Militan Adalet

23.01.2021

Anayasa Mahkemesi yeni üyesi İrfan Fidan Hakkında üstünkörü bir bilgi taraması yaptığımda karşıma şu bilgiler çıktı. Aşağıda alıntılayacağım kısa bilgi kırıntıları bile Anayasa Mahkemesi yeni üyesinin bir adalet ve hukuk elçisi olarak davranmadığı, adalet ve hukuku inandığı dava için bir araç olarak kullandığı kolayca anlaşılıyor. Hukuku siyaset ve dava adına bir araç olarak kullanan bir profil, Anayasa Mahkemesinde adil davranamaz. Bu iyimser beklenti karşılığı olmayan bir umut olur ancak.

  

Her adalet dağıtan adil olmaz. Her adalet dağıttığında, dağıttığı adaletin adil olması gerekir. Hukukun ruhu ve kamu yararı üst düzeyde gözetildiği zaman, adaleti dağıtan adil olur. Hukukun ruhu ve kamu yararını her şeyin başına alan adalet dağıtıcısı, her şeyden önce, hiçbir ideolojiye ve siyasi görüşe angaje olmamalı ve bir bağımlılık ilişkisinden uzak olmalı. Hem bir yerlere angaje ve bağımlı olmak hem de nesnel manada tarafsız kalıp adalet dağıtmak mümkün olmaz. 

 

İrfan Fidan’ın bir hukukçu olarak yükseliş hikayesine baktığımız zaman, göze çarpan en belirgin nitelik, bir davanın inançlı militanı gibi davrandığıdır. Geçmişi böyle olan bir hukuk adamının, hukuk kurumsallığının en yüksek seviyesi olan Anayasa Mahkemesinde nesnel ve tarafsız davranması mümkün olmaz.

 

‘’..İrfan Fidan, Türkiye’nin en kritik davalarında imzası olan savcı olarak dikkatleri çekti… Fidan’ın baktığı davalar arasında Gezi olayları, iş adamı Osman Kavala, barış bildirisi...gibi önemli davalar da bulunuyor. Darbe girişimiyle ilgili olarak İstanbul’da başlatılan soruşturmanın da başında olan İrfan Fidan, gazeteci Nazlı Ilıcak’ın da bulunduğu 42 gazeteci hakkındaki soruşturmayı da yürütmüştü…”

 

Aslında fazla da söze gerek yok; bu döküm çok şey anlatıyor. Ama benim anlamakta zorlandığım şu: Mevcut iktidar, ekonomiyi bildiği gibi yönetiyor ve ekonomi kurmaylarını kendisi seçip atıyor. Aynı iktidar, siyaseti de kendi imkanları ve kendi çıkarları için, yapıp yönetiyor. İdeolojik olarak bütün medya kuruluşlarını kuşatıp tek sesli hale getiriyor. Kültürel olarak, herkese aynı hayat tarzını dayatmakta bir sakınca görmüyor. 

 

 

Haydi diyelim, ekonomi, siyaset, kültür ve ideolojiyi, iktidar oldukları için, kendi çıkarı doğrultusunda yapılandırmak hakkına sahiptirler. Ama hukuk ve adalet, iktidar çıkarları adına, militanlaştırılabilir mi? 

 

Hukuk ve adalet, hızla çözülen ve kutuplaşan bir toplumu birbirine kenetleyen iki büyük değerdir. Hukukun ve adaletin siyasallaştırılması, çok büyük hadiselere davetiye çıkarmak anlamına gelir. Bir toplumun bütün bağlayıcı ve bütünleştirici ilişkilerine son vermek istiyorsanız, yapacağınız tek şey, hukuk ve adaletin tarafsızlığına son vermektir. 

 

Hukuku bu boyutlarda siyasallaştıran hiçbir rejim, ne çok uzun yaşamıştır ne de tarih kayıtları, onlara dair olumlu satırlardan oluşmuştur.