Self-Oryantalizm

28.07.2020

İlkokulda bir arkadaşım vardı. Yaşıtlarına göre basbayağı geç öğreniyordu bazı şeyleri. Bütün sınıf mesela ikinci sınıfta heceleyerek okumayı geride bırakmıştı, o hala tek tek harfleri söyleyerek okumaya çalışırdı. Bir gün öğretmen babasına “bu çocuk zor öğreniyor” (geri zekalı dememek için tabi) demişti. Vakıa hepimiz Türkçeyi bilmediğimiz için zor öğreniyorduk ama bu arkadaş biraz daha zor öğreniyordu. Neticede mezun olduk. O da tabi. Derken ilçedeki ortaokula gittik bazılarımız. İnanır mısınız o da kaydoldu ortaokula. Oradan mezun olduk. O da haliyle. Sonra ben İmam Hatip Lisesine gittim, o düz liseye devam etti. Devlet parasız yatılı okuduğum ve de okulumuz Muş’ta olduğu için yarıyıl tatilinde veya yaz tatilinde ancak görüşebiliyorduk.

Bir yaz tatiliydi. Zor öğrenen arkadaşım, bırakın öğrenmesini, anlamadan da olsa kelimesi kelimesine doğru düzgün ezberlemesini dahi beklemediğim bazı şeyler söylüyordu. Ağzım açıkta dinliyordum. İlkel komünal toplum diyordu. Köleci toplum diyordu. Feodal toplum diyordu. Kapitalist toplum diyordu. Sosyalist toplum diyordu. Son aşama komünist toplum diyordu. Burjuva diyordu, proleterya diyordu. Devrim diyordu. Proleterya diktatörlüğü diyordu. Daha neler diyordu neler. O derken benim de başım dönüyordu. Mesela bizim köy feodal toplumdu. Bu yüzden gelişemiyorduk. Köydeki feodal yapı yıkılmadıkça özgürleşmemiz mümkün değildi. Köyün ağası bir sömürgeciydi. Hala ağzım açıkta dinliyordum. Bir duyduğum laflara bakıyordum, bir bunları söyleyene bakıyordum. Zor öğrenen arkadaşıma yani. Bir türlü bağdaştıramıyordum, bir arada düşünemiyordum. Eğitim sen nelere kadirmişsin. (Bu arada sömürgecilik neydi ulu tanrım!) Köyümüzdeki aile yapısı feodal yapıydı. Babalarımız analarımızı sömürüyor, onları eziyormuş mesela. Köyün melası ağanın işbirlikçisiymiş, ezilenlerin, köylülerin, ırgatların uyanıp ağadan haklarını almak için başkaldırmalarını din ile, ahiretteki cennet vaadi ile engelliyormuş (Din halkların afyonuymuş bir de. Yüce tanrım, bir kez daha soruyorum: afyon nedir?) Ağzım açıkta bir yandan da köyümüzdeki feodal yapıyı (bu son olsun ulu tanrım, feodal neydi?) gözlerimin önüne getiriyordum. Anamın dediğinden bir santim bile çıkmayan, bir dediğini iki etmeyen babamın anamı nasıl ezdiğini anlamaya çalışıyordum.

Zor öğrenen arkadaşım, Allah selamet versin, liseyi bitiremedi. Hala kasabada feodal yapıyı bozmaya çalıştığını duydum. Yapıbozumcu mu ne olmuş diyorlar.

Ben liseden sonra Şaban (Kemal Sunal) filmlerinin müptelası oldum. Bunun sebebi zor öğrenen arkadaşımı hatırlatmasıydı büyük bir olasılıkla. Ağa vardı filmlerde, bütün toprak ona ait. Köylüler karın tokluğuna çalışıyorlar. Şaban köyün sömürülen ırgatlarını faşo ağaya karşı kışkırtıyor ve son sahnede özgürleştirdiği köylülere meşhur gülücüğünü fırlatıyor.

Üniversitede biraz daha entelektüel takıldım. Önce Türk aydınlarını, mesela Fakir Baykurt’u, Bekir Yıldız’ı, Yaşar Kemal’ı, Yakup Kadri’yi.. okudum. Bunları da çok sevdim (şimdi düşünüyorum da zor öğrenen arkadaşımı hatırlattıkları için olmalı diyorum). Sonra batılı oryantalistleri (dansöz anlamında değil, müsteşrik anlamında) okudum. Onlar da aynı perspektiften bakıyorlardı bize. Yahu şu bizim zor öğrenen arkadaş bas bayağı evrensel düşünüyormuş dedim.

En son elime İranlı yazar Celal Al-i Ahmed’in “Garbzedegi” kitabı geçti. Doğu toplumlarının aydınlarının sefaletini, gerçekleri zor öğrenen hallerini, tam anlamıyla batı vurgunu yemiş oluşlarını, bu yüzden kendi toplumlarına yabancılaştıklarını, batının hastalıklı tarihinin ürünü kavramlarla kendi geleneksel toplumlarını adeta bozup darmadağın ettiklerini anlatıyordu. Doğu aydını özgün değildir. Bunca kavramı üretecek kapasitede değildir (zor öğrenen tiplerdir). Onlar sadece batılı oryantalistlerin kostümlerini giyerek kıvırıyorlar diyordu. Bir tür self-oryantalizm yani.

Bu tutum bizde sol, Kemalist, batıcı çevrelerde yaygındı. Son zamanlarda eski İslamcılara da sirayet etmiş görünüyor.

Tam bir yeni işe başlayan paşanın gidip babasını asması hadisesi yani (Tanrım, yılların deyimini söyleyememek feodal yapıyı bozmaktan daha zormuş). Zor öğrenenler aydın olursa dinden, aileden, kültürden, ahlaktan, gelenekten başlarlar yapı bozumculuğa.

Ah küçük hokkabazlık sefil aynalı dolap
Bir şapka, bir eldiven, bir maymun ve inkılap