Siz ensar olduğunuza emin misiniz?

02.03.2020

Bayram Zilan: Siz ensar olduğunuza emin misiniz?

 

Muhacir; din ve inançları uğruna “Mekke’den Medine’ye göç eden Müslümanlara” denir. Ensar ise Mekkeli Müslümanlara yardım eden “Medineli Müslümanlara” denir.

 

Mekke halkı her gün daha da artan zulüm karşısında dayanamaz hale gelmişti. Bunu duyan Medine halkı; Mekke’deki ilk Müslümanları şehirlerine dâvet etmiş, onlarla evlerini, topraklarını ve ekmeklerini paylaşmış, şehirlerinin bu dâvetleri dolayısıyla düşmanların taarruzlarına maruz kalmasını bile göze almışlardır.

 

Ensar’dan Cabir b. Abdillah (ra) anlatıyor:

 

“Medineliler hurmalarını topladıklarında paylaşma esnasında iki küme yaparlar, bir kümeye daha çok, diğer kümeye daha az hurma koyarlardı. Az olan tarafa hurma dallarını koyarak o tarafı çok gösterirlerdi. Medineliler muhacir kardeşlerinin iki kümeden az olana talip olacaklarını, Medinelilere daha büyük kümeyi bırakacaklarını biliyorlardı.

Muhacirlere; “Buyurun hangi kümeyi tercih ederseniz alın”, derlerdi. Muhacirler de büyük kümenin Ensar’a kalması için daha az görünen kümeyi aldıklarında büyük küme muhacirlere gitmiş olurdu. Hayber Fethi’ne kadar Ensar’ın bu güzel tavrı aynen devam etti.”

 

Ne büyük bir ahlak!

 

Ne yüce bir gönüllülük öyle değil mi?

 

Ensar&Muhacir kardeşliği böylesine kuvvetli, böylesine sağlam ve sahici bir kardeşlikti işte!

 

Ensar ile muhacirlerin arasındaki kardeşlik hukukunu göstermesi açısından çok etkileyici bir kıssa daha anlatılır:

 

Bir gün karnı çok aç olan biri Hz.Peygamber’in huzuruna gelir ve “çok açım, bana yiyecek bir şeyler ver” der. Hz. Peygamber evine haber göndererek yiyecek bir şeyler varsa gönderilmesini ister. Sudan başka bir şey olmadığı bildirilir. Bunun üzerine Hz.Peygamber yanındakilere hitaben: “Bu adamı evinde misafir edecek var mı?” buyurur. Ebu Talha (ra): ”Ben varım” der ve onu alıp evine götürür. Ama orada da durum aynıdır. Hanımı sadece çocukların yiyeceğinin olduğunu söyler. Karısına lambayı söndürmesini ve o yiyeceği getirip misafirin önüne koymasını söyler. Üçü birlikte sofraya oturur. Karı koca aç durur ve sanki yiyormuş gibi ellerini getirip götürerek hareket ettirir, yemeği o aç misafirin yemesine fırsat verir.

 

Tüyler ürpertici değil mi?

 

Ne büyük bir kardeşlik!

 

Ne büyük bir erdem!

 

Allah, Haşr Süresi 59. Ayette şöyle buyurur:

 

Kendileri zaruret içinde bulunsalar bile onları kendilerine tercih ederler.”

 

Ensar olduğunu iddia edenler için bağlayıcı bir ayet!

 

Suriyelilere ensarlık yaptıklarını söyleyenlerin son günlerde ortaya koydukları tavrın Medineli ensarlarla herhangi bir benzerliği var mı peki?

 

Bir Suriyelilerle ensar değil miydik?

 

Ne oldu bize peki?

 

Yani şimdi Suriyeliler, keyiflerinden mi Türkiye’ye geldiler?

 

4 Milyon Suriyeli, Suriye’de canı sıkıldığı için mi Türkiye’de?

 

Onlar da tıpkı Mekkeliler gibi zulümden kaçıp gelmediler mi?

 

Varil bombalarından, kimyasal silahlardan kaçıp gelmediler mi?

 

Öyleyse onlara karşı takınılan bu tavır neyin nesi?

 

Hangi Medineli ensar, herhangi bir Mekkeli muhacire “seni beslemek zorunda mıyım?” dedi?

 

Ensar olmak, çoluk çocuk kadın herkesin bir bota tıka basa doldurulup boğulma tehlikesi ayan beyan ortada olacak şekilde gitmelerine seyirci kalmak veya bu sonu ölümle bitmesi muhtemel yolculuğu canlı yayınlayıp milyonlara da izletmek mi?

 

Ensar olmak, “otobüslerin parasını ben veriyorum, toplayın önünüze geleni sınıra bırakın, sınır dışına nasıl çıkıyorlarla çıksınlar, bizi ilgilendirmez” demek mi?

 

Ensar olmak, “Biz bu kadar baktık, yeter, bu saaten sonra bizi ilgilendirmez, biraz da Avrupalılar düşünsün” demek mi?

 

Ensar olmak, muhacirleri bir “koz” olarak kullanabilmek mi?

 

Yoksa ensar olmak...

 

Zaruret içinde bile olunsa onları kendisine tercih etmek mi?

 

Sahi, siz “ensar” olduğunuza emin misiniz?