Neden hemen şimdi sokağa çıkma yasağı ilan etmeliyiz?

17.03.2020

Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıkan ve tüm dünyaya yayılan coronavirüs salgını nedeniyle tüm dünya alarma geçti. Çok basit temaslarla insandan insana geçen bu yeni tip virüsün yayılımını durdurmak için her ülkede farklı yöntemler geliştiriliyor. İtalya ve İran’da durum çok kritik. Avrupa ülkelerinde hayat neredeyse durma aşamasına geldi. Virüsün ilk görüldüğü ülke olmasına rağmen Çin, virüsün yayılımını durduran en başarılı ülke konumunda. Virüsün ilk çıktığı kent olan Wuhan’da sadece 1 hasta kaldı.

 

Bilimsel veriler virüsle mücadelede en kritik noktanın “sıkı karantina politikası” olduğunu gösteriyor.

 

Sosyalizasyonu durduran, OHAL, sokağa çıkma yasağı gibi sert karantina önlemleri alan ülkelerde yayılım hızı düşüyor ve virüs kontrol altına alınıyor. Ancak bu hususu dikkate almayan ya da sert tedbir almakta geciken ülkelerde durum vahimleşiyor ve virüs büyük bir hızla yayılıyor.

 

Türkiye, coronavirüs ile mücadelede başarı gösteren ülkelerden birisi. Alınan tedbirler ve süreç yönetimi son derece iyi.

 

Ancak Türkiye’nin içinde bulunduğu eşik oldukça kritik bir eşik!

 

Türkiye’deki coronavirüs vaka sayısı seyri şu şekilde gelişti:

 

1.Gün: 1 Hasta

2.Gün: 5 Hasta

3.Gün: 18 Hasta

4.Gün: 47 Hasta

 

Bu veriler Türkiye’nin coronavirüsün dünyadaki yayılma hızıyla benzerlik gösterdiğini ortaya koyuyor. İstatistik sonuçları, eğer daha sıkı tedbirler almaz ve/ya devletin koyduğu tedbirlere uymaz isek 20 gün sonra İtalya’nın yakalandığı kritik seviyeye yakalanacağımızı gösteriyor.

 

Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Tevfik Özlü, Independent Türkçe’ye verdiği bir mülakatta konuya ilişkin şunları söylemiş:

 

“Diğer ülkelere bakarak karşılaştırma yapılıyor. Türkiye’nin içinde bulunduğu dönem en kritik dönem. İlk vakalar görüldükten sonra pik denilen en yüksek seviyeye ulaşması için ortalama 20 ila 40 günlük bir sürenin geçmesi gerekiyor. Türkiye şu anda bu sürenin içinde. Türkiye ilk 1 haftayı iyi atlattı. Eğer bu salgın düşük profille devam ederse çok büyük bir travma yaşanmadan, büyük bedeller ödenmeden yönetilebilir. Ama patlama olursa diğer ülkelerin yaşadığı gibi zorluklar yaşayabiliriz.”

 

Coronavirüsle en çok cebelleşen İtalya’da 300 doktorun dünyaya yazdığı açık mektupta ise çok çarpıcı ifadeler var:

 

“İlk vakaların ortaya çıktığı zamandaki bu düşük rakamlar, virüsün patlak verdiği ilk dönemde hemen her ülkede aynı şekilde seyrediyor. Konunun uzmanı olmayan kişilerin üstel artışın (yani vaka sayısının 2, 4, 6, 8, 10, 12 diye arttığı doğrusal artışın aksine üstel artışta ilk başta 2 olan vaka sayısının kısa bir zamanda 4, 8, 16, 32, 64, 128, 256, 512, 1024 diye artmasını nasıl kontrolden çıkabileceğini sezgileriyle kavraması çok zor. Dolayısıyla, üstel bir artışın bunun gibi bir salgında ne kadar trajik sonuçlara yol açabileceğinin ayırdına varmak çok zor.”

 

“Bilim insanı olarak, bunu kolayca anladığınıza eminiz. Bu durumda şunu da anlamalısınız ki, üstel artış katlanarak sürdüğü müddetçe, doğrusal bir artışla düşünerek vaka sayısı iki katına çıkınca yoğun bakım ünitesindeki makinelerin sayısını da iki katına çıkarmak gibi çabalar çözüm getirmeyecek ve de işe yaramayacaktır. Benzer şekilde, yalnızca insanların büyük kalabalıklar halinde bir araya gelmesine kısıtlama getirmek de yeterli bir çözüm değil.”

 

“Bilim dünyasının mensupları olarak sizlerden, virüsü aktif şekilde durdurmak için hükümetinizi hemen şimdi harekete geçmeye zorlamanızı rica ediyoruz! Çoğu AB ülkesinde, şu an İtalya’da gerekli olandan çok daha az çaba ve maliyetle bulaşmayı yavaşlatmak ve durdurmak için Çin ya da Güney Kore’ye benzer şekilde hayatı durdurmak için yeterince süreniz var. İtalya 10 gün önce güçlü bir şekilde tepki vermiş olsaydı -ki aşağı yukarı siz de İtalya’nın 10 gün önce bulunduğu noktadasınız- çok daha az ölüm ve ekonomik sıkıntı olacaktı. Güney Kore ve Çin bu epidemiyi durdurma konusunda örnek alınmalıdır. Bunun başka bir yolu yoktur.”

 

“Bu yüzden, hükûmetinizi hemen şimdi harekete geçmeye zorlamak için elinizden geleni yapın! Virüs çok hızlı ve gerçekten ölümcül olduğundan, bizim ortak düşmanımızdır. Bir hayat memat meselesiyle karşı karşıya olduğumuz için, her dakika olağanüstü öneme sahip. Zaman kaybetmeyin.”

 

Görüldüğü üzere, virüsün tespit edildiği ilk günler çok önemli ve kritik. Zamana karşı yarış söz konusu. Virüsün seyri ya da bundan sonrası sizin alacağın/almayacağınız tedbirlerle doğrudan orantılı.

 

Tomas Pueyo, “Coronavirus: Why You Must Act Now” başlıklı 30 sayfalık İngilizce makalesinde ise “Neden şimdi harekete geçmemiz gerektiğini” bilimsel veriler ışığında mukayeseli tablolar, grafikler ve modellemeler ile ortaya koymuş.

 

İlgililer makaleye buradan ulaşabilir: https://medium.com/@tomaspueyo/coronavirus-act-today-or-people-will-die-f4d3d9cd99ca

 

Pueyo, makalesinde en büyük tehlikenin “bilinen ve bilinmeyen vakalar arasındaki makas” olduğunu söylüyor. Bir başka ifade ile tespit/teşhis edilen vaka sayısı ile gerçekte olan vaka sayısı arasındaki farkın öngörülebilirliği ülkelerin kaderini belirlediğini söylüyor.

 

Dolaysıyla buradan hareketle hükümetlerin aldığı tedbirlere göre sürecin seyrinin belirlendiğini söylemek mümkün.

 

Pueyo, 32 sayfalık enfes makalesini şu tespitlerle bitiriyor:

 

“Ve unutmayın... Tedbir almaya bir gün geç başlandığında ölüm sayıları da otomatik olarak %40 artacak. Ancak bununla kalmayacak. Sağlık sisteminin üstüne aşırı yük bineceği için ölüm oranı 10 kata kadar artacak. Dolayısıyla tecrit uygulamasında bir günlük gecikme, hem vaka sayısının artışı hem de ölüm riskinin yükselmesi sebebiyle daha fazla ölüme yol açacak. Bu katlanarak büyüyen bir tehdit. Her günün önemi büyük. Karar vermekte bir gün gecikince yalnızca fazladan birkaç vakaya neden olmuş olmuyorsunuz. Muhtemelen bulunduğunuz yerde şimdiden yüzlerce ya da binlerce vaka var. Tecrit uygulanmadan geçen her gün, bu vakalar katlanarak artıyor.”

 

Dünyadaki bütün veri ve istatistikler, denenen yöntemler, virüsün yayılma hızları, yavaşlatma ve kontrol altına alma kriterlerinin tek ortak noktası: zamanında tedbir almak ve sıkı izolasyon politikası uygulamak.

 

Ülkemiz için temennimiz salgını en hafif hasarla atlatmak.

 

Vatandaş olarak görevimiz, salgın ile mücadelede evrensel kurallara riayet etmek, bireysel hijyene dikkat etmek ve devletin coronavirüs tedbirleri kapsamında koyduğu bütün kural ve uyarılara uymak.

 

Ancak, bu salgını atlatmaktaki en önemli ve etkili yöntemlerden birisi de kuşku yok ki, “sokağa çıkma yasağı” ilan etmektir.

 

Ülkemiz için, 83 Milyon yurttaşın sağlığı ve selameti için devlet hiç vakit kaybetmeden hemen şimdi sokağa çıkma yasağı ilan etmelidir.

 

Zira çok kritik bir eşikteyiz.

 

Ve...

 

Yarın çok geç olabilir!