O Ses Türkiye’de o ses Kürtçe olamaz!

17.02.2020

Geçtiğimiz günlerde Acun’un Tv 8’inde utanç verici bir diyalog yaşandı.

 

O Ses Türkiye yarışmasından elenen Hayri Kasaç isimli yarışmacı programa veda etmeden önce Kürtçe bir ninni söylemek için program sunucusu Acun Ilıcalı’dan “20 saniyelik” izin istedi.

 

“Annemin bir sitemi var Acun abi. Hep soruyorum anneme ‘anne şarkılarımı nasıl buluyorsun?’ diye. Annem hep şunu söyler bana, ‘oğlum ben senin şarkılarından hiç bir şey anlamıyorum’. Yani annem bir kelime bile Türkçe bilmez. Hep ısrar ediyordu bana niye Kürtçe şarkılar okumuyorsun diye. İzniniz varsa eğer küçücük, ben bebekken kulağıma fısıldadığı bir ninniyi burda annemin gönlünü almak için küçücük 20 saniyelik bir ninni okumak istiyorum”

 

Hayri Kasaç, kendi anadilinde bir ninni söylemek için TV’nin patronu ve sunucusundan izin isterkenki mahçubiyeti, okuyacağı ninninin gerçekten çok küçük ve kısa olacağını ispatlayacak el hareketleri, burukluğu ve ikna çabası gerçekten utanç vericiydi.

 

Utanç vericiydi çünkü bu programda bugüne kadar İngilizce şarkı söyleyenlerin hiç birisinin “Acun abi küçücük, 20 saniyelik bir İngilizce şarkı söylemek istiyorum, izin verir misiniz?” dediğini görmedik.

 

Utanç vericiydi çünkü bu programda bugüne kadar Fransızca şarkı söyleyenlerin hiç birisinin “Acun abi küçücük, 20 saniyelik bir Fransızca şarkı söylemek istiyorum, izin verir misiniz?” dediğini görmedik.

 

Lafa geldi mi “biz kardeşiz, et ve tırnak gibiyiz” denilen Kürtlerin icraata geldi mi izne bağlı olarak anadillerinde şarkı/ninni söylemesi gerçekten utanç verici.

 

Bir taraftan “eşitiz” diyeceksiniz. Kürtler bu “ülkenin asli unsurudur” diyeceksiniz. “Ayrımız/gayrımız yok” diyeceksiniz. “Türklerin ne hakkı varsa, Kürtlerin de o kadar hakkı vardır” diyeceksiniz. Ama öteki taraftan eşitiz/kardeşiz dediğiniz bir halkın anadilinde 20 saniye şarkı söylemesini bile “izne” bağlayacaksınız.

 

Nasıl bir “yaman çelişki” bu?

 

Nasıl bir “kardeşlik” anlayışı?

 

Nasıl bir “eşitlik”?

 

2011’de CNN Türk ekranlarında “Cüneyt Özdemir ile Soru Yorum” programına konuk olan ve izleyicilerden gelen soruları yanıtlayan Acun Ilıcalı'ya gelen sorulardan birisi "O Ses Türkiye" yarışmasında neden Kürtçe şarkı söyleyen bir yarışmacının olmadığı ile ilgiliydi. Acun bu soruya "Bizim programımız eğlence odaklı ve birçok tartışma konusu olan şeyden uzak kalması gerekiyor. Daha net tartışmasız yarışmacılar tercih ediyoruz." diye cevap vermişti.

 

Acun’un bu tercihini “ticari bir kaygı” olarak değerlendirmek mümkün. Ancak burada ticari kaygıyı aşan, Türkiye’deki genel iklimi yansıtan bir yaklaşım var. Kardeşlik ve eşitlik hukukuna uymayan, dışlayıcı ve ötekileştirici bu yaklaşımı “ticari bir kaygı” olarak değerlendirmek meselenin arka planını ıskalamaya neden olur.

 

Kaldı ki “O Ses Türkiye” yarışması bir “format yarışma” programı ve aynı formatı bir çok ülke kullanıyor. Bu ülkelerin tamamında da TV kanalları bu yarışmayı “kâr elde etmek için” yapıyor. Ama bugüne kadar bu ülkelerin hiçbirisinde herhangi bir dilde şarkı söylemek için hiç bir yarışmacı izin istemedi.

 

O Ses Almanya’da bir Türk yarışmacı Türkçe şarkı söyledi ve hiç kimseden izin almadı. O Ses Rusya’da Kürt bir yarışmacı Kürtçe şarkı söyledi ama bunun için “20 saniye izin verir misiniz?” demedi. Keza O Ses Fransa’da Arap bir yarışmacı kendi anadilinde bir parça seslendirdi ve bunu yaparken hiç bir engel ya da izin şartı ile karşılaşmadı. Hatta şimdi ismini hatırlayamadığım bir Batı ülkesinde yarışmacının biri Kur-an’ı Kerim okudu ve jüri ayakta alkışladı. Bu kanalların tamamı da kâr amacıyla yayın yapıyor. Ama hiç birisi herhangi bir dili “kârı azaltan bir dil” olarak görmüyor ve yasak koymuyor.

 

Fakat ne hikmetse, milyonlarca Kürdün yaşadığı bir ülkede Kürtler, Acun’un TV8’indeki O ses Türkiye yarışmasında kendi anadillerinde şarkı söyleyemiyor.

 

Hiç dikkatinizi çekti mi bilmiyorum.

 

O Ses Türkiye yarışmasına bugüne kadar bir çok Kürt genci katıldı. Bunlar arasında yarışmayı kazananlar da oldu. Sözgelimi Dodan ve Mustafa Bozkurt O Ses Türkiye şampiyonu oldu. Ama ne Dodan ne Mustafa Bozkurt ne de diğer hiç bir Kürt yarışmacı aylar süren yarışma boyunca kendi anadillerinde tek bir şarkı söyleyemedi, tek bir Kürtçe türkü seslendiremedi.

 

Bu ayrıştırıcı, ötekileştirici yaklaşım salt Acun Ilıcalı’ya mal edilecek bir yaklaşım değil kuşkusuz.

 

Nitekim yarışmadaki bu ayrımcılığa karşı toplumsal bir tepki ya da güçlü bir itiraz olsaydı eğer o zaman Acun da en azından “ticari kaygı” gereği “kârdan zarar etmemek için” Kürtçe yasağını kaldırır ve bu ayrımcılığa son verirdi.

 

Kim ne söylerse söylesin, günün sonunda herşey gelip “anayasaya” dayanıyor.

 

Eğer anayasanız eşitlikçi ve özgürlükçü değilse, eğer kanunlarınız, yasalarınız darbe ürünüyse, eğer siyasi partileriniz, sivil toplum örgütleriniz tekçi ve totaliter bir anlayışa dayanarak kurulmuş ise oradan ne demokrasi ne de özgürlükçü bir yaklaşım çıkmaz.

 

Anayasal eşitliğin olmadığı bir yerde de O Ses Türkçe olur, İngilizce olur, Almanca, Fransızca, Çince, Japonya, Hinduce, Urduca, Yunanca olur ama hiç bir zaman O Ses Kürtçe olamaz!