Siyasi daltonizm zor hastalık

11.04.2020

48 saatlik sokağa çıkma yasağı ilanının ardından, konu sanki tüm ülkeyi  ilgilendiren bir sağlık sorunu değil de ideolojik alan kapışmalarıymış gibi hareket edenler, yakın geleceğin kaybedenleri olacaklarının farkındalar mı?

 

Hiç sanmıyorum…

 

Geçtiğimiz günlerde muhalefet partilerinin yönetiminde olan Büyükşehir Belediyelerinin dayanışma kampanya hesaplarının bloke edilerek, hizmet alanlarının kısıtlanma girişimini izledik.

 

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nin 25 yıldır ihtiyaç sahiplerine yemek hizmeti veren aşevinin fırsattan istifade kapatılmasına da şahit olduk.

 

Sayın Mansur Yavaş’ın sosyal medya hesaplarını dikkatle takip edenler  “Değerli Ankaralılar, Ankara Valiliği ile irtibat halindeyiz. Ekmek dahil tüm acil ihtiyaçlarınız için Ankara Büyükşehir Belediyesi olarak elimizden geleni yapacağız. Lütfen evlerinize dönün, biz sizin için görev başında olacağız.“ mesajını okumuştur.

 

Sayın Yavaş, atanmışlarla kısmen daha iyi iletişim kuruyor olmalı…

 

Sayın Ekrem İmamoğlu ise sosyal medya hesaplarından “ Sokağa çıkma yasağı kararı ansızın alınmamalı İBB olarak bu kritik karardan haberdar değiliz, bilgilendirilmedik. Yarın İstanbul’da hangi hizmetleri vereceğimizi bile bilmiyoruz. Ortak akıl ve iş birliği olmayan her karar sadece kafa karışıklığı ve panik yaratır. Yine de İstanbul rahat olsun, tüm gücümüzle yanınızdayız. “ mesajını paylaştı. 

 

İmamoğlu’nu, birilerine laf yetiştirmesi, her konuda bir yorum yapma ihtiyacı duyması gibi nedenlerle eleştirdiğim zamanlar çok oldu.

 

Ne var ki, kendisi ile ilgili “o koltuğa talip olduysan, mızırdama çözüm üret“ dediğim zamanlardaki konulardan bambaşka bir süreç içindeyiz. 

 

Tüm ülkenin risk altında olduğu bir salgın söz konusu ve tespit edilen vaka oranlarının en yüksek olduğu metropolün, İstanbul’un seçilmiş başkanının serzenişini görmezden gelmek doğru olmaz.

 

Ne demek bilgilendirmemek ?

 

Tam bu soruyu sorarken, bir gazetenin genel yayın yönetmeninin, Ekrem beyin mesajını alıntılayarak “Adam yerine koymamışlar demek ki … Milli güvenlik sorunuydu. Sağlık sorunu da oldu… Sırada?“ paylaşımını okumak zorunda kaldım.

 

Adam yerine koymamışlar…

 

Bu sözcüklerle, aklınca Ekrem İmamoğlu’nu vurma başarısını gösterdiğini sanırken, attığı taşın İmamoğlu’na çarpıp milyonlarca İstanbulluyu vurduğunu göremeyecek kadar daltonizm hastalığına yakalanmış olabilir mi ?

 

Daltonizm zor hastalık…

 

O hastalık ki,  31 Mart akşamı yerel seçim sonuçlarında 13 bin oy farkıyla seçimi kazanan Ekrem İmamoğlu’nu, 23 Haziran’da yenilenen seçimden 806 bin oy farkıyla İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevine taşımıştı.

 

 “Öteki“ iken “ötekileştiren” olmaya ne kadar çok gönüllü varmış!

 

On yıllarca seçim sandığına “kutsiyet“  atfederken, bir seçilmişe “adam yerine koymamışlar“ diyebilecek kadar kendini kast sisteminin tepesinde görmek nasıl açıklanabilir?

 

“ Adam yerine koymamışlar.“ 

 

 Kimler? 

 

Atanmış – seçilmiş tartışmalarını tekrar açmak isteyenler mi?

 

İnsanlar sağlıklarını koruyarak  yaşam mücadelesi vermek zorundayken, gücün arkasına saklanıp, seçilmiş bir yerel yöneticinin halka hizmetlerinin sekteye uğratılmasından zevk almak, nasıl bir ruh halinin yansımasıdır?

 

Alan korumak, konfor alanınıza öncelik vermek yaşam biçiminizi şekillendiriyor olsa da en azından hedef kitlesini siyasi görüşlerin belirlemediği bu salgın günlerini “insan” odaklı geçirmeyi deneyebilirsiniz.