuşmaya dahil olduğunu görüyoruz. 

 

1 Euro 10 lira, demokrasi, insan hakları, Euro kullanma Türk lirası kullan, Almanya’da demokrasi mi var, Türkiye cennet, nankörlük etmeyin, havada uçuşan cümleler...

 

Röportaj yoldan geçen diğer vatandaşların da ilgisini çekmiş olmalı ki bir vatandaş daha konuşmaya dahil oluyor ve asgari ücretin ne kadar olduğunu söylüyor. 

 

Konuşmanın tansiyonu bu cümleden sonra yükselmeye başlıyor... 

 

Almanya görmüş “ makbul vatandaşlar “ Türkiye sınırları içinde yaşayan ve ekonominin, insanların hayatına olumsuz yansımalarını anlatmaya çalışan muhalif vatandaşa tepkilerini dile getiriyorlar.

 

Bir de Türk demokrasisinin mükemmelliğini, Almanya’nın yaşanacak ülke olmadığını üst üst tekrar eden yüksek perdeden cümleler kuruyorlar, bir kaç karşılaştırmalı örnek göstermiyorlar ama olsun onlar günümüzün makbul vatandaşları, ne derlerse o.

 

Konuşma devam ederken, kan kustum kızılcık şerbeti içtim Almanya’da alt okumalı cümleleri peşi sıra karşısındakilerin üzerine boca eden makbul kadın vatandaş, sloganımtrak cümlelerle üstünlük elde edemeyeceğini düşünmüş olmalı ki tüm cin fikirliliği ile muhalif vatandaşı kendince kriminalize edeceği zemine çekmeye çalışıyor ve soruyor “Siz nerelisiniz?“ Karşısındaki beyefendi sorunun kendisini ilişkilendirmek istenilen alana çekmek için yöneltildiğinin farkına varamamış olmalı, tüm doğallığıyla “İstanbul“ diyor, kadına aldığı cevap yetmiyor “Ama PKK’lı gibi“ yaftasını en doğal hakkıymış gibi yapıştırıyor.

 

Utanmıyor... Utanmıyor... Utanmıyor...

 

Kendisi günümüz makbul vatandaşı, muhalif gördüğü herkese, her türlü yaftayı yapıştırabilir, hakaret etmek de, kriminalize etmek de onun hakkıdır.

 

Görüşlerini istisnasız onaylaman gerekir, eğer onaylamıyorsan ilişkilendireceği bir örgüt mutlaka vardır. 

 

İnsan düşünmeden yapamıyor, gizli tanık ifadesi denilen garabet, bu örnekteki kadının hezeyanlarının yansıması gibi bir şey midir?

 

Günümüz makbul gazeteci örneklerinden biri, Twitter hesabından “ hangi doktor korku saçıyorsa fetö’cüdür değilse fetö’nün bağlı olduğu yere bağlı küreselcidir. korku saçan bir doktor modelini başka türlü aklım almıyor. “ yazmış.

 

İlk örneğe ne kadar benziyor aslında...

 

Maske kullanma zorunluluğuna, Covid 19 ile ilgili verilerin açıklanmasına, doktorların hastalık ve salgın ile ilgili bilgilendirmelerine, korku iklimi oluştuğu gerekçesi ile karşılar. 

 

Salgın sürecinde yaşamını yitiren bir doktorla ya da sağlık personeli ile ilgili şükran içeren bir cümle kurmuş mudur makbul gazeteci vatandaş, bilemiyorum.

 

Evet, farklı ülkelerde maske takma zorunluluğuna, yaşam alanının daralmasına yönelik tepki gösteren geniş kitleler var ve fakat bu insanların, bir salgına karşı önlem alınması için taşın altına elini koyan hiç bir sağlık personelini, doktoru, bilim insanını bir terör örgütüyle ilişkilendirmek akıllarına gelmiş midir acaba? 

 

Dünya görüşüne, beklentilerine, kendi düşünce yapısına uymayan herkesi bir şekilde bir terör örgütüyle ilişkilendirebilecek insanlara alışmak zorunda mı bu ülke?