Yeni siyasi arayışlar 2001 yılını hatırlatıyor

05.08.2020

Seçmen bir siyasi harekete kolay kolay bağlanmaz. Haksızlıklar, adaletsizlikler, dışlanmışlıklar, işsizlik ve ekonomik buhran gibi dönemler yeni siyasi hareketleri doğurur. Bu kaçınılmazdır.

 

İktidara veya muhalefete alternatif siyasi hareketleri ortaya çıkaran, seçmenin yeni parti arayışıdır. Tıpki 2001 yılında olduğu gibi…

 

2001 yılındaki adaletsizlikler, dışlanmışlıklar, işsizlik ve ekonomik buhran ile siyasi krizler 2002 yılında Ak Parti’nin kurulmasına neden oldu. O dönem solda da İsmail Cem’in yeni partisi gündemde idi. Kemal Derviş gündemde idi. Dahası da vardı…

 

O gün adaletsizliklere karşı Adalet ve Kalkınma adı ile Ak Parti milletin önüne çıkıp seçmenin güvenini almayı başardı. Millet güvendi ve Ak Parti’nin önünü açtı.

 

Özellikle Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminden sonra ortaya çıkan tabloda 2001 yılının iklimi akıllara geldi. Yakınmalar yine adaletsizlikten, haksızlıklardan, dışlanmışlıklardan, işsizlik ve ekonomik buhrandan…

 

O gün de seçmenin mevcut siyasi hareketleri sandığa gömeceğini söylemiştim demenin bir anlamı yok elbette. Bugün de görünen köy kılavuz istemez demenin anlamı olmadığı gibi…

 

Seçmen, kolay bağlanmadığı siyasi hareketten kolay da kopamaz. Bu süreç yılları alır. Bunun mesajını verir ilk önüne gelen sandıkta. Bakar ki mesaj alınmamış, biraz daha sert mesaj verir… Bakar ki yine aynı tas aynı hamamsa gömer sandığa ve yeni bir sayfa açar siyast sahnesinde.

 

Geçtiğimiz yerel seçimlerde bu mesajı verdi seçmen. Öyle ince mesaj verdi, büyükşehirlerde meclisleri iktidarın çoğunluğuna bırakarak. Denge kurup gözlemlemek istedi. İktidar, bu mesajı aldığına dair hiçbir emare göstermiyor…

  

Yapılan kamuoyu yoklamalarına da baktığımızda seçmen mevcut iktidardan umudunu kesti. Her geçen gün kesmeye de devam ediyor. Bu erimenin durması ihtimali de çok zayıf. Değişim ilk sandıkta 2001 yılındaki gibi ortaya çıkacak bana göre…

 

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’nun Fox Tv’de Çalar Saat programında  bugün yaptığı konuşmadaki tespitler bence çok önemli.

 

Davutoğlu’nun siyasi çıkar yerine ülke çıkarlarını öne çıkaran duruşu, millet tarafından fark edilmeye başlandı. Seçim ne zaman olacaksa millet alternafini sandıkta ortaya çıkaracaktır elbet.

 

Davutoğlu’nun altının çizilmesi gereken söylemleri:

 

“Siyasi arayışlar varolan yeni yelpazede bugünkü iktidar partilerinin ihtiyacı tam karşılamadığı, muhalefette de yeni seslere ihtiyaç hissedildiğini gösteren bir gelişme.

 

“Ülkede ne kadar çok alternatif olursa halk onlardan birini seçerken çok daha sağduyulu bir seçim yapar. Kötü olan ülkenin önündeki alternatiflerin daraltılmasıdır. Otoriter rejimler bu yüzden tehlikeli.

 

“Ak parti içindeki kıpırdanmaları ve en azından kıpırdanma cesaretine gelmemiş olsa bile huzursuzluğu çok yakından biliyoruz. Bu huzursuzluğun ortaya çıkardığı bir dinamizm vardı bir zamanlar. Biz o dinamizmi önce parti içi mücadelelerle sürüdürdük. Parti içinde parti adabına uygun söylediğimiz sözler, karşılık bulmayınca biz ihraç sürecine dahil edildik.

 

“Bu dönemde kurulmuş ilk parti olmamız açısından da gurur duyuyorum. Diğer partilerin de önünü açacak şekilde korku eşiğini aştık. Bir cesur adıma ihtiyaç vardı, bir cesur sese ihtiyaç vardı. Açık yürekle milletin önüne çıkacak bir kadroya ihtiyaç vardı. Biz o sesi o kadroyu oluşturduk. Aralık ayında biz kurduktan sonra ilk baskılar bize yöneldi. Medya ambargoları bize yöneldi. Alanda siyasi baskılar bize yöneldi. İl başkanlarımıza baskılar oldu. Biz onları göğüsledikçe diğer partilere bir cesaret gelmeye başladı.

 

“Bizim samimiyetimiz, basiretimiz ve cesaretimiz siyasetin önünü açtı. Bizin girişimimiz Ak Parti’yi terbiye eden bir sonuç da doğuruyor.

 

“Hayırda yarış iyidir. Hiçbir siyasinin diğerini düşman görmesini ve mutlak dostlar ve mutlak düşmanlar şeklinde ayrım yapılmasını doğru görmüyorum. Siyaset günlük hayatta da dost olabilen, siyasi alanda da rekabet edebilen insanların işi olması lazım.

 

“Hepimiz bu ülke için dostuz. Ama farklı düşünerek, farklı yöntemlerle ülkeye hizmet etmek istiyoruz. Bu noktaya bu ülkeyi getirmek lazım.

 

“Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi siyasetin doğasını bozdu. Kutuplaştırdı. Var olan kutuplaştırmayı daha da artırdı. Karşı tarafa gol atmak, karşı tarafı sıkıştırmak siyasetin yöntemi olmamalı.

 

“Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde siyasetin de doğası bozuldu, devlet adabının ve devlet geleneğinin de doğası bozuldu.

 

“Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi devreye sokulurken tarihimizin en büyük reformu diye devreye sokuldu. Peki bu büyük reformun yıldönümünde, 24 haziran’da bir anma, bir muhasebe, bir konuşma oldu mu? Hayır… 

 

“Cumhurbaşkanı dahil herkes bu reform denilen devlet sistemindeki ve siyasektteki bozulmanın ne kadar yanlış olduğunu biliyor. Yaşıyorlar çünkü.

 

“Tek akla inmiş bir devlet aklının, aile içi tartışmalarla yürüyen neredeyse devlet refleksinin nereye getirildiğini, bakanları dahil kimsenin bu durumdan mutlu olmadığını herkes biliyor.”

 

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’nun bu tespitlerini siyasi yönden değil, gerçeklik yönünden bakılması gerekir diye düşünüyorum.

 

Şunu da herkes söylüyor; millet sandıkta değişimi ortaya koyacak.