Yolculara nasihatler

13.07.2020

“Sözünüzün hesabını unutmayınız; kim sözünün hesabını düşünmezse konuştuğunda pervasızca konuşur. Kıyamet gününün hesabını da unutmayınız; zira kim kıyametin hesabını yapmazsa nereden toplarsa toplasın mal hususunda cesur olur. Davranışın değerini de iyi biliniz; davranışın değerini iyi bilmeyen kişi, arkadaş edinmede ihtiyatlı olmaz.”

 

“Gönlünüz hüzünlenince, bunu ganimet biliniz; çünkü insanlar sıkıntının bereketiyle bir yere varırlar.”

 

“Kalbin yumuşamasını istiyorsan çok oruç tut; eğer yumuşamazsa çok namaz kıl, eğer yumuşamazsa [az/helâl] lokmaya dikkat et; eğer bununla da yumuşamazsa yetimlere lütufta bulun.”

 

Mahmud Sebuktekin (ilk Müslüman Türk devletlerinden biri olan Gazneliler’in hükümdarı);

- Bana bir vasiyette bulun! dedi.

Şeyh:

- Ey Mahmud, dört şeye dikkat et: Takvaya, cemaatle namaza, cömertlik ve halka şefkat et.”

 

“Eğer senin tandırından senin elbisene bir ateş sıçrasa, onu hemen söndürmeye çalışırsın; senin dinini yakacak bir ateşin, yani senin kalbinde yer alan kibir, haset ve riyâ ateşini, nasıl uygun bulursun!”

 

Ebu'l Hasan Harakani

Nuru'l- Ulum; Ebu'l Hasan Harakani Derneği Yay. 2001

 

***

 

“Sen kendin için hizmet edilmesini istemediğin sürece bir kulsundur. Bunu istediğinde kulluktan çıkarsın.”

 

“Zühd; elde bulunandan çok Allah’ın teminatı altında olana güvenip, kalbin huzur ve sükûn içinde olmasıdır.”

 

“Eğer yapabilirsen dünyadan hiçbir şeye öfkelenme!”

 

“Nişâbur’un imamları/büyükleri geldiler ve ona şöyle dediler: ‘Sözlerinin gönüllere faydalı olması için minbere çıkman ve halka nasihat etmen gerek.’ ‘Konuşmam câiz değildir.’ dedi. ‘Niçin?’ diye sordular. ‘Çünkü, benim gönlüm dünyaya ve dünya mevkiine bağlı. Onun için sözüm faydalı olmaz, gönüllere tesir etmez. Gönüllere tesir etmeyen söz söylemek, ya ilmi hafife almak veya şeriatle alay etmek olur. Söz söylemek ve konuşmak, sadece susmasında din için zarar olan kişilere müsellemdir, onların konuşmalarında mahzur yoktur. Çünkü böyle birisi konuşunca zarar ortadan kalkmış olur.”

 

“Sende bulunduğu zaman gizli kalmasını istediğin şeyi, başkalarında görünce ifşâ etme!”

 

“Niçin selefin sözleri bizim sözlerimizden daha faydalı/tesirli olmaktadır?” sorusuna şöyle cevap vermiştir: “Çünkü onlar, İslâm’ın izzeti, nefislerin kurtuluşu, Hakk’ın rızası için konuştular. Biz ise nefsin izzeti, dünya arzusu ve halkın nazarında itibar kazanmak için söz söylüyoruz. İzzet-i nefis… Nefsin izzeti mi olurmuş? Bütün arzumuz dünya, halkın bize bağlanması, itibar göstermesi... Şimdi Hak Teâlâ’nın muradına uygun olarak söz söyleyen ve Hak ile konuşan kimsenin sözlerinde, sırlar ve ruhlar üzerine tesir eden bir kahredicilik ve bir savlet vardır. Nefsin maksadına uygun olarak söz söyleyen kimsenin sözünde bir aşağılık ve bayağılık bulunur. Bu çeşit sözlerin halka bir faydası olmaz. Bu durumdaki birinin susması, konuşmasından hayırlıdır.”

 

“Çok zeki olmak (zekâsıyla tanınmayı istemek) miras olarak kibri bırakır.”

 

“Tevazû ne dünyada ne de ahirette, hiçbir kimseyi kendine muhtaç görmemendir. Hakk’ın fakire verdiği mansıb tevazudur. Fakir, tevazuu terk etti mi, tüm hayırları terk etmiş olur.”

 

“İnsanlarla muamele etmenin elbette iyi bir yolu vardır. Benim için nasıl bir tavsiyede bulunursun? İnsanlarla muamelemde nasıl amel etmeliyim? Sorusuna şöyle cevap verdi; “Eğer kesin olarak senin onlardan daha hayırlı olduğunu zannediyorsan, onlarla hiç muamelede bulunma.”

 

Abdullâh el-Haccâm ona “Kazanmayı (çalışmayı) terk etmek gerekir mi?” diye sorduğunda o: “Kazanmaya devam et. Çünkü insanların seni Hacamatçı Abdullah diye çağırması ârif ve zâhid Abdullah diye çağırmasından daha iyidir.” demiştir.

 

Hamdûn Kassâr

Hamide Ulupınar; İlk Dönem Melâmetî Şeyhlerinden Hamdûn Kassâr’ın Tasavvuf Anlayışı Marife 2017

 

***

 

“Bil ki; dünyada senin en değerli şeyin kalbin ve vaktindir. Eğer sen kalbini; geçici olan hazlardan korumaz ve vaktini Allah’ın kuvvetiyle yüksek derecelere ulaştıracak alanda değerlendirmezsen, hayatında işlediğin bütün hayırların heba olur gider ve hayatının maksadı elinden çıkar gider.”

 

“Sen sen ol, hayalini amellerinde hâkim kılmaktan, uzun emel besleyerek ümitlerin dalgalarına kendini kaptırmaktan uzak dur. Senin geçmiş hakkında ve daha gelmemiş olan şeyleri düşünmen, senin içinde bulunduğun vakitte yapman gerekenden seni alıkoyar.”

 

“Dinde aşırı gitmekten sakın! Zira bu, salih olan insanların değerini düşürmekten daha şerlidir. Dinde aşırı gitmek ve salih insanların kadrini düşürmeye çalışmanın ikisi de apaçık bir sapıklıktır. İnsanların değerini alçaltmaya çalışmak, insanlığa karşı bir düşmanlık olduğu gibi, Dinde aşırı gitme de, Allah’ın ilahlık hakkına karşı düşmanlıktır.”

 

“Lüzumsuz sözden, yemekten ve giyimden sakın.”

 

“Helal ve Haram konusuna, namaz ve dinin diğer vaciplerine, müstehab olana ve haram kılınanlara, mekruh ve mübah olana gelince, bunun hepsi vasıtaya ihtiyaç duyar. Çünkü Cibril (aleyhis selam) bile bir vasıtadır. Vahyi tebliğ etmiştir. Masum olan Rasul de (sallallahu aleyhi ve sellem); insanları uyarmış ve müjdelemiştir. İslam’ın evvelleri de bu dini korudular ve bize ulaştırdılar. Hakeza.. Bu konu meşhurdur, bilinir. Fakat Rububiyyet hususiyetlerine; yaratma, rızık verme, duaya icabet etme gibi hususlara gelince; Allah Azze ve Celle bizzat kendisi bunu yapar. Bu konuda O’nunla kulları arasında ne bir yakın melek ve ne de gönderilmiş olan bir Resul vardır.”

 

“İnsanların sana teşekkür etmeleri ve kötülemelerinin üzerinde durmamandır. Zira bu, insanı, Allah’a sığınmanın hakikatinden ve Tevhid’in cümlesinden uzaklaştırır. Ah ne kadar güzeldir, bu hakikatin zevkine varmak!”

 

“Sözlerinle ve amellerinle, asla insanların rızasını kazanmayı isteme. Zira insanların rızası asla sonu gelmeyecek olan bir hedeftir. Bugün insanları razı edersin, onlar da bundan ötürü sana teşekkür ederler, yarın, onlara kızarsın, bu kez de sana gazap ederler. Böylece senin ömrün olanların teşekkürlerini beklemeyle ve onların kınamalarının üzerinde durmakla geçer. Hâlbuki bu her ikisinin de hiçbir hakikati yoktur. Senin yapman gereken, Allah’a itaat olan bir şey karşına çıkarsa, bunu işle, velev ki bunun karşısında bin kişi seni kınasa da! Zira Allah Teâlâ, seni onların şerrinden koruyacaktır.”

 

İBNU’L-HABBAL EL-BA’LÎ / en-Nasihatu’l-Muhtassa; Trc. Mehmet Emin Akın, 2011