Memleketimden Corona manzaralarım

19.03.2020

Aslında bugün yazmayı planladığım makale yeni kurulan partiler-Gelecek ve DEVA- üzerine olacaktı. Özellikle halk nezdinde yarattıkları heyecan ve karşılıklarının ne olabileceğine dair düşüncelerimi paylaşmak istiyordum. Ülke çapındaki teşkilatlanma çalışmaları esnasında karşılaşabilecekleri sıkıntıları, maruz kaldıkları-kalacakları- sosyo psikolojik ve medyatik engellemeleri dile getirmeyi planlıyordum ki, malum virüs nedeniyle oluşan gündem arasında böylesi bir yazının gereğince ilgi görmeyeceğini düşünerek vazgeçtim açıkçası. Aslında 15 gündür Düzce’de olmam nedeniyle saha gözlem ve tespitlerimi hemen şimdi dile getirmem çok yerinde olurdu ama kahrolası COVİD 19 buna dahi engel oldu, direkt ya da dolaylı nasıl zararlara yol açıyor görüyor musunuz?

 

Yaşlı anneciğimin her zaman olduğu gibi, yanında kaldığım süreyi uzatmak adına “bak ölebilirim, yoldan dönersin” ajitasyon ve tehditlerine boyun eğmeyerek geri geldim Ankara’daki evime. Amacım, buradaki birkaç işi halledip kıyafetlerimi de değiştirerek ve daha çok yedekler alarak birkaç gün içinde anne babamın yanına yeniden dönmekti. Ama dün 82 yaşındaki annem aradı; ‘’ oğlum çıkma evden, gelme buralara da, kendini koru yavrum’’ dedi. Yaşamının son demlerinde sürekli yanında olmamı isteyen ve uzaklığım nedeniyle üzülüp dertlenen bu eski toprak yaşamında ilk kez bana “gelme, çıkma evden” diyebiliyordu. Bugün yine aradı, ne yiyip içtiğimi sordu ve emir makamında bir sertlikle “evden çıkma” dedi. Ben de “çıkmıyorum anneciğim” diyerek rahatlatmaya çalıştım muhterem validemi.

 

Eşim bir aydan fazladır Şam’da, annesi ameliyat olacaktı. Doktor kararını değiştirmiş, başka bir tedavi uygulayacak. Ama o dönemiyor, çünkü Lübnan Suriye hudut kapılarını kapatmış. Ankara’nın göbeğinde yapayalnız olup biteni izlemek dışında hiçbir aktivitem yok şimdi. Anneme verdiğim söz nedeniyle zorunlu durumlar dışında evden çıkmıyorum. Hakan’la bile telefon dışında görüşmüyoruz. Sadece dün kızım Kamer’i eve bıraktım biraz temizlik yapması için. Sağ olsun pırıl pırıl etmiş her yeri.

 

Eryaman’ın gözdesi Kaşmir’e gittim dün. Her yer kapalı ve ortalıkta kimse yok. Sadece ünlü bir pizza zincirinin ‘franchise’sı dostumu orada kahramanca ekmek teknesini bekler halde buldum. Bugüne değin hiç şahit olmadığım bir çökkünlük ve moral bozukluğuyla anlatmaya başladı sıkıntılarını; durum fenaydı. Ardından hemen yanı başlarındaki zincir bir giyim markanın mağazasına girdim öylesine ve çalışanlar dışında sadece kendimin olduğunu fark ettim içeride.

 

Bugün çeşitli ihtiyaçlarımı giderebilmek için yakınımızdaki bir markete gittim. Hayret edilesi ve kendimden hiç beklemediğim şekilde kollarımın giysili kısmıyla açtım kapılarını. Hayatımda ilk kez eldiven giyerek 4 domates ve 5 biber seçtim. Sarımsak da lazımdı aslında ama biraz pahalı geldi, almadım. Daha uygun fiyatlı bir market bulurum düşüncesiyle erteledim. Kasada hesabı ödemek üzere banka kartımı görevli kıza uzattığımda temassız alabileceğini söyledim. Ancak işlemi bitirip kartımı bana geri verirken eldiven giymediğini fark ettim. Ya Allah bismillah çekip kartımı cüzdanımdaki yerine koyarken; ‘evladım, lütfen kendinizi, yakınlarınızı ve bizleri korumak adına sık sık değiştirerek eldiven kullanınız, ya da her işlem öncesi ellerinizi kolonyaladığınızı bizlere gösterin dedim. ‘ Efendim valla az önce kolonyaladım’ dedi yaklaşık 23-24 yaşlarındaki çocuk. Ben de tamam öyleyse şeklinde bir tepki vererek meseleyi uzatmadan poşetimi alarak eve doğru yola koyuldum.

 

Dış dünyaya ne denli meraklı olsam da, ev yaşamını hep çok sevmiş biriyimdir, üstelik yalnızlığa da aşinayım. Müge Anlı’nın programını 10 yıldır seyrederim, ama çoğunlukla kayıtlardan ve 30 dakika sürer benim için. Bilemedin 45 dakika, fuzuli konuşmaları ayıklarım çünkü. Bugün de öyle oldu. Sonra yeni bir belgesel seyrettim ve saat 2 gibi Cumhurbaşkanı riyasetinde Çankaya’da yapılan toplantıya dikkat kesildim. Zaman geçmek bilmedi, onu şunu bunu aradım. Konuştuk dostlarla, dertleştik falan. Saat 18.00 sularında Sayın Erdoğan çıktı kürsüye ve yaklaşık bir saat boyunca konuştu.

 

Bazı batılı ülkelerin COVID 19’la mücadele konusundaki tutumlarını eleştirdi. Vatandaşlarımıza ‘’evden çıkmama’’ konusunda bir çok tavsiyelerde bulundu, muhalefetin bazı unsurlarını sanki Corona ülkemizi esir alsın gibi beklentilerde olmakla suçladı ve nihayetinde bir ekonomik program açıkladı. Büyük bir dikkatle izledim ve sanırım kendisini eve kapatan büyük Türk milleti de aynı heyecanla takip etmiştir.

 

Sonuçta Corona’yla mücadele anlamında, tavsiyeler dışında getirilen hiçbir yeni tedbir yok. Bugüne kadar uygulanan tedbirler nedeniyle işsiz kalmış ya da evlerinde oturmaları istenen kesimlere dair hiçbir direkt destek yok. Peki ne var? İşvereni ayakta tutmaya yönelik paket önlemler. Anlamlıdır ve doğrudur zira işveren ayakta kalırsa istihdam süreklilik sağlar da, Corona nedeniyle kapatılan kahvehaneler, cafeler, eğlence mekanları vs. vazgeçtim patronlarından, haftalıkla çalışıp evine ekmek getirme kaygısında olan on binlerce yoksun emekçinin durumu ne olacak? Çünkü anlaşılan bu mekanlar bir süre daha açılmayacak.

 

Corona kötü bir şey. Mesela bizim burada ünlü bir cafede çalışan Paşa isimli 19 yaşında şef bir oğlumuz vardı. Gelecek Partisinin en genç milletvekili olarak TBMM’ye girmek istiyordu. Hatta ona jargonu da öğretmiştim; beni her gördüğünde elemanlara “başkanıma bakıyor musunuz, bendesin başkanım” gibi sözler sarf ediyordu. Seni önce Etimesgut gençlik kolları başkanı yapacağım, bu işler sahadan başlar dediğimde gözlerinin içi gülüyordu. Hatta büyükleri ona nasılsın diye sorduklarında sağlığınıza duacıyım efendim şeklinde mukabele etmeyi dahi öğretmiştim ve yoğun kalabalık içerisinde özellikle sorardım. Etraftaki diğer gençlerin şaşkınlığına aldırmaksızın derin bir siyasi sadakat ve saygı dolu sözlerle mukabele eder ve Gelecek Partisinin en genç milletvekili ben olacağım diyerek ışıldayan gözleriyle ortama pozitif enerji saçardı. Dün gittim, o coşkun mekan metruktu. Sandalyeler masaların üstüne kapatılıp adeta kaçılmıştı.

 

Tühh.. Ben yeniden nerede bulacağım Paşa’yı, Dilay’ı  ve diğer paşaları? Allah seni bildiği gibi yapsın ey zalim Corona!..

 

Selam ve esenlikler..