Yeni partilerden neden bu kadar çok korkuyorlar?

12.06.2020

Gün geçmiyor ki yeni bir anket yayınlanmasın...

 

Bu Pazar seçim olsa kime oy verirsiniz?” sorusu son zamanlarda birileri için hiç bu kadar “değerli ve kullanışlı” olmamıştı.

 

Herkes işi gücü bırakmış Gelecek Partisi ve Deva Partisi ile uğraşıyor, kendi alacakları oydan çok bu yeni partilerin alacağı oy oranıyla ilgileniyor.

 

Yeni partilerin “ölü doğduğu” manipülasyonunu yapıyor ve hiç durmadan küçümsemeye çalışıyor.

 

Kamuoyu yoklaması yapan şirketlerin genel müdürleri muhalif kişilerin konuşturulmasının yasak olduğu ekranlardan yeni partilerin bir karşılığının olmadığından bahsediyor.

 

Her akşam tartışma programlarında Gelecek Partisi ve Deva Partisi konuşuluyor ama hiç kimse bu partilerin bir temsilcini stüdyoya davet etmeye, “söz hakkı” vermeye cesaret edemiyor.

 

Ancak lafa geldi mi herkes “Türkiye’de basının özgür olduğundan” dem vuruyor.

 

Kimse “eğer basın özgürse neden hiç bir televizyon kanalı yeni partilerden birilerini ekrana çağıramıyor, söz hakkı veremiyor?” diye sormuyor!

 

Cumhur İttifakı’nın iki ana partisi ve televizyon stüdyolarına yatak döşek atıp oralarda sabahlayan diğer küçük ortağı, işi gücü bırakıp günde üç öğün Gelecek Partisi ve Deva Partisi’ne saldırıyor.

 

İktidar nimetlerinden nemalanan herkes, yeni partilere saldırarak tribündeki “bahşediciye” dönüyor ve makam, mevki, zam istiyor. En çok saldıran en büyük ödülü talep ediyor. Tribüne oynayan herkes yeni partileri “yüzde 1-2’lik” parti olarak nitelendiriyor ama ne hikmetse güç ve mesailerinin yüzde 90’ını bu partiler için harcamakta bir beis görmüyor.

 

Peki ama neden?

 

Kendisini “yüzde 55” olarak takdim eden, ağzından “milli irade ve demokrasiyi” eksik etmeyen, seçmen iradesini her türlü iradeden büyük saydığını iddia eden bir ittifak, neden sürekli “yüzde 1-2’lik” partilerle uğraşma gereği duyar?

 

Eğer Gelecek Partisi ve Deva Partisi’nin alacakları oy oranı yüzde 2’yi geçmeyecekse bu telaşları neden?

 

Neden komisyonlar, kurullar, istişare ekipleri kurup seçim yasasında değişiklik yapma ve yeni partileri engelleme çalıştayları yapıyorlar?

 

Madem öyle bıraksınlar herkes “boyunun ölçüsünü” alsın.

 

Bunlar “yüzde 55’lik bir ittifak” değil miydi zaten?

 

Kudretinden sual olunmaz” değiller miydi?

 

Onlar gibi güçlü, kuvvetli, halktan teveccüh gören, bu Pazar seçim olsa oyların yarısından fazlasını alıp tekrar iktidar olacağını söyleyen bir ittifak için “ikisi birden taş çatlasa en fazla yüzde 1-2 oy alacak partilerle” uğraşmak yakışır mı hiç?

 

İttifak içinde yüzde 5 oyu aşamayan partilerin TBMM’ye giremeyeceği, yüzde 10 seçim barajının devam edeceği, bölge sayısının 120’ye çıkarılacağı ve bu seçim bölgelerinde barajın yüzde 20’ye çıkarılacağı bir model ile “kişiye özel şartname” yazıp “sözde yüzde 2’lik” Gelecek ve Deva Partisi’ni engellemeye çalışmak namlarına yakışır mı hiç?

 

Yoksa üstad Sezai Karakoç’un “ne yapsalar boş, göklerden gelen bir karar vardır” mısraları onlara hitap etmiyor mu artık?

 

Sahi...

 

“Yüzde 1-2’lik” yeni partilerden neden bu kadar çok korkuyorlar?