Sosyal medya icat oldu, mertlik bozuldu

07.07.2020

Bu başlıktan “zinhar kapatılsın, tiz elden tarumar edilerek ademe mahkum edilsin” gibisinden bir yaklaşım içerisinde olduğumun düşünülmesini istemem. Ancak sadece Türkiye’ye özgü bir sıkıntı değil tüm bu yaşanan karmaşa, birçok ülke yetkilileri nasıl önlemler alabilecekleri konusunda kafa yormakta ve mesai harcamakta. Bakmayın siz bizim ülkemizde sadece iktidara ve yetkililerine yönelik ahlak dışı saldırılar olduğunda “kontrol edilemiyorsa kapatılsın”  argümanlarının havada uçuştuğuna, mesele çok daha derin “yeğen”.

 

Çağları başlatan ve bitiren aslında takvimlerde birbiri ardına denk gelen yuvarlak sayılar değildir. Mesela 20. Yüzyıl 1900 senesinde değil 1914 Birinci Dünya savaşıyla başlar ve 2000 yılbaşında değil, 1989 yılında Sovyetler Birliğinin çökmesiyle biter. 21. Yüzyıl ise kimi tarihçiler her ne kadar 11 Eylül 2001’de ABD’ye yapılan terör saldırılarını işaret etseler de, kanaatimce 90’lı yıllarda internet teknolojisinin devreye girmesiyle başlar. Zira bir çağı açan ve damgasını vuran şey esasen çok büyük kitleleri etkisi altına alabilecek bir gelişme sonucu ortaya çıkan yeni durumun insanların yaşam tarzlarında gerçekleştirebildiği değiştirme gücüdür. Bu uzun ve ayrı bir tartışma konusudur ama bugün internet denilen uçsuz bucaksız interaktif alanın hayatımızın her türlü departmanında büyük etkiler oluşturduğunu inkar etmek mümkün müdür? Ticaretten kültürel havzaya, ekonomiden  spora, bilimden siyasete, bankacılıktan devlet yönetimine; yani yaşama ilişkin her alanda vazgeçilmez hale gelen “bu gavur icadı” oyuncağın, kendi mecrasında farklı sosyal iletişim ağları oluşturmayacağını nasıl düşünebilirdik ki?

 

Elektronik postayla başlayan süper hızlı, konforlu ve görece son derece masum iletişim macerası zaman içerisinde onlarca kez evrim geçirdi. Geldiğimiz günde e-mail sistemi halen kamusal ve özele ait kurumlar arası resmi iletişimde ve bazı sivil vatandaşlar nezdinde hala önemini korusa da, sosyal paylaşım ağları dediğimiz mecra alıp başını gitmiş durumdadır. Trump’ın başkan olduğu ABD seçimlerinde bile  Rusya’nın sosyal medyayı manipüle ederek sonuçlara tesir ettiği konusunda büyük spekülasyonlar yapılıp davalar açılabildiği bir dünyada, bu  tehlikeli “tüfenkle” elde yalın kılıç baş edebilmek mümkün değildir doğrusu.

 

Şimdi hükümetin bu konuda önlemler almak üzere yasal bir düzenleme hazırlığı içerisinde olduğunu duyuyorum. Ancak bu konuda daha öncesinde de bir takım adımlar atıldığını da hatırlıyorum. Mesela Sayın Cumhurbaşkanının bu konuyu son olarak gündeme getirmesine neden olan kızına ve damadına yapılan sosyal medya hakaretleri nedeniyle birçok kişinin gözaltına alınıp suçlu bulunanların tutuklanması da bu hukuki yaptırımlar nedeniyledir. Bu terbiyesiz ve ahlaksız adamlar yeni düzenleme olmadan kimlikleri tespit edilip gözaltına alınabildiğine göre yeni düzenlemeler farklı ne getirecektir? Bu konunun twitter’ın Rusya, Çin ve Türkiye’de iktidara hizmet eden birbiriyle ilintili binlerce hesabı kapatmasından sonra bu konunun gündeme gelmesi de ayrıca bir soru işaretidir.

 

Şimdi bu sosyal mecralarda çok fazla etkin olmasam da, gördüğüm şey şu; yaşamda ne varsa orada da o var. Kim neyi bulmak istiyorsa orada mevcut ve tek fark var; erişmek çok kolay. Bir pantolondan kitaba, sevdiğin bir diziden kült bir filme, makarnadan soğana, aynı frekanstaki ideolojik candaşından en düşman bildiğin kesimlere, elitinden mahallelisine, en dindarından en ateistine, en liberalinden en tutucusuna.. vs. vs. vs..

 

Alışageldiğimiz konvansiyonel-geleneksel yaşam böyle kolay bir şey değildi. Bir yerde taşkınlık yaptığında karşılığını fiziki olarak bulman kaçınılmazdı. Bu mecralar işte özellikle genç kesimlere böylesi bir sanal cesaret veriyor ve ne söylediklerini bilmeksizin aşırılıklara tevessül edebiliyorlar. Bizler eski insanlarız, belki de yeni çağa ayak uyduramıyoruz, elimde dünyayı tanzim edecek bir imkan olsa belki hepsini kapatırdım ama ulaştığımız tarihsel süreç içerisinde hiçbir siyasi güç sahibinin bu mecraları engelleyebilme ihtimali olmadığını düşünüyorum, Sayın Erdoğan’ın da. Hatta kendi iktidarını kesin  tahkim edecek bir güç-manivela olarak hakimiyeti altına alabilseydi Sayın Erdoğan’dan bugün farklı sözler de duyuyor olabilirdik. Ama çok hazırlıksız olarak farklı bir çağa girdik ve iktidar sahipleri bunun farkına geç de olsa vardıklarında ellerinde yapabilecek çok fazla bir şey kalmamıştı.

 

Selam ve esenlikler…