Naçim zozanan, zozan sar in

20.10.2020

Bugün kombiyi yaktık. Üşüyoruz artık. Pencereden dışarı baktım, ufuklardan itibaren kurşun rengi bulutlar kaplamış. Sonbahar gelmiş. Yazın sonlarından itibaren sararmaya başlayan yaprakların döküldüğü, düne kadar ılgıt ılgıt eserken serinleten rüzgarların iyiden iyiye üşüttüğü, kapı pencerenin kapatıldığı, kapı önünde dedikodu çitleyen kadınların sütre gerisine çekilmeye başladığı mevsim. Mevsimler arasında bir ara mevsim. Bahar gibi. O da bir ara mevsimdir aslında. Bir tarafta yaz var, öbür tarafta da kış var ana mevsim olarak. Bahar kıştan yaza, sonbahar da yazdan kışa geçişi haber veren ara mevsimlerdir bana göre.

 

Şairlere kalırsa mevsim diye bahara ve sonbahara denir. Kış beyaza bürünmüş soğuk berzah sürecidir yemyeşil baharın diriliş vaktine hazırlık amaçlı. Yaz ise sonbaharın estetik cümbüşüne renk taşıyıcısı, allı, morlu çiçeklerle. Bahar vuslatı, sonbahar ise hicranı taşır şairin yüreğine. Ben şairlik hissine uzağım oldum olası. Bir boz bulanık hülyadır zihinlerini istila eden onların. Baharda vuslata ererken güzün hicranını tahattür edip ağlamasına şairin, güz gelince de hüzün bulutlarına bürünüp melale dalmasına aşina olmayan biriyim ben. Köylülüğümden olsa gerektir. Sert bir rüzgarın savurduğu kuru yaprakların önünde sığınacak yer ararım ben, onlar ise daldan kopan kuru yaprağa dönmüş gibi hissederler kendilerini seher yeli dağıtsın, kırsın diye… Güzün haşin rüzgarına ormanın tam ortasına tutulmuşken, kopan kıyamet uğultusu beni ağaç kovuklarına sığınmaya sürüklerken, şairler leylim ley makamında kendilerinden geçerler, ilham perileri misali uçuşan yapraklara bağırlarını açarlar. Heyhat! Ne kadar uzak benden bu türkü. Ben sevdası nasırlı bir köylüyüm. Benim türkümü bir kurşun söylemez. Yaylanın soğuk rüzgarları üşütmez beni sımsıcak sevgisiyle yar oldukça. Ama yârin olmadığı zozanda buz keser duygularım. Şairin dünyasını ise bir hararet basar yar olmayınca. Bu yüzden benim türkümü Mihemed Arif Cizîrî söyler: “wey lo wey lo… Piştî te re naçim zozanan, zozan sar in” (Senden sonra yaylalara gitmem ben, soğuk olur yaylalar)…

 

Mevsimler zozana göre konumlanır anlayacağınız. Bahar zozana akan bir yağmurdur sürü sürü. Yazda karar kılacak bir yolculuğun evrelerini barındırır. Köyün eşiğinden yamaçlarına doğru dağların, oradan dağın bağrında bêlanın (plato) serin kucağına kurulan otağa dönüşür. Bir an önce yaza ersin sevdasında iken ben, şairler, bitmesin bahar havasındalar. Biterse de melale ersin güzde.

 

Benim melalim zozandan dönüşün emareleri belirince başlar oysa. Ovada kuruyan otlar, dökülmeye başlayan yapraklar, soğuk soğuk ulumaya başlayan güz çakalları uykumu kaçırır benim. Kıştır artık çünkü. Zozandan dönüşün diğer adı.

 

İstanbullarda bile bırakmadı yakamı bu nasırlı sevda.